Yazar Sibel Boztepe ile Söyleşi
1. Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Sibel Boztepe. Küçük yaşlardan itibaren kitaplara, insanın iç dünyasına ve hayatın anlamına ilgi duydum. Bu merak beni felsefeye yöneltti ve üniversitede Felsefe Bölümü’nde eğitim aldım. Felsefe sayesinde sorgulamayı, olaylara farklı açılardan bakmayı ve insanı anlamayı öğrendim. İnsanlarla kurduğum bağlar, yaşam deneyimlerim ve insan ruhuna duyduğum merak, yazarlık yolculuğumun temelini oluşturuyor.
2. Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?
Yazarlığa yönelmemdeki en önemli etken, insanı ve hayatı daha derinden anlama arzum oldu. İnsanların sessizce taşıdığı acılar, verdikleri mücadeleler ve zorluklara rağmen korudukları umut beni etkiledi. Zamanla biriken duygu ve düşüncelerimi kelimelere dökme ihtiyacı hissettim. İnsan ruhuna yalnızca davranışlarla değil, yazıyla da dokunulabileceğini fark etmek, benim için yazarlığa uzanan yolun en önemli dönüm noktasıydı.
3. Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Yazmaya başlamamı sağlayan tek bir olay olmadı. Okuduğum kitaplar, tanıdığım insanlar ve zihnimde dolaşan sorular, kendimi kelimelerle ifade etme isteğimi güçlendirdi. İnsanların acılarını çoğu zaman sessizliklerinin ardında sakladığını görmek beni düşündürdü. Herkesin anlatamadığı bir hikâyesi olduğuna inanıyorum. Kalemi elime aldığımda amacım yalnızca kendimi anlatmak değil, okurların kendi duygularından izler bulabilecekleri bir dünya oluşturmaktı.
4. Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
Çocukluk ve gençlik yıllarımda kitaplara duyduğum ilgi, düşünce dünyamı şekillendirdi. Farklı hayatları ve bakış açılarını tanımak, insanın iç dünyasını keşfetmemi sağladı. Felsefe eğitimim ise olayların görünen yüzüyle yetinmemeyi ve nedenleri sorgulamayı öğretti. Bu birikimin yazılarıma derinlik kazandırdığına inanıyorum. Benim için yazmak, yalnızca bir olay anlatmak değil, insanın duygularını ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi keşfetmektir.
5. Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
İnsanlarla kurduğum ilişkiler ve hayatın farklı yüzlerine tanıklık etmem, yazarlık kararımda etkili oldu. Özellikle engelli bireylerle ve zorluklarla mücadele eden insanlarla dayanışma içinde olmak, farklı yaşam deneyimlerini anlamamı sağladı. Küçük bir sözün bile insan hayatında büyük bir etki yaratabildiğini gördüm. İnsanların anlaşılmaya ve dinlenmeye duyduğu ihtiyacı fark ettikçe yazının gücüne daha çok inandım. Böylece yazarlığı insanlara ulaşmanın ve onların dünyasında iz bırakmanın bir yolu olarak benimsedim.
6. İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir? Siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
Bence iyi bir yazar olmanın temelinde okumak, gözlem yapmak, düşünmek, empati kurmak ve sabretmek vardır. Yazar, hayatı dikkatle izleyen ve insan davranışlarının ardındaki nedenleri anlamaya çalışan kişidir. Ben bu yolda felsefeden, kitaplardan ve insanlarla kurduğum ilişkilerden besleniyorum. Ayrıca eleştiriye açık olmayı ve yazdıklarımı yeniden değerlendirmeyi önemsiyorum. Çünkü yazarın düşünce dünyası geliştikçe anlatımı da derinleşir ve okura sunduğu anlam zenginleşir.
7. Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
İlk kitabım “Kıyıya Vuran Hayatlar”, ikinci kitabım ise “Râmi Suskunlar Mezarlığı” adını taşıyor. İlk eserim, huzurlu bir aile tatilinin beklenmedik bir deniz faciasıyla trajediye dönüşmesini anlatan dramatik bir kısa romandır. Aile bağları, sevgi, kayıp, suçluluk ve kabullenme temalarını işlediğim bu kitapta, ağır kayıplar karşısında insanın yaşadığı ruhsal değişimi ve yeniden hayata tutunma mücadelesini ele alıyorum. Her iki eserimde de okurların kalbine dokunmayı ve onları insanın iç dünyası üzerine düşünmeye davet etmeyi amaçlıyorum.
8. Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?
Beni yazmaya yönlendiren en önemli etken insandır. İnsanların mücadeleleri, görünmeyen yaraları, umutları ve yeniden ayağa kalkma çabaları anlatılarımın temelini oluşturuyor. Felsefeye duyduğum ilgi de hayatın anlamı, vicdan, dayanışma ve varoluş gibi konuları sorgulamamı sağlıyor. Günlük hayatta karşılaştığım insanlar ve gözlemlediğim davranışlar da bana ilham veriyor. Benim için önemli olan, kişisel deneyimlerden yola çıkarak herkesin kendinden bir parça bulabileceği evrensel anlamlara ulaşabilmek.
9. Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?
Bir hikâyeye başlarken genel bir çerçeve oluşturmayı önemsiyorum ancak yazım sürecinin bütünüyle planlandığı gibi ilerlemesi gerektiğini düşünmüyorum. Karakterlerin kişilikleri, yaşadıkları olaylar ve iç çatışmaları hikâyenin yönünü değiştirebiliyor. Onları duyguları ve mücadeleleri olan insanlar olarak ele alıyorum. Bu nedenle kurguya yön vermekle karakterlerin doğal gelişimine alan açmak arasında denge kurmaya çalışıyorum. Bazen yazarken, başlangıçta düşünmediğim anlamların ortaya çıkması da sürecin en güzel yanlarından biri oluyor.
10. Size ilham veren şeyler nelerdir?
Bana en çok ilham veren şey insandır. İnsanların zorluklar karşısında direnmesi, umutlarını koruması ve başkalarının acısını anlayabilmesi beni derinden etkiliyor. Kitaplar, felsefi düşünceler ve günlük yaşamda karşılaştığım olaylar da yazma isteğimi besliyor. Bazen bir konuşma, bazen küçük bir davranış, bazen de zihnimde uzun süre taşıdığım bir soru yeni fikirlerin kapısını açıyor. İlhamın yalnızca büyük olaylarda değil, hayatın sıradan görünen ayrıntılarında da saklı olduğuna inanıyorum.
11. En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?
Benim için üretkenlik belirli bir saatten çok zihinsel sakinlikle ilgili. Kendimle baş başa kalabildiğim, okuduklarımı ve gözlemlerimi değerlendirebildiğim zamanlarda yazmaya daha iyi odaklanıyorum. Beni en çok motive eden ise yazdıklarımın bir insana ulaşabilme ihtimali. Bir cümlenin okura yeni bir bakış açısı kazandırması veya zor bir döneminde umut vermesi, yazma isteğimi güçlendiriyor. Çünkü yazının gerçek değerinin, okurun dünyasında uyandırdığı düşünce ve duygularda da saklı olduğuna inanıyorum.
12. Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Okurların kitaplarımı tercih etmelerini istememin nedeni, onlara yalnızca bir hikâye sunmak değil, kendileriyle baş başa kalabilecekleri bir düşünce alanı açmaktır. Bazen bir cümle insanın kendi duygularını fark etmesini, bazen de yeni sorular sormasını sağlar. Eserlerimde insanı anlama çabasını, farklı bakış açılarını ve umut duygusunu bulmalarını istiyorum. Bir kitabım okurun kalbine dokunur, düşüncelerini zenginleştirir veya kendisini daha iyi tanımasına yardımcı olursa, benim için amacına ulaşmış demektir.
13. Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
Eserlerimde insanı anlamak, empati kurmak, dayanışmayı önemsemek ve umudu korumak öne çıkıyor. İnsanları dış görünüşlerine, imkânlarına veya yaşadıkları zorluklara göre değerlendirmemek gerektiğine inanıyorum. Her insanın kendine özgü bir hikâyesi ve mücadelesi vardır. Okurlarıma vermek istediğim temel mesaj, zor zamanlarda bile yeniden başlama gücünün bulunabileceğidir. Ayrıca küçük bir iyiliğin, samimi bir anlayışın ve dayanışmanın başka bir insanın hayatında büyük değişimler yaratabileceğini hatırlatmak istiyorum.
14. Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?
Yazmanın en zor yanlarından biri, hissedilenleri doğru kelimelerle ifade edebilmektir. Bazen anlatmak istediğim duyguyu biliyorum ancak bütün derinliğini metne aktarmak zaman alıyor. Yazdıklarımı eleştirel gözle değerlendirmek de sabır gerektiriyor. Bu zorluklarla başa çıkmak için okumaya, düşünmeye ve metinlerimi yeniden gözden geçirmeye önem veriyorum. Gerektiğinde ara veriyor, sonra yazdıklarıma yeniden dönüyorum. Çünkü yazarlığın, sürekli gelişmeyi ve öğrenmeyi gerektiren bir yolculuk olduğuna inanıyorum.
15. Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
Yazarken düşüncelerin yavaşladığı veya kelimelerin akmadığı dönemler yaşanabilir. Ben bunu yazarlığın doğal bir parçası olarak görüyorum. Böyle zamanlarda kendime baskı yapmak yerine zihnimi dinlendirmeyi tercih ediyorum. Kitap okumak, çevremi gözlemlemek ve farklı konular üzerine düşünmek yeni fikirler edinmeme yardımcı oluyor. Gerektiğinde yazmaya ara veriyorum. Çünkü zihin dinlenirken de düşünmeye devam ediyor. Geçici duraksamaları başarısızlık olarak değil, kendimi ve anlatmak istediklerimi yeniden keşfetme fırsatı olarak değerlendiriyorum.
16. Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?
Eserlerimi okurlarla buluşturmayı yazarlık sürecinin önemli bir parçası olarak görüyorum. Bu nedenle okur söyleşilerine, kitap fuarlarına ve tanıtım etkinliklerine önem veriyorum. Sosyal medya paylaşımlarının yanı sıra Varyasyon Kalemler gibi edebiyat odaklı internet platformlarından da yararlanıyorum. Okurlarımdan gelen yorumları dikkatle değerlendiriyorum. Benim için bu çalışmalar yalnızca kitaplarımı tanıtmanın değil, farklı düşünceleri keşfetmenin, okurlarımla iletişim kurmanın ve edebiyatın birleştirici gücünü paylaşmanın da bir yolu.
17. Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir? Bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
Kitap fuarları, edebiyatın insanlarla doğrudan buluştuğu değerli ortamlardır. Okurların düşüncelerini paylaşması, sorular sorması ve kendilerinde iz bırakan bölümleri anlatması bana eserlerimi farklı açılardan değerlendirme fırsatı sunuyor. Okurlar da kitabın arkasındaki düşünceyi ve yazım sürecini daha yakından tanıyabiliyor. Bu buluşmaların edebiyata olan ilgiyi artırdığına inanıyorum. Benim için okur-yazar etkinlikleri yalnızca imza günleri değil, karşılıklı öğrenmenin ve farklı hayat hikâyelerini paylaşmanın önemli bir parçasıdır.
18. Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?
Yazarlığı sürekli gelişen ve yeni kapılar açan bir yolculuk olarak görüyorum. Şu anda altyapısını ve anlatı akışını özenle tasarladığım yeni bir eser üzerinde çalışıyorum. Bu çalışmamda insanın iç dünyasını, hayatın karşısına çıkardığı sınavları ve bunlarla mücadele etme biçimlerini ele alıyorum. Okuru yalnızca bir hikâyeye ortak etmek değil, kendi yaşamı üzerine düşünmeye de davet etmek istiyorum. Amacım, karakterleri ve olay örgüsüyle okurun hem zihninde hem de kalbinde iz bırakacak bir eser ortaya koymak.
19. Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?
Okurlarımdan aldığım geri bildirimler, yazarlık yolculuğumun en değerli motivasyon kaynaklarından biri. Özellikle “Râmi Suskunlar Mezarlığı” adlı eserimi okuyan bazı okurların anlatım tarzımı Dostoyevski, Kafka, Stefan Zweig, Albert Camus ve Charles Bukowski gibi yazarların edebî dünyasıyla ilişkilendirmesi beni mutlu ediyor. Bu yorumlar, insanın iç dünyasını ve varoluşsal sorgulamalarını anlatma çabamın karşılık bulduğunu hissettiriyor. Okurların eserlerimde kendilerinden izler bulması, edebiyatın güçlü bir bağ kurabildiğini gösteriyor.
20. Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Yazarlığa yeni başlayanlara tavsiyem, bol bol okumaları ve yazmaktan vazgeçmemeleridir. Yazarlık; emek, sabır, gözlem ve öğrenme isteğiyle gelişir. İnsanları dikkatle gözlemlesinler, farklı hikâyeleri dinlesinler ve eleştirilere açık olsunlar. En önemlisi, başkalarını taklit etmek yerine kendi seslerini bulmaya çalışsınlar. Yazmak, yalnızca kelimeleri kâğıda dökmek değil, insanı ve dünyayı anlama çabasıdır. İçtenlikle yazıp sabırla çalışsınlar; çünkü birkaç samimi cümle bile hiç tanımadıkları bir insanın hayatında kalıcı bir iz bırakabilir.
Sibel BOZTEPE

