AYLİN ALTIN:İNSAN NEDEN GÜVENMEKTEN KORKAR?

İNSAN NEDEN GÜVENMEKTEN KORKAR?
İnsanın insana güvenmesi ne kadar zor aslında… Çünkü seni üzen, yaralayan yine bir insan. Hiç gördünüz mü bir kedinin, bir köpeğin bir insanın yüreğini bile isteye acıttığını? Ama insan bunu öyle güzel yapar ki verdiğin değeri hiçe sayar da ruhun bile duymaz.
Güvenirsin. “O yapmaz.” dersin. Bir de bakmışsın, en büyük kazığı sessizce yine o atmış. Sen yine de onu aklamak için bir bahane bulursun. Bulursun da sırtına hançer saplandığında ruhun bile duymaz. Çünkü sen hâlâ onun bunu yapmayacağına inanmak istersin.
“Bu son.” dersin kendine. “Son kanışım, son aldanışım.” Ama sonra bir bakarsın, güvendiğin, yüreğinde yer verdiğin bir başkası çıkar karşına. Elinde yine bir hançer…
“Ben mi safım?” diye sorarsın kendine. Her defasında bir insanın daha gerçek yüzünü görürsün. İnsan dersin, etten kemikten… Onun da bir yüreği var sanırsın. İçindeki bencilliği görmemek için çabalarsın ama gün gelir, o da gerçek yüzünü gösterir.
Hep böyle olmaz mı? Birisi için, “O bana bunu yapmaz.” dersin. Ama en büyük darbe hiç beklemediğin yerden, en çok güvendiğin insandan gelir.
Peki, neden inanırız? Neden güveniriz?
İnsanların bu kadar bencil, bu kadar çıkarcı olabildiğini gördüğümüz hâlde neden kendimizi suçlarız? Neden hatayı hep kendimizde ararız? Belki de karşımızdakinin bize yaşattığını anlamlandırmaya çalışırken, onun yaptıklarına bir bahane bulur, kendi kırgınlığımızı bile sustururuz.
Sonra bir gün bir şey olur. Gözümüz açılır. Artık kimin ne olduğunu daha iyi görürüz. Ama bu kez de kimseye güvenememeye başlarız. Birinin hatasını bütün insanlara yükler, kalbimizin kapılarını herkese kapatırız.
Oysa insanın en büyük çelişkisi de burada değil mi?
Sevilmek isteriz ama incinmekten korkarız. Güvenmek isteriz ama aldatılmaktan çekiniriz. Birinin yüreğimizde yer etmesini isteriz ama o yerin bir gün yara olmasından korkarız.
Peki, söyleyin bana…
İnsan, kaç kez kırıldıktan sonra güvenmekten vazgeçer? Kaç kez aldatıldıktan sonra karşısındakinin gözlerinin içine şüpheyle bakmaya başlar?
Ve en önemlisi…
Bizi yaralayan insanların suçu yüzünden, bir gün karşımıza çıkacak güzel yüreklere de kapımızı kapatmak zorunda mıyız?
Belki de mesele bir daha kimseye güvenmemek değil; kime, ne kadar ve ne zaman güveneceğimizi öğrenmektir.
Çünkü insan insana yara da olur, merhem de…
Ama bazı yaralar vardır ki insanın canını acıtmaktan çok, bir daha kimseye eskisi gibi inanamamaya dönüşür.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir