1📌 Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
1988 yılında Aydın’ın ücra bir köyünde doğdum. Çocukluğum, suskunluğun ve bastırılmış duyguların hâkim olduğu bir ortamda geçti. Yazmak benim için çok erken yaşlarda bir kaçış alanıydı; zamanla kendimi ifade edebildiğim tek dile dönüştü. Bugün iki kitabın yazarıyım ve aynı zamanda dijital dünyada üretim yapan bir yapının kurucusuyum. Hayatım boyunca sustuğum yerde yazmayı seçtim.
2📌 Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
En büyük dönüm noktası çocukluğumdu. Konuşmanın mümkün olmadığı, duyguların bastırıldığı bir ortamda büyümek beni ister istemez iç dünyama yöneltti. Yazı, o iç dünyanın dışarı çıkabildiği tek yerdi. Yıllar içinde yazmaktan uzaklaştığım dönemler oldu ama her geri dönüşüm, aslında kendime dönüşüm oldu.
3📌 Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?
Yayımlanan ilk eserim Babam’a Mektup. Ardından Benden Geriye Kalanlar geldi. Aslında çok daha önce, çocukluğumda yazmaya başlamıştım; defterler, notlar, saklı metinler, şiirler, denemeler hep vardı. Ama Babam’a Mektup, yazdıklarımı ilk kez görünür kılmaya cesaret edebildiğim eser oldu.
4📌 Bu ilk adım size ne hissettirdi?
Kırılganlık ve özgürlük duygusu bir aradaydı. Yazdıklarımı paylaşmak, sakladığım bir yanımı görünür kılmak demekti. Bir yandan çok savunmasız hissettirirken, diğer yandan büyük bir hafifleme yarattı. Sanki uzun süredir içimde tuttuğum bir yükü nihayet yere bırakmış gibiydim.
5📌 Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
Sessizlik, bastırılmış duygular, öfke, kırılganlık ve iyileşme metinlerimde sıkça tekrar eden temalar. Karakterlerim birebir beni anlatmıyor ama çoğu, hayatta susturulmuş ya da görmezden gelinmiş duyguların temsilcisi. Onlar aracılığıyla insanın iç dünyasında olup bitenleri görünür kılmaya çalışıyorum.
6📌 Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
Babam’a Mektup’ta yer alan birçok duygu benim gerçek hislerimden besleniyor. Benden Geriye Kalanlar’daki Ayla ile ise birebir aynı şeyleri yaşadım diyemem; ama duygusal olarak çok benziyoruz. Onun kırılganlığı, öfkesi ve suskunluğu bana çok tanıdık. Yazarken karakterlerden çok, duygularla yakınlık kuruyorum.
7📌 Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
Babam’a Mektup, yüzleşme ve iç hesaplaşma üzerine kurulu bir metin. Daha doğrudan, daha çıplak bir anlatımı var.
Benden Geriye Kalanlar ise daha parçalı ve içsel; suskunluklara, kayıplara ve geride kalan duygulara odaklanıyor. İki kitap da farklı biçimlerde ama aynı yerden konuşuyor.
8📌 Bu kitapların sizin için anlamı nedir?
Bu kitaplar benim için birer sonuç değil, birer süreç. Kendime söylediğim ama yüksek sesle söyleyemediğim cümleler. Aynı zamanda cesaretin ve kırılganlığın sembolü. Yazmak kadar, yazdıklarımı paylaşabilmek de benim için büyük bir eşikti.
9📌 Yazarken size ilham veren şey nedir?
İnsanların çoğu zaman dile getiremediği duygular beni besliyor. Bastırılan öfke, ertelenen yas, söylenemeyen cümleler… Hayatın içinde sessizce taşınan ama çok ağır olan duygular. Yazı benim için bu sessiz yükleri görünür kılmanın bir yolu.
10📌 Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
Bir duygu içimde uzun süre kalıyorsa ve gitmiyorsa, yazıya dönüşüyor. Bazen bir cümle, bazen tek bir his… Eğer içimde yankılanmaya devam ediyorsa, onu yazmadan susturamıyorum.
11📌 Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
Keskin bir üretim rutinim yok. Yazmak benim için belli saatlere ya da planlara bağlı bir eylem değil. Bazen uzun süre yazmam ama içimde biriktiririm; bazen de kısa bir anda çok yoğun yazarım. Yazı, benim için disiplinli bir görevden çok, içsel bir çağrı.
12📌 Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
Belirli bir saatim ya da ritüelim yok. Sessizlik ve yalnızlık benim için yeterli. Bazen gece, bazen gün ortasında yazıyorum. Yazı ne zaman gelirse, onu geri çevirmemeye çalışıyorum.
13📌 Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?
Kendimle yüzleşmek. Bazı duygularla tekrar tekrar karşılaşmak kolay değil. Yazarken insanın kendine yalan söyleme ihtimali kalmıyor. En zorlayıcı tarafı da bu dürüstlük hâli.
14📌 Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
Oldu. Uzun yıllar yazmadığım dönemler yaşadım. Hayatın başka yükleri, başka sorumlulukları araya girdi. Ama yazı hep bir şekilde geri çağırdı. Vazgeçtiğimi sandığım anlarda bile içimde bir yer yazmaya devam ediyordu.
15📌 Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?
Suskunluk iyileştirmez. Bastırılan duygular yok olmaz, sadece daha ağır hâle gelir. Yazdıklarımda vermek istediğim temel mesaj şu: Konuşmak, paylaşmak ve yüzleşmek bir zayıflık değil; aksine büyük bir cesaret.
16📌 Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
“Yalnız değilim” duygusuyla. Okuyan biri kendi hislerini metinde bulabiliyorsa, o yazı amacına ulaşmış demektir.
Aynı zamanda okurun, kendi duygularına biraz daha şefkatle bakabilmesini isterim. Metin bittikten sonra bile, bazı cümlelerin içinde onunla yürümeye devam etmesini diliyorum.
17📌 Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Çünkü kitaplarım kusursuz hayatlar anlatmıyor. Kırılgan, eksik, bazen öfkeli ama gerçek hikâyeler var.
Okurla yukarıdan konuşan değil, yan yana duran bir dil kurmaya çalışıyorum. Kendini yargılanmadan görebileceği, duygularını saklamak zorunda kalmayacağı bir alan açmak istiyorum.
18📌 Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
Yazıyı bir vitrin değil, bir temas alanı olarak görmem. Gösterme derdim yok; anlama ve anlatma derdim var.
Metinlerimde süslenmiş cümlelerden çok, sahici duyguların kalmasını önemsiyorum. Okurla kurulan bağın da buradan doğduğuna inanıyorum.
19📌 Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?
Önce kendiniz için yazın. Beğenilme ya da kabul edilme kaygısını mümkün olduğunca kenara bırakın. En sahici metinler, sansürsüz olanlardır.
20📌 Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?
“Kimse okumayacak olsa bile yaz; çünkü asıl mesele okunmak değil, kendine sadık kalmaktır.”

