1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Güneç Aydın. 1976 yılında İstanbul’da doğdum. İl, orta ve lise eğitimimi aynı şehirde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Evliyim ve bir çocuk babasıyım. Eşim Dilek’le ailemizin üç değerli üyesi Hector, Sushi ve Simba’yla Ankara’da yaşıyorum.
2-Yazarlığa adım atmanızda ki asıl kırılma noktası ne oldu?
Çalışma hayatını noktalayıp emekli olmamla birlikte kalemi elime aldım. Bu gibi zamanlarda insan yıllarca neler biriktirdiğini fark ediyor. Ben de içimdeki kelimelere yol verdim.
3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Dönüp baktığımda işte bu diyebileceğim bir zaman yok ama anlatmak istedim. Dönüm noktası bu olmalı. Hep yaşamakla olmuyor, bazen yaşadıklarını anlatmalı ve aktarmalı insan.
4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
Mutlaka olmuştur. En sevdiğim yazar Stephen King olmuştur. Bunun dışında Bukowski, Vian, Melville vazgeçilmezim oldular. Ancak baş ucu kitabım Richard Bach’ın martısı olmuştur.
5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
Hissettiklerimi paylaşmak istediğimi gördüm.
6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
Ben kendi adıma yaşadıklarımı söyleyebilirim. Bir yazar çok okumalı. Sabit fikirli olmamak ve esnek olabilmek kaydıyla eserine sahip çıkmalı. Pes etmemeli. Maalesef edebiyat zincirinin en zayıf halkası seçici konumunda bulunan editörler ve yetkililer. Kimi zaman umursamaz davranışları, kimi zaman hadsiz ve çirkin yaklaşımları heves kırıcı noktalara ulaşabiliyor. Özellikle yeni yazmaya başlayan yazar adaylarına en büyük tavsiyem en çok kendi beğenilerine değer vermeleri. Yayınevlerinden gelen dönüşlerin çoğunun -ki burada küçük bir yüzdeden bahsetmiyorum- ya eseri hiç okumadan ya da ticari kaygılar güdülerek yapıldığını asla unutmamaları gerekiyor. Değerinize ve değerlinize sahip çıkın.
7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
İlk basılan kitabım ‘’Ay çiçekleri için uyku vakti’’ Ancak daha öncesinde kaleme aldığım ve dijital platformlarda basılan öykülerim oldu. Ayrıca Ayarsız Dergi ve KE Edebiyat derilerinde iki öyküm basıldı. Ayrıca kısa sürede basıma hazır hale gelecek iki dosyam daha var. Bunlardan biri gerilim-polisiye bir roman. Diğeriyse sürpriz olsun. Ama ilk kitabımı okuyanlar tam Güneç’in kalemi diyeceklerdir.
8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?
Ben hepimizin yaşamış olduğu ama çeşitli sebeplerle ötelediğimiz veya anlatma fırsatı bulmadığımız veya yazmaya gerek duymadığımız anları, olayları biraz kurgu biraz gerçeklikle harmanlayıp kâğıda aktarıyorum. Bir öykü bittiğinde içinde bana dair mutlaka bir şey olduğunu görüyorum.
9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?
Öykülerimi genelde yazım öncesi kurgulamam. Öykü bir yumruk gibi olmalı. Vurup yıkmalı. İlk yazım aşamasında virgüle dokunmadan yazarım ve bitiririm. Nihai dokunuşlar düzeltme aşamasında olur ancak bunlar da bütünü etkileyecek şeyler olmaz. Uzun eserlerde ise son ana kadar her şeye kapım açıktır. Benim tarzım için gerçekçi diyebilirim. Sakat kalmış bir çocuk, ölen bir köpek benim öykülerimde kaçınılan detaylar değildir. Tam tersine hayat aslında tam olarak bunlar üzerine kurulmuştur. Bugün insanlara geçmişe dair sorular sorsanız çoğu olumsuz anılarını paylaşır. Yazarların amacı güzelleme yapmak olmamalı. En azından ben öyle yapmıyorum.
10-Size ilham veren şeyler nelerdir?
Yolda yürüyen dalgın bir adam, uyuz olmuş bir köpek, dikkatsiz bir şoför, zamansız açmış bir bahar dalı. Yeter ki bakmayı bilelim.
11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?
Ben sabahları erken kalkarım. Dolayısıyla dünyanın sessiz olduğu zamanlar zihnim çok açık olur. Çoğu zaman ilk fikirler bu dönemde gelir ardından da yazmaya başlarım.
12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Bu soruya cevap verirsem okuyucuyu yönlendirmiş olurum ve onları beklentimi karşılama noktasına itmiş olurum. Ben severek yazdım. Okuyanlar da severse harika.
13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
Dediğim gibi bu soruya cevap veremem. Teşbihte hata olmaz; sanatçı burada ne dek istemiş sorusunun cevabı sanatçı olmamalı.
14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?
Ben hiç zorluk yaşamadım. Yaşadığım her süreçten keyif aldım. Elbette aksilikler ve kırgınlıklar oldu. Ama hayat kusursuz değil.
15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
Zorlamıyorum. O dönemlerde kendimi okumaya veriyorum. Genelde okumadığım tarzda kitaplar ve yazarları tercih ediyorum. Kimi zaman başka dillerde okumak faydalı oluyor.
16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?
Aslında bunun yazarlar yerine yayınevleri tarafından yapılması lazım. Ancak onlar da anlaşılabilir ticari kaygılardan dolayı yeni ve tanınmamış yazarlara yönelik hareket etmiyorlar. Sanırım her kitap okurunu bulur söylemini doğru buluyorum. İnsanları birkaç renkli gönderi veya birkaç sahte beğeni ile kandıramazsınız. Gerçek okuyucu kitabınızı sevdiğine tavsiye edebilecek, ikinci kitabınızı takip edecek kişidir.
17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
Yazar için önemli bir gösterge olduğunu düşünüyorum. Kendisinin okur gözündeki yerini en iyi anlayabileceği yer fuarlar. Elbette bu noktada yazarın beklentisinin ne olduğu da önemli. Ben kendi adıma niteliği ön planda tutuyorum. Üç yüz okuyucu olmasındansa üç okuyucuyla derin sohbet edip karaktaerlerin dedikodusunu yapmayı tercih ederim.
18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?
Evet. Şu anda tamamlanmak üzere olan iki dosyam var. O eserlerimi de en kısa zamanda okuyucuma ulaştırmayı arzu ediyorum.
19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?
Bazen insanların hayatlarına dair ufacık şeylere dokunduğumu görüyorum. O zaman doğru yaptığımı hissediyorum.
20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Kendinize karşı dürüst ve acımasız olun. Ancak size karşı eleştirenlere karşı eserinizi savunun. Unutmayın günahıyla, sevabıyla o sizin. Onu korumalısınız.


