RÖPORTAJ:SEDEF CENK

1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

Sedef Cenk. 1971 İzmir doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümünden mezun oldum. Yirmi altı yıl uluslararası şirketlerde çalıştım. Bu sürenin aktif olarak yirmi yılı yöneticilik yaparak geçti. Farklı şirket kültürleri altında çok sayıda beyaz ve mavi yaka çalışanla birlikte zaman geçirme şansı buldum. Yirmi yaşında evlendim, iki kızım ve bir torunum var. Halen İzmir’de Karşıyaka’daki evimiz ve Yeni Foça’da bulunan zeytinliğimizde yazı çalışmalarıma devam ediyor, kişisel gelişim, sağlıklı beslenme ve edebiyat alanında eğitimler alarak yaşantıma devam ediyorum. 


2-Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?

Pandemiyle birlikte herkesin evlerden zoom eğitim ve atelyelerine katıldığı dönemde ben de önce Mindfulness/Farkındalık ve ardından da Self Mastery/ Merkeze Yolculuk eğitimleri aldım. Bu eğitimlerin ilkinde fiziksel olarak her anın farkına varmayı ve bilinçli olarak yaşamayı öğrenirken ikincisinde de “Ben ne yapmak istiyorum? Bu hayata ne için geldim? Rolüm nedir? Bugüne kadar yaşadığım hayat benim kurduğum hayat mı yoksa benim için kurgulanmış olanı mı yaşıyorum?” sorularına cevap buldum. Bu cevaplar benim için bir uyanış ve bugüne kadar rakamlar içerisinde geçirdiğim profesyonel hayatımın aslında harfler ve sözcüklerle geçmesini istediğimi ortaya koydu. Yazarlık yolunda ilk adımı da bu sayede Yasemin Sungur Yaz(ı) Kampı’na katılarak atmış oldum. 

3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?

 Hayatımın her döneminde kendimi yazarak daha iyi ifade ettim. Aynı zamanda çok okuyan ve gittiği her yere yanında kitap olmadan gitmeyen biri olarak arkadaşlarımdan,” Senden artık bir kitap bekliyoruz. Yeter artık sadece okuyucu olman,” söylemlerini duymaya başladığımda elime kalemi alma zamanının geldiğini hissettim. Kırılma anı tam da beni benden iyi tanıyan yakın çevremin beni cesaretlendirdiği andır.

4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?

Okumayı öğrendiğim ilk yıldan itibaren sürekli okudum. Edebiyat öğretmeni olan halamın elime verdiği Çalıkuşu romanı ile de klasikler artık vazgeçilmezim oldu. Gerek Türk gerekse yabancı eserleri elimden düşürmeyerek kendime özel bir dünya yarattım. Bazen günde bir kitabı bitirerek bazen yollarda fırsat buldukça hatta televizyon dizilerinin arasındaki on beşer dakika reklam aralarını okuyarak geçirdim. Elli yılda biriktirdiklerimin yazım dilimde ve üslubunda ciddi etkileri olduğunu düşünüyorum. Doğru yazma ve konuşma, betimleme ve sahne kurmayı hatta kurgu karakterleri yaşanmış olayların içerisine yerleştirebilmeyi okuma alışkanlığımın olmasına borçluyum. 

5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?

2025 yılının temmuz ayında katıldığım Yasemin Sungur Yaz(ı) Kampı ile yazılarımı teknik ve edebi açıdan düzenleyerek yazmayı öğrendim. Bilinç akışıyla yazdıklarımın birer deneme ya da öyküye dönüşmesi bu çalışmalardan sonra başladı. Çalışmalarımız boyunca bize verilen kelime, resim ya da konular hakkında çalışırken içerisinde kendimden de birer parçanın olduğu ve hayatıma dokunan kadınlar ile ilgili öyküler yazdığımı fark ettim. Hocamızın yönlendirmeleri ve bıkmadan usanmadan defalarca aynı metinler üzerinde çalıştım, öykü yarışmalarına katıldım. Bu yarışmalarda iki ayrı seçkide yer alma hakkı kazandım. Bu gelişmeler sonucunda yazdığım ayrı hikayelerin aslında genel olarak toplumumuzdaki kadını anlattığı ve paylaşmam gerektiği düşüncesi ile yazar olmaya karar verdim. Yola çıkış amacım tüm kadınlara umut ve ilham olmak. 

6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?

İyi bir yazar olmanın ilk şartı iyi bir okuyucu olmak. İkinci olarak dilimizi iyi bilmek ve kendini iyi ifade etmek için kullanabilmek. Bundan sonrasında da yarattığınız karakterleri iyi tanıyıp onlarla yaşamak ve yazdıklarınızı defalarca okuyup düzeltmeler yapacak sabrınızın olması olarak sıralayabilirim. 

7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?

İlk kitabım Edebiyatist Yayınlarından çıkan “İçimdeki Kadın” öykü kitabı. Bunun dışında Mahal Edebiyat ve Corazon kitap iş birliği ile Leylisanat Derneği’nin düzenlediği yarışma sonucu yayınlanan Gölgeler seçkisinde bulunan Gül ve Gölge adlı öyküm ve Romanz Kitap tarafından hazırlanan Güçlü Kadınlar seçkisinde yer Benim Yolum adlı öykülerim bulunmaktadır. 

8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?

Yazdığım öykülerde ve halen yazmakta olduğum romanda ana karakterim her zaman kadın. Kadının iç dünyası, toplum içerisinde karşılaştığı zorluklar ya da uğradığı haksızlıklar, erkeklerin kurduğu dünyalarında yaşamak zorunda kalmaları ya da kadın erkek arasındaki fırsat eşitliğinin olmayışı ana konularımı oluşturuyor. Ailemde erkek çocuk beklentisi, iş hayatımda erkek çalışanlara karşı tercih edilmemek, terfilerde önümün kesilmiş olması gibi kendi hayatımda yaşadığım adaletsizliklere bir çeşit başkaldırı. 

9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?  

Genellikle hikayenin ana kahramanının kaderini önceden belirliyorum. Yazım sürecinde ise yan karakterler ya da ana karakterin başına gelen olayları öykünün gidişine göre yazıyorum. Karakter sonunu değil ama yaşantısını belirleyebiliyor. 

10-Size ilham veren şeyler nelerdir?

Çevremde gördüğüm bir olay ya da kişi veya duyduğum bir anı veya alıntı yeni bir karakteri yaratmama sebep oluyor. O spesifik olayın etrafında ana karakteri kadın olan bir kurguyu yaratıyor ve tercihen sonu başarı ya da mutlu biten öyküler yazmayı tercih ediyorum. 

11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?

Üretken olduğum dönemler olarak ifade edemem ancak içinde bulunduğum ortam ve ruh halim benim için önemli. Rahatsız edilmeyeceğim ve özellikle çok ses olmayan bir ortamda yazmak benim için motive edici. Kendime ait bir oda ya da masa aramaksızın elimde bir defter ile her yerde not alıp öyküme renk katacak olayları yazarım ancak bilgisayarın başına geçtiğimde kendimle baş başa kalmayı tercih ederim. 

12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Ben 55 yıldır bu topraklarda bir kadın olarak mücadele veriyorum. Bir kadının mücadelesi sadece şiddete karşı değildir. Kadın eğitimde de fırsat eşitliğini hak ediyor, iş hayatında da. Bu kitaptaki kadınların hepsi bu toplumda yaşayan ve hayatının bir ya da birkaç evresinde mutlaka adaletsizliğe uğramış kadınlar. Ya eğitim hakları alınmış ellerinden ya da özgürlükleri. Kimisi direnebilmiş kimisi de maddi zorluklardan veya ailesinin sırt çevirmesinden dolayı boyun eğmek zorunda kalmış. Hepimizden bir şeyler var. Umut da var ilham da. 

13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

Kadınız, ayaktayız, asla vazgeçmiyoruz. Bize çizilen hayatı değil kendi seçtiğimiz hayatı yaşamak için sonuna kadar mücadele ediyoruz. 

14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?

Yazar olmanın en zor yanı, sizi tanıyan ve kitaplarınızı okuyanların oradaki karakterlerden bir tanesinin kendileri olduğunu düşünerek o karaktere yazılmış hikâyeden alınmaları ya da anlam çıkartmaları oluyor. Eğer biyografi yazmıyorsa hiçbir yazar belli bir kişinin hayatını yazıya dökmez ancak bizim okuyucumuz bazen kendisini de kitapta görmek isterken bazen de onunla ilgisi olmayan bir karakter ile kendini özdeşleştirerek yazarı suçlayıcı ya da kınayıcı fikirler beyan edebiliyor. Bu durumdan kaçış olmadığını kabul ederek yazmaya devam ediyorum.

15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Yazar tıkanıklığı yaşadığımda ısrarla yazmayı denemek yerine bir anlamda rüyaya yatıyorum. Açıklamam gerekirse, aklımın bir köşesi devamlı karakterlerimle yaşarken rutin hayatıma devam ediyorum. Birkaç gün içerisinde sabah uykumdan hikâyenin devamı ile uyanıp tekrar yazmaya başlıyorum. 

16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?

Kitabımı tanıtabilmek ve okunmasını sağlamak için sosyal medya paylaşımları, dergiler ile röportajlar, imza ve söyleşi günleri düzenliyorum. Ayrıca yayınevimin organizasyonuyla İzmir Kitap Fuarında bir buluşmamız olacak. Online satış platformlarında kitabım satılıyor ancak kitapçıların raflarında yer almanın gerçek okurlar için önemli olduğunu düşünüyorum. Kitabı eline almak, içine bakmak, arka sayfa yazısını okumak ve kokusunu almak benim içim önemli kriterler. Bu nedenle farklı kitabevlerine ulaşarak kitabımı raflarına koymaları için girişimlerde bulunuyorum. 

17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?

Okurların kitabı yazan kişi ile birebir temas etmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Çoğu zaman bir kitabı okurken yazarının hangi duygular ile yazdığını merak ederim. Bu nedenle yazar ile şahsen tanışabilmek, onun sesinden kitabın bazı bölümlerini dinlemek ve merak ettiklerimi sorabilmek kıymetli.  

18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?

Üzerinde çalıştığım bir romanım var. Yapısı, karakterleri ve olay kurguları belli. Sahneler yazılırken karakterler kendi hayatlarını yazacaklar. Final belli olsa da akış değişebilir.

İkinci romanın için de ana taslak ve hikâyenin temeli belli ancak daha toplumsal temalı olacağından üzerinde çalışma yapmam ve birinci romanımı tamamlamam gerekiyor. İki kitabımla daha okurlarla buluşmayı hedefliyorum. 

19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?

Kadın karakterlerimin çok gerçek olduğu ve sanki tanıdıkları birilerini anlattığımı hissettikleri yönündeki görüşleri amacıma ulaştığımı hissettiriyor. Hem ilham olmak hem de vazgeçmeme düşüncesinin okuyucuma geçmesini istiyorum. 

20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Bu ucu bucağı olmayan bir dünya ve sonu görünmeyen bir yolculuk. Sabırla, gözlemleyerek ve bıkmadan yazmaya ve yazdıklarını okuyup iyileştirmeye hazır olmak demek. Sadece yeteneğin yeterli olmadığını çok çalışmak gerektiğini kabul etmek demek. Yazmayı ve yarattığın karakterleri sevmek ve düşüncelerinde onlarla yaşamak demek. Sabır ve azimle bıkmadan usanmadan yazmaya devam etmeyi göze alıyorsanız hiç durmayın hemen kalemi elinize alıp yazmaya başlayın.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir