RÖPORTAJ: BEYZA ERSOY

  1. Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
    Ben Beyza Ersoy. Ziraat yüksek mühendisiyim. Meslek hayatım boyunca doğayla,
    insanla ve hayatın farklı yüzleriyle iç içe oldum. Uzun yıllar mühendis olarak çalıştım;
    aynı zamanda yazdım, araştırdım, gözlemledim.
    Yazarlık benim için sonradan seçilmiş bir meslekten çok, yıllardır içimde birikenleri ifade
    etme biçimi oldu. Şiir yazıyorum, öyküler yazıyorum ve özellikle insanın görünmeyen
    tarafını anlatmayı seviyorum.
    Bir insanın dışarıdan görünen hayatıyla içinde taşıdığı hayat arasındaki fark her zaman
    ilgimi çekti. Belki de bu nedenle yazdıklarımda psikoloji, kader, ölüm, sezgi ve insanın
    kendi içindeki yolculuğu sık sık karşıma çıkıyor.
  2. Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?
    Aslında tek bir kırılma noktası olduğunu düşünmüyorum. Yazarlık bende uzun yıllar
    boyunca sessizce büyüdü.
    Bir şey yaşadığımda sadece yaşamıyorum; onu gözlemliyorum. İnsanların
    söylediklerinden çok söylemediklerine, davranışlarının arkasındaki duygulara
    bakıyorum. Zamanla bunlar zihnimde hikâyelere dönüşmeye başladı.
    Bir noktada artık yazmamak mümkün değildi. Çünkü bazı hikâyeler insanın içinde
    susmuyor.
  3. Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
    Çocukluğumdan beri kelimelerle aramda farklı bir bağ vardı. Duygularımı konuşarak
    anlatamadığım zamanlarda yazmak daha kolay gelirdi.
    Benim için kalem, sadece bir yazı aracı olmadı. Bazen söyleyemediğim şeylerin sesi,
    bazen de kendimi anlamanın yolu oldu.
  4. Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım
    dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
    Okumak benim için hiçbir zaman yalnızca bir hikâyenin peşinden gitmek olmadı. Bir
    kitabı okurken diline, karakterlerine, atmosferine ve yazarın insanı nasıl anlattığına da
    bakarım.
    Bugün yazarken betimlemelere önem vermemin biraz da buradan geldiğini
    düşünüyorum. Bir mekânı sadece tarif etmek istemiyorum; okurun orayı hissetmesini
    istiyorum.
    Benim için iyi bir cümle, okurun zihninde bir görüntü bırakmalı.
  5. Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
    Hayat bana insanın ne kadar karmaşık bir varlık olduğunu çok erken öğretti. Farklı
    insanlar, farklı şehirler, meslek hayatım boyunca karşılaştığım olaylar ve gözlemlerim
    biriktikçe yazma ihtiyacım arttı.
    Bir süre sonra şunu fark ettim: Ben yaşadıklarımı sadece hatırlamıyorum, onları
    anlamlandırmaya çalışıyorum.
    Yazmak da benim için bu anlamlandırma sürecinin en güçlü yolu oldu.
  6. İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir, siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
    Bence iyi bir yazar olmanın ilk şartı iyi bir gözlemci olmaktır. İnsanları gerçekten
    görmek gerekiyor.
    İkinci şart ise okumak. Çok okumadan iyi yazabileceğimize inanmıyorum.
    Ama bütün bunların üzerinde samimiyet var. Yazar kendi sesini bulmalı. Başkasına
    benzemeye çalıştığında kelimeler güzel olabilir ama ruhu eksik kalır.
    Ben de yazarken öncelikle kendime karşı dürüst olmaya çalışıyorum.
  7. Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
    Yayımlanan kitabım 19:04.
    19:04 benim için sıradan bir roman değil. Paranormal psikoloji ekseninde ilerleyen,
    kader, ölüm, bilmek ve bilmemek üzerine düşündüren bir roman.
    Romanın merkezinde Beril var. Çocukluğundan itibaren sevdiği insanların ölümünü
    önceden hisseden bir kadın. Ve hayatının bir noktasında kendi ölümünü de önceden
    biliyor.
    Asıl mesele ise ölümün kendisinden çok şu soruda düğümleniyor:
    “İnsan kaderini bilseydi, hayatını değiştirebilir miydi?”
  8. Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler
    nelerdir?
    İnsanın görünmeyen tarafı beni çok ilgilendiriyor.
    Özellikle kader ve özgür irade arasındaki o ince çizgi…
    İnsan hayatının ne kadarını kendi seçiyor, ne kadarı zaten önüne konulmuş oluyor?
    Geleceği bilmek bir avantaj mıdır, yoksa insanın elindeki en büyük özgürlüğü mü
    elinden alır?
    19:04 biraz da bu soruların peşinden gidiyor.
  9. Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor
    musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterler kendi yollarını mı çiziyor?
    Ben hikâyenin ana omurgasını bilirim ama karakterlerin beni şaşırtmasına izin veririm.
    Çünkü karakterler bir süre sonra sadece sizin yazdığınız insanlar olmaktan çıkıyor.
    Onların korkularını, zaaflarını, seçimlerini düşünmeye başladığınızda kendi yollarını
    buluyorlar.
    Bazen planladığım bir sahne, yazarken tamamen başka bir yere evrilebiliyor. Ben bunu
    bir hata olarak değil, yazarlığın en güzel taraflarından biri olarak görüyorum.
  10. Size ilham veren şeyler nelerdir?
    İnsanlar.
    Bir insanın yüzündeki ifade, yarım kalmış bir cümle, bir bakış, eski bir ev, bir sokak, bir
    rüya, bazen duyduğum tek bir kelime…
    Doğa da benim için çok güçlü bir ilham kaynağı. Yıllarca ziraat mühendisi olarak
    çalışmış olmamın bunda büyük payı var.
    Ve elbette ölüm.
    Ölüm, hayatın karşıtı gibi görünür ama aslında hayatı anlamlı kılan en güçlü
    gerçeklerden biridir.
  11. En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok
    motive eden şey nedir?
    Duygusal olarak yoğun olduğum dönemlerde daha üretken olduğumu düşünüyorum.
    Bazen bir duygu günlerce zihnimde dolaşıyor. Onu yazmadan rahat edemiyorum.
    Beni en çok motive eden şey ise bir okurun “Bu cümlede kendimi buldum” demesi.
    Bir kitabın bir insana dokunabilmesi, benim için satış rakamlarından çok daha büyük bir
    başarı.
  12. Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
    Çünkü 19:04 sadece bir olay anlatmıyor; okuru kendi hayatını düşünmeye zorluyor.
    Eğer insan kendi ölüm gününü bilseydi ne yapardı?
    Daha çok mu yaşardı, yoksa yaşamaktan vaz mı geçerdi?
    Sevdiklerine daha mı sıkı sarılırdı?
    Ve en önemlisi, kaderini değiştirmeye çalışır mıydı?
    Ben okurun kitabı bitirdiğinde bu sorularla bir süre yalnız kalmasını istiyorum.
  13. Kitabınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
    19:04’ün merkezinde kader ve kaderi kabul etme düşüncesi var.
    Bence insanın hayatındaki en büyük mücadelelerden biri, değiştiremeyeceği şeylerle
    savaşmayı bırakabilmek.
    Bu teslimiyet anlamına gelmiyor. Tam tersine, insanın kendi sınırlarını ve gücünü fark
    etmesi anlamına geliyor.
    Bazen hayatı değiştiremeyiz ama ona bakışımızı değiştirebiliriz.
  14. Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir?
    Bir hikâyeyi yazmak kadar onu okuyucuya ulaştırmak da zor.
    Kitabı yazarken yalnızsınız. Karakterlerinizle, cümlelerinizle ve kendi dünyanızla baş
    başasınız.
    Ama kitap yayımlandığında başka bir mücadele başlıyor: Görünür olmak.
    Bugün çok iyi kitapların bile yeterince okuyucuya ulaşamadığını düşünüyorum.
    Yazarlığın yalnızca yazmak olmadığını, aynı zamanda eserinin arkasında durmak
    olduğunu öğrendim.
  15. Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
    Kendimi zorlamıyorum.
    Bazen yazmamak da yazma sürecinin bir parçasıdır.
    Yürürüm, düşünürüm, insanları gözlemlerim, doğaya bakarım. Zihnin biraz boş
    kalmasına izin veririm.
    Çünkü bazı cümleler zorla gelmiyor. Doğru zamanını bekliyor.
  16. Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak ve kendinizi tanıtmak için ne gibi çalışmalar
    yapıyorsunuz?
    Kitabımın daha fazla okuyucuya ulaşması için imza günlerine, söyleşilere ve çeşitli
    etkinliklere katılıyorum.
    Okullarda ve kütüphanelerde okuyucularla buluşmayı özellikle önemsiyorum.
    Ayrıca sosyal medya ve dijital mecraları da aktif kullanıyorum. Çünkü bugün bir yazarın
    kitabını yazıp kenara çekilmesi yeterli değil.
    Eserinizin sesini duyurmak zorundasınız.
  17. Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir?
    Bir yazar için kitabının gerçek okuyucuyla buluşması çok özel bir şey.
    Bir kitabı yazarken okuyucuyu görmüyorsunuz. Sonra bir gün karşınızda kitabınızı
    okumuş biri duruyor ve size kendi duygusunu anlatıyor.
    İşte o an kitabın artık yalnızca sizin olmadığını anlıyorsunuz.
  18. Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz var mı?
    Evet. Yazmaya devam ediyorum.
    Ayrıca 19:04’ün daha geniş kitlelere ulaşması ve farklı dillere çevrilmesi konusunda da
    çalışmalar yapıyorum.
    Ben bu hikâyenin yalnızca bir kitap olarak kalmasını istemiyorum. Sinema veya dizi
    uyarlaması açısından da güçlü bir potansiyele sahip olduğuna inanıyorum.
    Çünkü 19:04’ün temel sorusu evrensel:
    “İnsan kaderini bilirse gerçekten özgür olabilir mi?”
  19. Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler
    nelerdir?
    Beni en çok etkileyen geri dönüşler, kitabın okurun kendi hayatıyla bir yerde kesiştiğini
    söylemesi.
    Bir okuyucunun “Kitabı okuduktan sonra ölümü değil, hayatı düşünmeye başladım.”
    demesi benim için çok kıymetli.
    Çünkü benim istediğim de tam olarak bu.
    Ölümü anlatırken aslında hayatı düşündürmek.
  20. Edebiyat yolculuğunun başındaki yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak
    istersiniz?
    Öncelikle yazmaktan korkmasınlar.
    Ama yalnızca yazmasınlar; çok okusunlar, çok gözlemlesinler ve hayata dikkatle
    baksınlar.
    Bir de reddedilmekten korkmasınlar. Bir eserin değerini tek bir kişinin “hayır”ı
    belirlemez.
    Yazarlık uzun bir yolculuk. Bazen yol sessizleşecek, bazen kimse sizi görmeyecek. Ama
    gerçekten söyleyecek bir sözünüz varsa yürümeye devam etmelisiniz.
    Çünkü bazı hikâyeler yazılmak için insanın içine düşer.
    Ve bazı kelimeler, sahibi onları yazana kadar susmaz.
    BEYZA ERSOY
    Beyza Ersoy, ziraat yüksek mühendisi ve yazardır; uzun yıllar mühendislik, araştırma ve
    proje çalışmalarında görev almıştır.
    Şiir ve edebiyatla da ilgilenen Ersoy, eserlerinde insan psikolojisi, kader, ölüm ve özgür
    irade temalarını işler.
    2025 yılında yayımlanan paranormal psikoloji romanı 19:04 ile okuru, geleceği bilmenin
    ve kaderi kabul etmenin anlamı üzerine düşünmeye davet eder.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir