İNSANLIK NEREDE, VİCDAN NEREDE?
Siyah Kalem’den — Yazan: Nazmiye Yılmaz
Ben buna çok inanırım. İnsan çok zengin olabilir, cebinde milyonları olabilir, altında dünyanın en lüks arabası olabilir. Ama insanın içinde vicdan yoksa, merhamet yoksa, o paranın da arabanın da ne anlamı var? Senin sahip oldukların seni insan yapmaz. Seni insan yapan, başka bir cana nasıl davrandığındır.
Ben bazen insanlara gerçekten şaşırıyorum. Allah şaşırtmasın diyoruz ya, vallahi insan gördüklerine, duyduklarına şaşırıyor. Altında araba var diye basıyor gaza, basıyor gaza! Sanki yollar onun, sanki dünyada kendisinden başka yaşayan yok. Peki, sen o arabayı hızlı sürerken bir çocuğun hayatını düşünmüyor musun? Bir kedinin, bir köpeğin canını düşünmüyor musun? Senin birkaç dakikada varacağın yer için bir canın hayatını elinden almaya değer mi?
Benim başıma da çok geldi. Yağmur yağıyor, yolda yürüyorsun, bir araba hızla geçiyor ve seni baştan aşağı ıslatıyor. İnsan bir an durup düşünüyor: Bu kadar mı zor yavaşlamak? Bu kadar mı zor karşındaki insanı düşünmek?
Bir gün kırmızı ışıkta durmuş bir adamın yanına gittim. Camına tıkladım ve aynen şöyle dedim:
“Sen niye yavaş kullanmıyorsun arabayı? Öküz!”
Evet, aynen böyle söyledim. Çünkü insanın biraz vicdanı olacak. Biraz duygusu olacak. Biraz olsun karşısındakini düşünecek. Senin paran olabilir, araban olabilir ama bunlar sana başka insanların hayatını tehlikeye atma hakkı vermez.
Peki, ya o araba bir çocuğa çarparsa? Ya bir anne evladını kaybederse? Ya bir baba bir daha çocuğunun sesini duyamazsa? Ya küçücük bir hayvanın üzerinden geçip yoluna devam edersen? Sen gidersin, belki bir daha arkana bile bakmazsın ama geride bir acı, bir gözyaşı, bir ömür unutulmayacak yara bırakırsın.
İnsanlık nerede, vicdan nerede?
Bir kedi düşünün… Küçücük, savunmasız, kendi hâlinde yürüyen bir can. Senin lüks arabanın karşısında onun ne gücü var ne de kendini koruyacak imkânı. Sen direksiyon başındasın, elinde bir hayatın sorumluluğu var. Ama sen gaza basıyorsun. O küçücük canın hayatı bir anda sona eriyor. Sonra sen yoluna devam ediyorsun. Peki, hiç mi için sızlamıyor? Hiç mi dönüp bakmıyorsun?
Size bir soru soracağım: O kedi insan olsaydı, karşına dikilip senden hesap sorsaydı, ona ne cevap verecektin?
“Benim arabam vardı, param vardı, acelem vardı.” mı diyecektin? Bunlar bir canın karşısında nasıl bir mazeret olabilir?
Bir de düşünün, o can bir çocuk olsaydı… Senin evladın olsaydı… Bir başkasının dikkatsizliği yüzünden evladını kaybeden bir anneye ne söyleyebilirdin? Hangi söz o acıyı hafifletebilirdi? Hangi para kaybedilen bir hayatın yerini doldurabilirdi?
Benim isyanım arabaya, paraya, zenginliğe değil. Benim isyanım, insanın sahip olduklarıyla kendini herkesten üstün görmesine. Benim isyanım, bir canı hiçe sayıp hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etmesine.
Çünkü bugün bir canın hayatını önemsemeyen, yarın başka bir insanın acısına da gözlerini kapatabilir. Çocuklar ölüyor, insanlar öldürülüyor, hayvanlar zarar görüyor. Çocukların eline silah geçiyor. Her gün insanlığımızı sorgulamamız gereken olaylarla karşılaşıyoruz. Peki, biz ne zaman durup kendimize bakacağız? Ne zaman yaptığımız yanlışları kabul edeceğiz?
Dinimiz bize merhameti, kul hakkını, canlılara karşı sorumluluğumuzu öğretmiyor mu? Allah’ın yarattığı bir cana karşı neden bu kadar acımasız olabiliyoruz? Elhamdülillah demek kolay, güzel sözler söylemek kolay. Asıl mesele, kimsenin görmediği yerde de vicdanlı olabilmek değil mi?
Ben Allah’ın adaletine inanırım. Bir cana kıymanın, bir insanın hayatını hiçe saymanın hesabının ağır olduğunu düşünürüm. Ama kimsenin başına kötülük gelsin diye de konuşmuyorum. Benim istediğim, insanlar başkasının canını yakmadan önce bir kez düşünsün. Bir kez durup kendine sorsun: “Ben ne yapıyorum? Benim yüzümden bir hayat sönerse bunun vicdani yükünü nasıl taşıyacağım?”
Çünkü insan bazen kendi yaptığı kötülüğün farkına varmaz. Her şey yolunda giderken kendini güçlü sanır. Ama hayat kimsenin elinde değildir. Bugün sen direksiyon başındasın, yarın bir başkasının karşısında aynı çaresizliği yaşayabilirsin. İşte o zaman sana gösterilmesini istediğin merhameti, bugün sen de başkalarına göstermelisin.
Bir canın dili yok diye acısı yok sanmayın. Bir çocuk kendini savunamıyor diye hayatını değersiz görmeyin. Bir insanın elinde para, altında araba var diye onu vicdan sahibi sanmayın.
İnsanlık, zenginlikle ölçülmez. Vicdan, sahip olduklarınla ölçülmez. İnsanlık, kendinden güçsüz olanın karşısında nasıl durduğunla ölçülür.
Ben Nazmiye Yılmaz olarak bir kez daha soruyorum:
Sen o çocuğun yerinde olsan ne hissedersin? Sen o hayvanın yerinde olsan ne hissedersin? Senin canın yansa, senin evladın elinden alınsa, senin gözyaşın dinmese ne hissedersin?
Bir düşünün be! Bir kez olsun kendinizi başkasının yerine koyun. Gaza basmadan önce düşünün. Bir cana zarar vermeden önce düşünün. Çünkü bir saniyelik dikkatsizlik, bir ömrün sonu olabilir.
Allah hepimize akıl, fikir, mantık ve vicdan versin. Rabbim hiçbir aileyi evlat acısıyla sınamasın, hiçbir canı insanların sorumsuzluğuna kurban etmesin.
Unutmayın: Arabanızın markası sizi değerli yapmaz. Cebinizdeki para sizi büyük yapmaz. Sizi insan yapan, bir canın karşısında durup onun hayatına saygı gösterebilmektir.
İnsanlık nerede?
Vicdan nerede?
Merhamet nerede?
Ben hâlâ bu soruların cevabını arıyorum…
Siyah Kalem — Nazmiye Yılmaz
