RÖPORTAJ:HÜSEYİN YİĞİT YILMAZER

1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Hüseyin Yiğit Yılmazer. 4 Haziran 2009’da İzmit’te dünyaya geldim. Hakkımdaki en önemli bilgi
fanatik Beşiktaşlıyım :D. Ygt videoları adında bir YouTube kanalım var ancak YKS serüvenimden
dolayı biraz ara verdim. Daha hayatın başlarında olan bir liseli olduğum için öyle kabarık bir
özgeçmişim yok. 2021 senesinde 12 yaşımda yazdığım “Bilim Tarihine Yolculuk” isminde bir
araştırma-tarih kitabım ve bu sene çıkan “Bak Yoluna Kardeşim” adında bir şiir kitabım
bulunmaktadır. Yazmayı, okumayı, bitki yetiştirmeyi, üretmeyi severim. Küçük bir iskambil
koleksiyonum var, iskambiller ile sihirbazlık ve cardistry (kartlarla göze hoş gelen hareket yapma
sanatı diye tanımlayabilirim) ilgi alanımdaki diğer konulardır. Kendimle ilgili anlatacağım her şey bu
diyebilirim.
2-Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?
Yazarlığa adım atışım aslında öyle “Bir gece uyandım ve ben yazar olmalıyım” tarzı havalı bir şekilde
olmadı. İlk kitabımı yazdığım dönem Covid pandemisi vardı ve ben çok sıkılıyordum. Bir yandan da
bir fen projesi alacaktım. Aklıma projemi kitap yazmak olarak yapma geldi ve o zamanki fen hocam
Mehtap hocam bu fikri hoş karşıladı. Hocama bölüm bölüm kitabı attıktan sonra kitabı bastırma kararı
aldım. Yani hem sıkılmam hem de Mehtap hocamın desteği sayesinde ilk kitabım çıkmış oldu. Ama
asıl teşekkür edeceğim kişi tartışmasız babamdır. İlk kitabımı bastırmam için kredi çekti, Kocaeli
Kitap Fuarı’nda bana imza günleri ayarladı, işinden vakit ayırıp benim için koşturdu. Yani bugün iki
kitabı olan genç bir yazar isem bu tamamen babam sayesindedir. Ona sonsuz şükran borçluyum.
3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Demin anlattığım hikâye ile “Bilim Tarihine Yolculuk” doğdu. Ancak “Bak Yoluna Kardeşim”in
hikâyesi tam öyle değil. Aslında ilk başlarda kendi kendime şiirler yazıp kenara atıyordum. Sonra
artık liseye geçince ve lisede de bir kitap çıkartmak isteyince yeni bir proje çıkarmaya karar verdim.
Önce Atatürk hakkında bir tarih kitabı yazmak istedim ancak “Sen kimsin de tarih kitabı yazacaksın”
diye kendimi tabiri caizse yetersiz görünce bu fikrimden vazgeçtim. Ardından bir roman yazma kararı
aldım ve bu konuda da daha erken olduğunu düşündüm. Sonra aklıma şiir kitabı çıkartmak geldi.
Çünkü hem kenarda birkaç şiirim vardı hem de o dönemde seri üretim yapar gibi şiir yazıyordum ve
bu işe yoğunlaştım. Bak Yoluna Kardeşim bu şekilde doğmuş oldu.
4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve
üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
Şu an hâlâ genç olduğum için öyle aman aman söz edeceğim bir etki yok ancak ilk kitabımda Özkan
Öze’nin (Tarık Uslu mahlasını da kullanır ve bu kitabı bu mahlasla çıkartmıştır) Bilim Öyküleri kitabı
hem ilham kaynağım hem de ana kaynakçam olmuştur. Çocukken deli gibi Tarık Uslu’nun “Şu
Acayipler” serisini okurdum ve eğer küçük çocuğunuz varsa şiddetle tavsiye ediyorum. Zorla okutun
gerekirse gerçekten muazzam kitaplar. Yani yazarlık maceram Öze sayesinde başladı desem yeridir.
İdolüm bir nevi. Şu an ise kendimi hikâye alanında geliştirmeye çalışıyorum. Özellikle “Sait Faik
Hikâye Armağanı” alan eserleri ve Abasıyanık’ın kitaplarını okuyorum. Şu anki idolüm Abasıyanık
diyebilirim. En büyük hayallerimden biri de Sait Faik Hikâye Armağanı kazanmak. İnşallah günün
birinde kazanabilirim.
5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
Demin de bahsettiğim gibi, hocam ile fen projemin bu konu üzerine olasına karar vermem ve içimdeki
yazma aşkım ile yazarlık kariyerime başlama karar aldım. Gerçi ben daha kendime yazar demeyi
doğru bulmuyorum. Biraz daha yolum var bence.
6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
Öncelikle iyi yazar olmak bence biraz Allah vergisi olan bir şey. Yani ben Orhan Kemallerin, Necip
fazılların vs iyi yazmak için çaba harcadığını düşünmüyorum. Bu gibi üstatlarda Allah vergisi bir
yetenek var. Ama tabii ki illa şart söylemem gerekirse öncelikle yazdığınız eserlerin halkın damarına
uyması lazım. Yani “Sanat toplum içindir”i kabul etmeniz lazım. Açık konuşayım, halkın damarını
yakalayamadığınız eserlerinizde mürekkep kâğıdı kirletmekten başka bir şey yapmaz. Biraz sert bir
cümle olmuş olabilir kusura bakmayın ancak ben açıkçası böyle düşünüyor ve bunu uygulamaya
çalışıyorum. Eserlerimde halk dili ile sanat yapıyorum. Ve tabii ki o klasik cümleyi kurmazsam tarih
beni affetmesin “Bol bol okumak gerek”. Bu gerçekten önemli. Bu sayede gerçekten gelişiyorsunuz,
benim anlatmama gerek yok zaten siz değişimi fark edeceksiniz. Ve bir defteriniz olsun, oraya ufak
şeyler yazın. Şiir olur, küçük hikâye olur, betimleme paragrafları falan olur yazın. Yazdıkça
gelişirsiniz. İlla Allah vergisi yeteneğe gerek yok. Çalışırsanız başaramayacağınız iş yok, yazarlık da
dahil.
7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
İlk kitabım araştırma-tarih kitabı olan “Bilim Tarihine Yolculuk”. Ancak asıl öne çıkmasını
istediğim eserim yeni çıkarttığım şiir kitabım olan “Bak Yoluna Kardeşim”. 2022’den beri
biriktirdiğim şiirlerimi topladığım iki gözümün çiçeği bir kitap. Kitabın ön sözünde de
bahsettiğim burada da bahsedeyim, edebiyatımızdaki Necip Fazıl, Atillâ İlhan, Cahit Sıtkı,
Cemal Süreya gibi büyük üstatların en azından en kötü eserleri ile kıyas edilebilecek (ki ben
asla bu iddiada bulunup bahsi geçen ve o klasmanda bulunan üstatlara saygısızlık edeme bu
tamamen sizin takdirinize kalmış bir şey) ve sizlerin seveceği tarzda şiirler kaleme almayı
amaçladım.
8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?
Benim şiirlerimin ana kaynağı tamamen yaşadıklarım. Ben şiirin hayattan geldiğine yani her şiirin bir
yaşanmışlığın eseri olduğuna inanır ve “Her şiirin, şiiri kaleme alan şair dışı başka bir şairi vardır”
derim. Zaten “Bak Yoluma Kardeşim”de de bu argümanımı destekleyen gırla şiirim var. Kısaca ana
etkenim kaderim.
9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım
sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?
Burada soruyu “karakter” yerine “şiir” sorulduğunu düşünerek cevaplarsam şiirden şiire değişiyor.
Bazısında masaya “Bugün aşk şiiri yazacağım, şu şu şu konu üzerine olacak ve şunlardan
bahsedeceğim” diyorum. Hatta bazen aklıma bir kıta veya dize hatta yalnızca bir kelime geliyor ve şiir
bu belirlenen şeyin etrafında dallanıp budaklanıyor. Ancak bazen “Bugün toplum eleştirisi
yazacağım” diye masanın başına oturuyorum ancak son noktayı koyunca bir bakmışım yalnızlık
üzerine bir şiir olmuş. Duruma göre değişiyor yani.
10-Size ilham veren şeyler nelerdir?
Kaderim. Ben ekmeğimi yaşantımdan yerim. Kalemimden kâğıda yaşadığım şeyler akar.
11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey
nedir?
Valla açıkçası eğer üzgünsem ve vakit gece vakti ise felaket bir ilham bombardımanına tutuluyorum.
En çok yazdığım vakit üzgün olduğum geceler diyebilirim. Hatta onun için şiirlerimi tarihleri ile
yayınlamaya çalışırım. Okuyucu “Demek ki Yiğit bu tarihte bu duyguyu yaşamış” desin isterim.
Okurla bütünleşmek isterim. Onun dışında çok sıkıldığım derslerde (özellikle 10. Sınıfın neredeyse
her fizik dersinde yazardım çünkü fiziği hiç sevmezdim) kafamı dağıtmak için okul çantamda daima
taşıdığım defterimi çıkarır bir şeyler karalarım. Arada Seka Park’a gidip orada da bir şeyler
yazıyorum. İnsana ilham gelsin diye yapılmış bir yer adeta Seka Park.
12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Öncelikle benim kitabımı okumanız demek 17 yaşında bin bir zorluk ve emekle kitap
çıkarmış ve ileride bir yerlere gelmek isteyen bir gence yapabileceğiniz en büyük yardımı
yapmak demek. Eğer bir potansiyel görürseniz ileride de destek olmaya devam etmeniz
demek. Belki ileride hedeflerime ulaşırsam “Ben bunu daha kimse tanımazken tanıyordum”
diye hava atabilecek olmanız demek:D. Şaka bir yana kitabımı okuyup beğenip eşinize
dostunuza önerirseniz bana gerçekten çok destek olursunuz. Ve bunu demeyi hiç sevmiyorum
kendimi beğenmiş gibi hissediyorum ancak şiirlerimin güzel olduğunu da düşünüyorum.
Yani kalite okumak isterseniz buyurunuz efendim:)
13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
Açıkçası bazı şiirlerim kâğıt ile dertleşmek için yazdığım şiirler. Yani öyle bir ana fikri yok.
Ama ana fikri olan şiirlerimde genelde yapılan haksızlıklara sessiz kalmamak, her şeyi kafaya
bakmamak (zaten kitaba adını veren şiir “Bak Yoluna Kardeşim” bunu anlatıyor), ölümyaşam ile ilgili tavsiyeler, ahiret inancı, vatanperverlik gibi ana fikirler var diyebilirim.
14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?
“Yazar olmanın şu yanı zor” dersem bugüne kadar kaleme aldığım her harf gelip benim
yüzüme tükürür. Yazmak benim ruhumdaki yaralara sürdüğüm en güçlü merhemlerden.
Yazmak ile ben en yakın dostum ve en büyük dertdaşım kâğıtla iletişim kurabiliyorum.
Yazarak ben kendimi hiç hissetmediğim kadar özgür hissediyorum. Ki zaten bir yazar eğer bu
işte bir zorluk görüyorsa “Kardeşim kimse sana silah zoruyla bu işi yaptırmıyor” demek tüm
okurların en büyük hakkıdır. Yazmak bu hayattaki yüklerimi paylaştığım bir yoldaşım, bir
kardeşim. Ben nasıl bir beladan bahseder gibi bu konuda “zorluk” gibi bir kavramdan
bahsedebilirim? Asla bir zorluğu yok.
15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
Ağaç mevsimi dışında meyve vermez, çiçek mevsimi dışında açmaz. Eğer zorla ağacı meyve vermeye
veya çiçeği açmaya zorlarsanız elde edeceğin ürün kalitesiz olur, bitki zarar görür. Yazarlar da birer
bitkidir. Mevsiminde açar. Mevsimi dışında yazara zorla bir şey yazdırmak istersen ortaya güzel bir
eser çıkmaz ya da yazar zarar görür. Böyle durumlarda en iyisi beklemektir. Beklerim. Zaten ilham bu
dostunu çok yalnız bırakmayı sevmiyor, sık sık uğruyor bana.
16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne
gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?
Elimden geldiğince diğer yazarlarla iletişimde olmaya çalışıyorum. Benden daha tecrübeli
yazar abi ve ablalarımdan tavsiyeler alıyorum. Bu alana ilgi duyanlara ve ilgi duyanların
olduğu alanlara eserlerimi tanıtmaya çalışıyorum. Fikirlerimi anlatmak için de zaten
halihazırda bulunan YouTube kanalımı ve Instagram adresimi kullanıyorum. İnsanlarla bazı
konularda sohbet edip hem onlardan kendime bir şeyler katıyorum hem de onlara bir şey
katmaya çalışıyorum. Ayrıca mümkünse röportaj vermeye ve fuarlara katılmaya çalışıyorum.
17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve
okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
Fuar deneyimini iki defa tecrübe etmiş biri olarak şunu diyebilirim, özellikle yeni yazarlar
için fuarlar bulunmaz Hint kumaşıdır. Kendinizi tanıtma şansınız oluyor, yeni kişilerle
tanışabiliyorsunuz, cebinize muhtemelen yayınevlerinden kolay kolay kazanamayacağınız
kadar para giriyor, eğleniyorsunuz, başka yazarlar ile kitap takas edebiliyorsunuz… Hele o
kitap imzalarken hissettiğiniz hazzı başka bir şey kolay kolay hissettiremiyor. Yani gerçekten
bir yazar için en iyi şey olabilir kitap fuarları.
18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?
Aktif olarak Bak Yoluna Kardeşim’den önce de yaptığım gibi şiirler kaleme alıyorum ve
kenara atıyorum. Beğendiğim ve şansı olduğunu düşündüklerimi yavaş yavaş dergilere
yollamaya da başladım. Şimdi YKS sürecim olacağı için çok üretken olamayacağım ancak
ileride Allah nasip ederse bir hikâye kitabı çıkartmayı gerçekten çok ama çok istiyorum.
Zaten aynı şiirlerde yaptığım gibi bazen hikâye de yazıp kenara atıyorum. Bakalım kader bize
neler gösterecek.
19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?
Pek tabii ki çok fazla yakınımdan ve değerli kişiden olumlu dönüşler aldım ancak benim için
açık ara en değerli olanı sayın Osman Pamukoğlu’ndan aldığım geri dönüştü. Hâlâ anlatırken
duygulanır ve gururlanırım. Pamukoğlu Kocaeli Kitap Fuarına geldiği zaman Bilim Tarihime
Yolculuk kitabımı Paşamıza hediye etmiştim. Normalde çoğu bilindik yazar “Ah canım
teşekkürler” deyip kitabı yanındakilere vererek arkaya diğer hediyelerin yanına atardı ya da
kenara iterdi. En iyi ihtimalle fotoğraf çekerken ben onların kitabını onlar benim kitabımı
tutarlardı. Pamukoğlu ise benden numaramı istedi ve geri dönüş yapacağımı söyledi. Gel
zaman git zaman bir akşam yemek hazırlığı yaptığımız sırada yabancı bir numara beni aradı.
Aklıma Paşamız geldi ve “Acaba” diyerek balkona koşup telefonu açtım. Telefondan “Alo!
Ben Osman Pamukoğlu” diye bir ses geldi. Allah dedim Allah! Heyecanla “Buyurun” deyip
Paşayı dinlemeye başladım. Ve bana hayatımda duyduğum ve bir daha beni bu kadar bir şey
gururlandırır mı bilemediğim şu sözü söyledi, “Benim sana tavsiye vermeme gerek yok, sen
zaten 12 yaşında her şeyi çözmüşsün”. Üstüne birkaç tavsiye daha vermeyi Paşamız ihmal
etmedi ve ardından telefonu kapadı. Bu kadar büyük bir şahsiyetin beni övmesi, “Sen
halletmişsin” demesi, hepsini geçtim beni arama zahmetinde dahi bulunması benim alıp
alabileceğim en güzel geri dönüştü. Buradan tekrar sayın Paşamız Osman Pamukoğlu’na
saygılarımı ve sevgilerimi iletiyor ve sonsuz şükranımı sunuyorum.
20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Ben de daha bu yolun başında olduğum için tavsiye vermesi gereken değil alması gereken
tarafta olduğumu düşünüyorum. Naçizane birkaç şey diyecek olursam dostlarımın hiçbiri
yazmaktan korkmasınlar. Kâğıtlar, bir insanın tamamen özgür olabildiği tek alandır. Bu lütfu
kullanmaktan asla çekinmeyin ve yazabildiğiniz kadar yazın. Saygılarım ve sevgilerimle,
kalın sağlıcakla
H.Y.Yılmazer

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir