Zaman Koleksiyoneri.. Hüseyin Gökdeniz Özertaş

1) Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Hüseyin Gökdeniz Özertaş. 2003 yılında Konya’da doğdum. İlk ve orta eğitimimi İstanbul’da tamamladım. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi 4. sınıfında lisans eğitimime devam etmekteyim. İşletme Fakültesi Kültür Kulübü’nce yayımlanan Üç Nokta Kültür, Sanat & Edebiyat dergisinde röportaj direktörlüğü görevini yürütmekteyim. Bu görevim esnasında Serkan Türk, Kerem Eksen, Öner Erkan ve Tuğçe Şenoğul gibi yazar, oyuncu ve müzisyenlerle söyleşiler gerçekleştirdim.

Ortaokul son sınıftayken şiir yazmaya başladım. Lise öğrenimim sırasında da bu uğraşıma devam ettim. Şiir denemelerimin edebiyat öğretmenleri tarafından teşvik edilmesi neticesinde şiir yazmaya daha fazla odaklandım. Amatör düzeyde nümismatik, müzik ve fotoğrafla ilgilenmekteyim. Yazdığım şiir, deneme ve öyküler ile çektiğim fotoğraflar Üç Nokta Kültür, Sanat & Edebiyat dergisinde yayımlanmıştır. Pikaresk Yayınevi’nden çıkan Zaman Koleksiyoneri ilk kitabımdır.

 

2) Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
Beni şiir yazmaya başlatan olaylar ortaokul son sınıfta başıma gelmiştir. Bunlardan ilki, bir kıza âşık olup onun dikkatini çekebilmek için kitap okumaya başlamamdı. İkincisi, babamın bana söylediği “Senin yaşındaki çocuklar şiir yazıyor, sen hiçbir şey yapmıyorsun.” cümlesi üzerine şiir yazmaya başlamamdır. Üçüncü olay ise Türkçe dersinde verilen bir proje vasıtasıyla Can Yücel ile tanışmamdır. Bu olayların garip tarafı, hepsinin iki-üç hafta içerisinde peş peşe yaşanmış olmasıdır.

 

3) Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?
Evet, Zaman Koleksiyoneri yazarlık yolculuğumda kaleme aldığım ilk eserdir.

 

 

4) Bu ilk adım size ne hissettirdi?
Bu eser benim için bir başlangıçtır, belki de bir sondur. Ancak ortaokuldan beri emek verdiğim bir ilgi alanının böyle fiziksel bir şeye dönüşmesinden mutluyum. Kitabı çıkarırken acemiliğin ve biraz da aceleciliğin getirdiği bazı hatalar yapmış olabilirim. Ancak ömrüm el verirse, bunlar üzerinden çıkaracağım derslerin çok önemli olduğunu ve bu alanda daha önce hiç bulunmamış biri olarak bana iyi bir tecrübe kazandırdığını düşünüyorum.

 

5) Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
Şiir içerikli bir eser olarak işlediğim temalara bakacak olursam; zaman, ölüm, aşk ve yalnızlık temalarının ağırlıkta olduğunu söyleyebilirim. Bunun dışında, kendi kişisel hayatıma ait ya da İkinci Dünya Savaşı ve Türk Kurtuluş Savaşı üzerinden işlediğim savaş temalı şiirlerim de mevcuttur.

 

6) Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
Bu soruya şöyle cevap verebilirim: Kitabın başına İlhan Berk’ten bir alıntı koydum. Alıntı şuydu:
“Her şiirde, dünyanın yaşamından bir anı görürüz.”

Bu alıntıyı koymamın nedeni, yazdıklarımın hem kendi yaşamımda hem de insanlık tarihinde görülmüş olması ve insana ait olmasıdır. Yani şiirin kaynağını başka bir yerde aramamak gerekir. Ayrıca söz konusu olan benim yazdığım şiirler olunca, kendimi o karakterlerin içinde bulduğum da oluyor.

 

7) Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
Şu ana kadar yayımlanmış tek kitabım var; o da ilk şiir kitabım olan Zaman Koleksiyoneri. Bu kitap, bugüne değin yaşadığım olaylar, hissettiğim duygular ve okuduklarım üzerine yazılmış şiirlerden oluşuyor. Kitabı okumaya başladığınızda zaman, ölüm, aşk, savaş ve daha pek çok konuda yazılmış şiirlerle karşılaşacaksınız.

 

8) Bu kitapların sizin için anlamı nedir?
İlk kitabım olması dışında başka bir önemi olup olmadığını zaman gösterecek. Bu kitabın yayımlanmasında biraz acele ettim; çünkü İlhan Berk’in de dediği gibi “Beklemek ölümdür.” Gelecek günlerin belirsizliğini kötüye yorarak acele ettim. Ancak bu kararımdan çok da pişman değilim. Bu aceleciliğin ve acemiliğin bana sonraki zamanlar için bir tecrübe katacağını düşünüyorum.

