RÖPORTAJ: SONAY BODUR

1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Sonay BODUR. 1987 yılında Trabzon’da, memur bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim.
İlköğretim ve ortaöğretim eğitimimi Hacıahmetoğlu Ortaokulunda tamamladım. Lise eğitimimi
Trabzon İMKB Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi Bölümünde tamamladıktan sonra İstanbul
Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümünde eğitimime devam ettim. Ardından Trabzon Üniversitesi Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı, Eğitim Yönetimi alanında yüksek lisans eğitimimi
tamamladım.
2-Yazarlığa adım atmanızda ki asıl kırılma noktası ne oldu?
Aslında yazarlığa adım atmam tek bir anda gerçekleşen bir karar değildi. Çocuklarla iç içe
olduğum öğretmenlik yıllarımda onların hayal dünyalarını, meraklarını ve dünyayı keşfetme
biçimlerini yakından gözlemledikçe yazma isteğim giderek güçlendi. Çocukların dünyasına
yalnızca öğretmen olarak değil, yazdığım hikâyeler ve eserler aracılığıyla da dokunabileceğimi fark ettiğimde yazarlık benim için bir meslekten öte, bir anlatma ve iz bırakma yolculuğuna
dönüştü.
3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Yazdığım her satırın bir çocuğun hayal dünyasında küçük de olsa bir iz bırakabileceği
düşüncesi, benim için yazmanın en güçlü başlangıcı oldu.
4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve
üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
Çocukluğumda çok yoğun bir okuma alışkanlığım olduğunu söyleyemem. Ancak çocuk hikâyelerine
karşı her zaman ayrı bir ilgim vardı. 🙂 Kendimi hikâyelerin içinde buldum diyebilirim. Bazen
bir karakterin yerine kendimi koyar, bazen de hikâyenin devamını kendi hayal dünyamda
tamamlamaya çalışırdım. Sanırım bugün yazarken taşıdığım hayal gücünün ve çocukların dünyasına yakın anlatımımın temelleri de o yıllarda atıldı.
5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
Aslında beni yazarlığa yönlendiren belirli bir deneyim olmadı. Yazarlık benim için zaman
içerisinde, içimden gelen bir istekle ortaya çıktı.
6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
Bence iyi bir yazar olmanın en önemli şartı, öncelikle anlatmak istediği şeye gerçekten
inanmak ve samimi olmaktır. Bunun yanında hayal gücünün, gözlem yapmanın ve sabırlı olmanın da çok önemli olduğunu düşünüyorum.
7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
İlk kitabım “Renkli Fırçam” adlı çocuk boyama kitabım oldu. Ardından “Sonay Öğretmenle Adım
Adım Gelişim” isimli, çocukların gelişimini desteklemeye yönelik çalışmamı hazırladım. Üçüncü
kitabım ise çok yeni çıktı: “Mino ve Arkadaşları.” Bu kitabım benim için ayrıca heyecan
verici; çünkü çocukların hayal dünyasına hikâyeler aracılığıyla dokunmayı ve onlarla farklı
bir bağ kurmayı hedefliyorum. Her kitabımın benim yazarlık yolculuğumda ayrı bir yeri ve
anlamı var.
8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?
“Renkli Fırçam”da çocukların yaratıcılığını ve renklerle kurdukları bağı, “Sonay Öğretmenle
Adım Adım Gelişim”de gelişimlerini desteklemeyi, “Mino ve Arkadaşları”nda ise onların hayal
dünyasına ve duygularına dokunmayı amaçladım. Her kitabımın çıkış noktası farklı olsa da ortak noktam, çocuklara fayda sağlayacak ve onların dünyasında güzel bir iz bırakacak eserler ortaya
koymak.
9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa
yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?
Karakterlerimi oluştururken çoğu zaman çevremden ve kendi hayatımdan esinleniyorum. Örneğin
Mino ve Arkadaşları’ndaki Karamel ve Zeytin benim köpeklerim, Pamuk evimde yaşayan kedim, Mino
ise yazlık evimde karşılaştığım küçük bir karıncadan esinlenerek ortaya çıktı. 🙂 Bu nedenle
karakterler benim için sadece hayal ürünü değil, hayatımdan taşıdığım küçük parçalar da
diyebilirim.
10-Size ilham veren şeyler nelerdir?
Bana ilham veren en önemli şey hayatın kendisi. İnsanların duyguları, yaşadıkları, küçük
anlarda saklı kalan güzellikler ve bazen de hayatın içindeki zorluklar yazma isteğimi
besliyor. Çocuklarla geçirdiğim zamanlar da bana ayrı bir ilham kaynağı oluyor; onların
dünyaya bakışları, hayal güçleri ve saf duyguları bana farklı pencereler açıyor.
11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey
nedir?
Özellikle duygusal olarak yoğunlaştığım, bir şeyleri daha derinden hissettiğim zamanlarda
kelimeler kendiliğinden akmaya başlıyor. Bazen bir anı, bazen bir insan, bazen de günlük
hayatın içindeki küçücük bir ayrıntı yazmaya başlamam için yeterli olabiliyor.
12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
“Aslında ‘neden benim çocuk hikâyemi okumalılar?’ sorusunun en güzel cevabını, onu okuyan
çocuklar verebilir. Bu hikâyeyi yazarken çocukların hem keyifli vakit geçirmesini hem de hayal güçlerini kullanmasını istedim. Kitabımda dostluk, cesaret, merak ve iyilik gibi çocukların
dünyasında önemli bir yeri olan duygulara yer verdim.
13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
“Kitaplarımda öncelikle çocuklara güzel duygular bırakmayı ve onların hayal dünyalarına
dokunmayı amaçlıyorum. Dostluk, yardımlaşma, cesaret, merak, paylaşma ve iyilik gibi değerleri hikâyelerin doğal akışı içerisinde vermeye çalışıyorum.
Çocuklara bir şey öğretirken onların hayal kurma özgürlüğünü de korumanın çok önemli olduğunu
düşünüyorum. Bu nedenle mesajlarımı doğrudan öğüt vermek yerine, kahramanların yaşadığı
maceralar ve karşılaştıkları durumlar üzerinden aktarmayı tercih ediyorum.
En büyük dileğim, çocukların kitaplarımı okurken hem eğlenmeleri hem de farkında olmadan güzel değerler kazanmaları. Eğer bir çocuk kitabımı kapattığında biraz daha cesur, biraz daha
meraklı ve iyiliğin gücüne biraz daha inanırsa, benim için vermek istediğim mesaj yerine
ulaşmış demektir.”
14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?
“Yazar olmanın en zor yanı, bazen zihninizdeki duyguları ve hayalleri doğru kelimelere
dökebilmek. Bunun yanında zaman ayırmak ve üretken kalmak da zorlayıcı olabiliyor. Ben ise
sabırla yazmaya, kendimi geliştirmeye ve ilham geldiğinde onu ertelememeye çalışıyorum. Her
yazdığım eser, bana biraz daha cesaret ve deneyim kazandırıyor.”
15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
“Bazen ben de yazar tıkanıklığı yaşayabiliyorum. Böyle zamanlarda yazmaya kendimi zorlamak
yerine biraz uzaklaşıp zihnimi dinlendiriyorum.
16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara
anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?
“Kitaplarımı daha geniş kitlelere ulaştırmak için sosyal medya paylaşımlarına, kitap
tanıtımlarına ve okurlarla doğrudan iletişim kurmaya önem veriyorum. Bunun yanında söyleşi,
röportaj ve imza günü gibi etkinliklerde yer alarak hem kitaplarımı tanıtmayı hem de
okuyucularımla bir araya gelmeyi hedefliyorum.”
17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
Henüz yazarlık yolculuğumun başında olduğum için kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarına
katılma fırsatım olmadı. Ancak bu tür etkinliklerin yazar ve okuyucu arasında güçlü bir bağ
kurduğuna inanıyorum. İlerleyen süreçte bu buluşmalarda yer almayı ve okuyucularımla yüz yüze
bir araya gelmeyi çok isterim.”
18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz
var mı?
Şu an için üzerinde çalıştığım yeni bir projem bulunmuyor. Öncelikle mevcut kitabımın
okuyucularla buluşmasına ve bu süreçte edineceğim deneyimlere odaklanmak istiyorum.
19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?
“Beni en çok duygulandıran geri dönüşler, velilerimin kitabımı sahiplenmesi ve öğrencilerimle
birlikte sosyal medyada paylaşmaları oldu. Çocukların kitabımla buluştuğunu görmek ve
velilerimin bu anları benimle paylaşması benim için tarifsiz bir mutluluk. Bir öğretmen ve
yazar olarak, yazdıklarımın çocuklara ulaşabildiğini görmek beni daha da motive ediyor.”
20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak
istersiniz?
“Yazarlık yolculuğunun başındaki herkese en büyük tavsiyem, asla vazgeçmemeleri. Yazdıkları
bir sayfayı beğenmezlerse koparıp atabilir, yeniden yazabilir, kendilerini her defasında
geliştirebilirler. Önemli olan kusursuz yazmak değil, yazmaya devam etmek. Çünkü bazen en
güzel cümleler, vazgeçmediğimiz zaman ortaya çıkar. Kalemlerine ve hayallerine inansınlar,
asla vazgeçmesinler.”

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir