-
Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Eylem Başman. Yaklaşık 20 yıldır kişisel gelişim, yaşam koçluğu yapıyorum. İnsanların kendi içsel rehberlerini bulmalarına yardımcı olmak benim için bir yaşam amacı. Yazarlık ise hayatıma yeni giren bir yolculuk. Bu yola çıkmamın en önemli nedeni, insanlara içsel yolculuklarında rehberlik edecek bir kaynak sunmak istemem oldu. Yazmak benim için bir ifade biçimi olmanın ötesinde, kendi keşfimi başkalarıyla paylaşma aracı. Okuyucularımın beni sadece bir yazar değil, aynı zamanda iç yolculuklarında onlara eşlik eden samimi bir dost olarak görmesini dilerim.
- Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
Yazmak, benim için hep bir tutku oldu. Küçüklüğümden beri hikâyeler yazmayı severdim, hatta çocuklarıma kendi yazdığım hikâyeleri anlatırdım. Çocuklarım sık sık, “Anne neden bir kitap yazmıyorsun?” diye sorardı. kişisel gelişim alanında bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu fark ettim ve yazmaya karar verdim. Yazarlığa yönelmem, edindiğim bilgiyi sadece kendime saklama lüksüm olmadığını anladığım o anda başladı. Bu, bir sorumluluk ve paylaşma dürtüsüydü.
- Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?
Evet, 7 Nokta yayımlanan ilk kişisel eserimdir. Her ne kadar uzun yıllardır günlükler, kişisel denemeler ve notlar tutuyor olsam da, bu kadar derin bir konuyu kitap formatında ve bir yayın evi etiketiyle okuyucuya sunmam ilk defa bu eserle gerçekleşti. İlk eserimin tam olarak kalbimin ve ruhumun derinliklerinden çıkan bir konu olması benim için çok anlamlı.
- Bu ilk adım size ne hissettirdi?
Bu ilk adım, tarif edilemez bir minnettarlık ve hafiflik hissettirdi. Sanki içimde uzun süredir saklanan büyük bir sırrı nihayet dünyaya emanet ettim. İlk eserimi elime aldığımda hissettiğim o dokunuş, yıllarca süren emeğin somutlaşmasıydı. Bu, sadece bir kitap basımı değil, kendimi yazar olarak kabul etmemin bir tasdikiydi. Aynı zamanda büyük bir heyecan ve sorumluluk da getirdi.
- Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
Eserlerimde tekrar eden temel tema, “dönüşüm” ve “içsel güçtür.” 7 Nokta bir kurgu eseri olmasa da, kitaptaki her bölüm ve her çakra, aslında birer karakter gibi davranır. Bunlar; Köklenme, Yaratıcılık, Güç, Sevgi, İfade, Sezgi ve Bütünlük karakterleridir. Kitabın rehberlik ettiği kişi ise, daima okuyucunun kendisidir. Benim yazımdaki yansımam ise, o okuyucuyu yargılamadan, şefkatle ve pratik adımlarla yönlendiren bir ses olmaktır.
- Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
7 Nokta bir otobiyografi olmasa da, kitaptaki tüm deneyimler ve farkındalıklar benim yaşam yolculuğumun damıtılmış halidir. Bu yüzden, yazdığım her cümlede kendimi, özellikle de dengeyi kaybetmiş ve sonra yeniden bulmuş halimi buluyorum. Kitap, benden bağımsız bir şey değil; o, benim kişisel gelişim haritamın bir izdüşümü. Dolayısıyla, karakterden çok, kitaptaki ses ve ruh tamamen beni yansıtıyor.
- Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
Bugüne kadar yayımlanmış tek eserim, bu röportajın ana konusu olan 7 Nokta’dır. Bu kitap, bedenin yedi temel enerji merkezini (çakraları) merkeze alarak, multidisipliner bir yaklaşım sunuyor. Okuyucunun kendi zihin, beden ve ruh dengesini nasıl kuracağını anlatan pratik bir rehberdir. Amacımız, kadim bilgiyi modern hayatın koşuşturmacasına uyarlayarak, okuyucunun içsel huzura giden kişisel yolunu aydınlatmaktır.
- Bu kitapların sizin için anlamı nedir?
7 Nokta, benim için sadece bir kitap değil, aynı zamanda “kendi şifa yolculuğumun anıtı”dır. Kendi hayatımda dengeyi bulmak için harcadığım emeğin, okuduğum yüzlerce kaynağın ve deneyimlediğim dönüşümlerin özüdür. Bu kitap, benim dünyaya sunduğum, iyilik ve şifa dileğimin somutlaşmış halidir. Benim için anlamı; paylaşmanın, iyileştirmenin ve ilham vermenin gücünü temsil etmesidir.
- Yazarken size ilham veren şey nedir?
Bana en büyük ilhamı, insanın potansiyeli veriyor. Çevremde gördüğüm, içindeki gücü henüz keşfedememiş, ancak bir yerden başlamaya hazır olan o saf enerji ilham veriyor. Ayrıca, doğanın kusursuz döngüsü, yedi rengin uyumu, evrenin matematiksel dengesi… Tüm bunlar 7 Nokta’nın felsefesini oluşturuyor. Benim için ilham, okuyucunun hayatında küçücük de olsa pozitif bir değişim yaratma ihtimalinde gizlidir.
- Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten an, genellikle “Artık susamam” duygusunun doruğa çıktığı andır. Bu, genellikle bir farkındalık anı, ya da bizzat deneyimlediğim bir dönüşümün, başkaları için de faydalı olacağına dair duyduğum güçlü bir içsel çağrıdır. Bu duygu, sadece bir konu hakkında yazma isteği değil, o konuyu derinlemesine inceleme ve o konunun rehberi olma sorumluluğunu beraberinde getirir.
- Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
Üretim rutinim, disiplin ve esnekliğin dengeli bir birleşimidir. Genellikle sabahın erken saatleri benim en verimli olduğum zamandır. Güne, meditasyon ve kısa bir nefes çalışmasıyla başlayarak zihnimi temizlerim. Bu rutin, “7 Nokta”nın temel prensiplerine de uygun olarak, yazmaya başlamadan önce kendi enerjimi dengelememi sağlar. Rutinimde en az bir saat, ne olursa olsun masada olmak esastır; bazen akıcı bir şekilde yazarım, bazen sadece notlarımı düzenlerim. Önemli olan, o enerji alanında kalmaktır.
- Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
Hayır, belirli bir saatten ziyade, benim için ideal zaman içsel bir yoğunlukla tetikleniyor. Bu süreci, doğum yapmaya hazırlanan bir kadının hissettiği o kaçınılmaz çağırma hissine benzetebilirim. Gün ortası, sabah, gece… hiç fark etmez; o yoğunluk geldiğinde mutlaka yanımda kağıt kalem olmak durumunda. Ancak özellikle yazmak için masaya oturduğumda, tercihim daima mutlak sessizliktir. O an, sadece ben ve kafamın içindeki ilham perileri varız.
- Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?
Yazma sürecindeki en büyük zorluk, bilginin derinliği ile sadelik arasındaki dengeyi korumaktı. “7 Nokta” yedi temel çakrayı ve enerjisel dengeyi ele alıyor. Bu mistik ve kadim konuları, okuyucuyu boğmadan, gündelik yaşamına uygulayabileceği somut ve sade bir dille aktarmak çok zamanımı aldı. Sürekli olarak, ‘Bunu en saf haliyle, kalpten nasıl anlatabilirim?’ sorusuna cevap aradım. Bu, teknik bilgi kadar sezgisel bir çaba gerektiriyordu.
- Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
Vazgeçmektense, durma noktasına geldiğim anlar oldu. Özellikle derin kişisel dönüşüm gerektiren konuları yazarken, o deneyimleri tekrar yaşamak duygusal olarak yorucuydu. Ancak “7 Nokta” tam da dengeyi bulmayı anlattığı için, kendimi her sıkışmış hissettiğimde, yazdığım bölümlere geri dönüp o dengeyi yeniden kurdum. Bu kitap, benim için sadece bir eser değil, aynı zamanda zor zamanlarda sığındığım bir rehber oldu. Bu yüzden tam anlamıyla vazgeçmek yerine, kitabı dinlemeyi öğrendim.
- Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?
Temel mesajım çok net: Gerçek güç, dışarıda değil, içeride, yani o yedi noktada gizlidir. İnsanlar modern yaşamın getirdiği hızda kendilerini unutuyor ve sürekli dışarıdan onay bekliyor. Oysa “7 Nokta”, okuyucuya bir duraklama sunuyor ve şunu fısıldıyor: ‘Siz zaten tam ve bütünsünüz. Sadece o yedi enerji merkezindeki dengeyi kurmanız gerekiyor.’ Amacım, okuyucunun kendi kendine yetebilen, şefkatli ve farkındalığı yüksek bir birey olabilmesine aracı olmak.
- Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
Okuyucunun zihninde ‘Benim de gücüm var ve bunu kullanabilirim’ hissiyle kalmasını isterim. Metni kapattıklarında, omuzlarındaki ağırlığın hafiflediğini, daha önce fark etmedikleri bir içsel huzurun ve berraklığın oluştuğunu hissetmeliler. Ayrıca, kitabı bitirdiklerinde, bir ‘bitiş’ değil; ‘şimdi başlıyor’ duygusunu yaşamalarını, yani hayatlarına dönüp küçük adımlarla büyük değişimler yaratmaya başlamalarını dilerim.
- Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
“7 Nokta”, piyasadaki benzer kitaplardan farklı olarak, yalnızca teorik bilgi sunmakla kalmıyor, aynı zamanda bu bilgiyi insanın günlük yaşamına entegre ediyor. Kitap, bilgelik ile güncel yaşam pratiğini birleştiriyor. Eğer bir okuyucu karmaşık mistik kavramları pratik, samimi ve uygulanabilir bir rehberle öğrenmek istiyorsa; eğer gerçekten kendi içindeki huzur arayışını somutlaştırmak istiyorsa, bu kitap tam ona göre. Bu, bir okuma deneyiminden çok, bir dönüşüm davetidir.
- Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
Sanırım beni ayıran en önemli şey, bilimsel arka planımla sezgisel bilgiyi birleştirmemdir. Ben sadece bilgi aktarmıyorum; o bilgiyi kendi hayatımda deneyimleyip, süzgeçten geçirerek okuyucuya sunuyorum. Okuyucularımla kurduğum bağ, bir yazar-okur ilişkisinden çok, yol arkadaşlığına benziyor. Kitabı okuyanlar, kendilerini yargılanmış değil, görülmüş ve anlaşılmış hissediyorlar. Bu dürüst ve savunmasız yaklaşım, bence 7 Nokta”nın ruhunu oluşturuyor ve onu diğerlerinden ayırıyor.
- Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?
Genç yazarlara öncelikle şunu söylemek isterim: Yazmak, bir meslekten önce, kendinizle kurduğunuz en derin ilişkidir.
Başkalarının ne okumak istediğine odaklanmak yerine, sizin neyi anlatmadan duramayacağınıza odaklanın. Sesiniz, tıpkı parmak iziniz gibi benzersizdir. O sesi bulduğunuzda, en savunmasız, en dürüst olduğunuz anlarda dahi yazmaktan çekinmeyin. Çünkü okuyucuyu gerçekten yakalayan şey, kusursuzluk değil, derin ve filtrelenmemiş samimiyettir.
Yazı yolculuğu uzun ve sabır gerektiren bir süreçtir. Tıpkı “7 Nokta”nın öğrettiği gibi, her gün disiplinli bir şekilde masaya oturmak ve o dengeyi korumak, yetenekten daha önemlidir. Sadece yazın; gerisi kendiliğinden gelecektir.
- Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?
Yazmaya yeni başlayanlara yazacağım tavsiye mektubunun ilk cümlesi kesinlikle şu olurdu:
Sevgili Yazar Adayı, lütfen önce kağıdı kirletmekten korkma, çünkü en büyük sanat eserleri daima kaosu kucaklayarak başlar.