 

9) Yazarken size ilham veren şey nedir?
Bana ilham veren ana kaynak aşktır. İnsan yaşamında bir şeyin varlığına inanırım ve o inandığım şeyi “fark etmeler” olarak adlandırırım. İnsan, farkına varan bir varlıktır ve aşk da insanın farkına vardığı şeylerin büyüklüğünü ve sıklığını artırır. Şiir, bence bu fark edişlerin yazıya dökülmüş hâlidir. Aşk bu yüzden şiiri sahici kılar ve ona kaynak oluşturur. İlham verir. Ben bir kadına âşık olmadan yazdığım şiirlere güvenmem; eğer iyi olduklarını düşünüyorsam da bunu önceki bir aşktan arta kalan kırıntılar olarak değerlendirerek güvenirim. Nihayetinde benim kaynağım aşktır.

 

10) Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
Bu anı, yukarıdaki soruda bahsettiğim fark etmelerle açıklayabilirim. Okuduğumuz yazarlar, yaşadıklarımız ve öğrendiklerimiz zihin dünyamızda bir potada erir ve kâğıda dökülecek bir anı bekler. O an, yazıya dökülecek şeyin farkına varılmasıyla ortaya çıkar. Aşk ise bu süreci biraz hızlandırır.

 

11) Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
Belirli bir rutinim olduğunu hiç düşünmedim. Ben okuduklarıma, kitaplara ve aşka dayanarak yazarım.

 

12) Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
Hayır. Ne belirli bir saatim ne de bir ritüelim var. Bazen fakültede ders esnasında yazarım, bazen dışarıda herhangi bir anda aklıma bir şey gelir ve defterimi çıkarıp yazarım. Daha sonra müsait bir ortam bulduğumda, yazdıklarımı güçlendirmeye çalışırım. Bu süreç bazen saatlerimi, bazen aylarımı, bazen de yıllarımı alır.

 

13) Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?
Uzun süre edebî metinlerden, aşktan, doğadan ve yaşamdan uzak kalırsam yazmakta çok zorlanırım. Çünkü ne yeni bir bilgiye, ne bir duyguya, ne bir yaşanmışlığa ne de doğanın güzelliğine temas edebiliyorsam, nasıl bir şey üretebilirim bilmiyorum.

 

14) Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
Evet, zaman zaman çok oldu ve bu dönemler uzun sürdü. Bu boşluk ve umutsuzluk hâli, liseden üniversiteye geçişimde ve üniversitenin birinci sınıfında çok etkiliydi. Ancak yaşadıkça ve gördükçe şiir hep beni dürttü; içimden hep bir şeyler yazmak geldi. Ben de yeniden yazmaya başladım.

 

 

 

 

 

 

15) Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?
Burada dikkat çekmek istediğim konuları sıralamam gerekirse, kitabın da isminden anlaşılacağı üzere öncelikle zaman mefhumuna değinmeliyim. Zaman, benim için çok önemli bir kavramdır. Küçüklüğümden beri en çok kafayı taktığım konudur. Pek çok şiirde zamana değinmeye çalıştım ve genelde zamanın yüceliğini anlatmak istedim.

Bunun dışında ölüm mefhumu da hayatımda çok önemli bir yer tutuyor. Nurullah Ataç’ın ölüm üzerine yazısını okuduğumdan beri bu konuda huzurumu kaybettim ve sürekli ölüm üzerine düşünmeye başladım. Ölüm mefhumu da kitabımda en çok dikkat çekmeye çalıştığım konulardandır.

Bu iki kavram dışında savaş, yalnızlık, aşk vb. pek çok konuya değinen şiirler yazdım. Ayrıca kitapta Cumhuriyet ve Kurtuluş Savaşı’nı işlediğim birkaç şiire de rastlanacaktır.

 

16) Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
Bunu şöyle açıklayabilirim: Bu yazma sürecinde istediğim tek şey edebî niteliğe sahip çıktılar elde etmekti. Eğer insanlar tarafından böyle görülürsem kendimi başarmış sayarım. Okuyucunun aklında ne kalacağını ya da neyle kalacağını hiç düşünmedim. Ancak kitabı bitirdiklerinde, edebî niteliğe sahip bir şey okuduklarını düşünebilirlerse mutlu olurum ve herhalde bunu isterim.

 

17) Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Zaman, ölüm, aşk, savaş vb. pek çok konuya ilgi duyan ve şiir okumayı seven herkes, bu kavramların benim kelimelerimle ve benim fark edişlerimle yorumlanmış hâllerine ulaşabilir.

 

18) Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
Kitabımda, diğer şiirlerde de sıkça görülebilecek temaları ve konuları işlemiş olabilirim. Ancak bu konuları kendi kelimelerimle, kendi yaşadıklarım ve okuduklarım üzerinden, kendi zihin dünyama göre yorumladım. Yukarıda da bahsettiğim gibi, bu şiirler benim fark ettiklerim üzerinden bir okuma sunmaktadır.

 

 

 

 

 

 

19) Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?
Aslında ben de bir yazar adayıyım ve 22 yaşında biri olarak kesin yargılarla konuşabilecek bir konumda değilim. Ancak kendi yaptıklarımdan bahsedebilirim. Dünya görüşü, ülke ve akım fark etmeksizin elime geçen her yazarı okumaya çalıştım. Farklı kelimeleri, edebî bakış açılarını, kurulan cümlelerin üslubunu ve biçimini görmenin beni çok geliştirdiğini düşünüyorum.

 

20) Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?

Öncesinde bolca oku ki kelimelerin ve düşüncelerin arasından sana ait olanı bulabilesin.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir