GİZEM GÖKMEN:SOKAK LAMBALARININ SARI SIZINTISI

Sokak Lambalarının Sarı Sızıntısı

Işıklar yandıkça karanlık azalmıyor; aksine kaçacak yeri kalmayan bir ıssızlık, evlerin cephelerinden fırlayıp kaldırım taşlarına dökülüyor. Her akşam aynı saatte, binlerce insan kendi kabuğuna çekildiğinde; bu kentin kalabalığı devasa, tek bir gölgeye dönüşüyor. Adımlar seyreldikçe büyüyen, insan gürültüsü çekildikçe hacim kazanan devasa bir sessizlik…

Biz bu caddeleri adımlarla, korna sesleriyle, telaşlı koşturmacalarla dolu sanırken aslında her gidişin geride bıraktığı boşlukla genişlediğini fark etmiyoruz. Giden her kişinin ardından eksilen sadece bir beden değil. O kişinin bakışındaki renk, attığı adımın ritmi, havaya bıraktığı nefes de sökülüp alınıyor sokaklardan. Fakat tuhaf bir biçimde, o boşluklar kapanmıyor; genişleyip birbirine eklemlenerek yeni bir harita çiziyor. Kent, üzerindeki yükleri attıkça kendi yalnızlığının sınırlarını öteye taşıyor.

Bir pencere camına yansıyan yüzüme bakıyorum. İçerideki aydınlık dışarıdaki zifirî karanlığa yeniliyor; ikisinin birleştiği o ince çizgide silik bir hayalet duruyor. Ne içeriye tam ait ne dışarıya bütünüyle dökülmüş. İnsan, kalabalıkların arasında eksildikçe çoğaldığını hisseder mi? Eksilmek, sadece bir kayıp değildir bazen. İnsan soyunur tüm o yapmacık kalabalıklardan; her vedada kendi özüne doğru genişleyen bir çöl peyda olur.

Gece yarısına doğru beton bloklar birer anıta dönüşüyor. Duvarların arkasındaki fısıltılar, iç çekişler, ertelenmiş hayaller harç olup sızıyor sokağa. Şehir, sakinlerinin bıraktığı boşlukları topluyor birer birer. Her eksilme, kentin kimsesizliğini biraz daha belirginleştiriyor; onu daha görünür, daha ağır ve kaçınılmaz kılıyor.

Sokaklar boşaldıkça kentin hacmi büyüyor; yalnızlık taşın, betonun ve gecenin en derinlerine kadar yayılıyor. Ve ben, bu genişleyen sessizliğin tam ortasında, kendi eksiklerimle kente ekleniyorum.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir