
1📌 Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Melike Akyar. 24 yaşındayım, Muğla’da yaşıyorum. Dumlupınar Üniversitesi mezunuyum. Türkçe öğretmeniyim ve şu anda yüksek lisans yapıyorum. Başkent İletişim Akademisinden “Diksiyon ve Seslendirme/Dublaj” eğitimleri aldım. Radyo Ege’de “Tarihte Bugün” adlı programın sunuculuğunu yaptım. Dumlupınar Gazetesinde yazarlık yaptım. Şu anda “Sirius Vedaları” adlı İnstagram hesabından kendi yazdığım metinleri seslendiriyorum.
2📌 Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
Hayatımın dönüm noktaları aslında hep küçük ama ruhuma büyük izler bırakan anlardan oluştu diyebilirim. Aslında dördüncü sınıftan beri deneme türünde yazılar yazıyordum; kelimeler benim için bir oyun değil, iç dünyamın yansımasıydı hep. Ama asıl kırılma noktası, ilk kedim Miniş’i sahiplendiğim zamandı. Onunla kendimi ilk kez tamamlanmış hissettim. Sessizliğinde, bana söylenmeyen her şeyi buluyordum. Duygularımı, sevgiyi, bağlılığı… Ve bir gün onu kaybettiğimde, o sessizlik kelimelere daha çok dönüşmeye başladı. Yazmak artık benim için sadece bir ilgi değil, bir ihtiyaç hâline geldi. Acının içinden geçtiğim o dönemde kelimelerle kendimi yeniden inşa ettim. Hayatı, kaybetmeyi, sevgiyi ve varoluşu sorguladım. O günden sonra yazmak benim için bir tür ruhsal bir nefes oldu diyebilirim. Yazmak, kelimelerle dans ederek kendimi bulduğum, kendimi iyileştirdiğim bir alan.
3📌 Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?
Evet, ilk eserim. İkinci kitabımı yazma sürecindeyim.
4📌 Bu ilk adım size ne hissettirdi?
Bu ilk adım aslında beni bana anlattı. Yazarken kelimelerin içine sakladığım hisler, beni de zamanla ortaya çıkardı. Her cümlenin içinde biraz çocukluğum, biraz korkularım, biraz da iyileşen yanlarım vardı. O yüzden kitabım sadece bir deneme kitabı değil, kalbimin sesi gibi oldu. Ben kendimi bulurken, başkalarının da cümlelerde kendilerinden bir parça bulmalarını istedim. Çünkü bazen bir cümle, insanın en derin yerine dokunmakta ve oradan yeni bir “ben” filizlendirmektedir.
5📌 Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
Eserimde aslında tekrar eden en güçlü tema, insanın kendisiyle savaşı… Kırılmak, iyileşmek, suskunlaşmak ve yeniden hayata tutunmak… Çünkü ben de yazarken hep bu mücadelenin içindeyim. Deneme türünde bir kitap olduğu için duygular beni yansıtıyor; hatta sadece beni değil, çoğu insanın iç sesini de. Çünkü ne yaşarsak yaşayalım, hislerin dili hep aynı değil mi? İşte ben sadece o duygulara kelimeler giydiriyorum.
6📌 Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
Kendimi yazdığım her duyguda bulduğumu söyleyebilirim. Kitabımda karakterlerden çok hisler konuşuyor ve o hislerin içinde de mutlaka bir parçam var. Aslında ben kelimelerde kendimi bulurken, başkaları da kitabı okurken o kelimelerde kendilerini buluyor. İşte yazarlığın en büyülü yanının bir duygunun hem bana hem bir başkasına aynı anda iyi gelmesi diyebilirim.
7📌 Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
İlk kitabım “Tanıdın mı Beni?” bir deneme kitabı. İçinde kaybolmuş duyguların, sessiz fısıltıların kelimelere dönüştüğü bir yolculuk. Yazarken sadece anlatmak değil, hissettirmek istedim. Kitabın arkasında da dediğim gibi; kırık günlerden kalanları onarmak, ruhu hissettirebilmek, içimizdeki gerçeğe ayna tutabilmekti amacım. Her satırında biraz umut, biraz kırılganlık var. Okuyucunun kendi kalbinden bir parça bulabileceği, “ben de böyle hissetmiştim” diyebileceği bir içsel buluşma alanı diyebilirim. Şu anda da ikinci kitabımın yazım sürecindeyim. Bu kez roman türünde ve 1950’li yılların Isparta’sında geçen bir hikâyeyi ele alıyorum. Aşkın, aile bağlarının ve kaybolmuş duyguların zamanın tozuna karıştığı bir dönemi anlatıyorum. İnsanların sevmeyi, kaybetmeyi ve direnç göstermeyi nasıl öğrendiğini göstermek istiyorum. Bu romanla beraber geçmişin dokusuna dokunarak, duyguların zamansızlığını hissettirmeyi amaçlıyorum.
8📌 Bu kitapların sizin için anlamı nedir?
“Tanıdın mı Beni?” benim için yalnızca bir kitap değil, iç dünyamın yansıması. İçimde kaybolmuş duygulara ses vermek, kalbimdeki fısıltıları kelimelere dönüştürmek istedim. Yazarken de hem kendimi hem de okuru iyileştirmeyi arzuladım. Bu kitapta yalnızca benim değil, herkesin susturulmuş yanları var. Benim için anlamı da tam burada saklı: okuyanların kendiyle karşılaşabilmesi…“Tanıdın mı Beni?” sadece bana ait bir hikâye değil; her satırında birinin duygusu, birinin yarası, birinin umudu var. Bu kitabı yazarken kendime “Tanıdın mı Beni?” diye sordum ve biliyorum ki, her okuyan insan da kendine aynı soruyu soracak.
9📌 Yazarken size ilham veren şey nedir?
Yazarken bana ilham veren şey kitabımda da yer alan o şövalyeyi andıran köydeki yalnız ağaç oldu. Onu her gördüğümde içimdeki güçle, dayanıklılıkla ve yalnızlıkla bir bağ kurdum diyebilirim. Rüzgârda dimdik duruşu, köklerinden aldığı güçle var olma çabası bana insanın kendi iç savaşlarını bir kez daha hatırlatmış oldu. Yazmaya başladığımda kendimi onun gibi hissettim. O kökleriyle toprağa bağlıydı ama gökyüzüne uzanan bir yanı da vardı. Tıpkı benim gibi. Tabii ilham kaynağım sadece o ağaç değil. Annem de benim için bu yolculuğun en özel parçası. Kendisi edebiyat öğretmeni, yıllardır şiir yazıyor ve en büyük hayali bir şiir kitabı çıkarmak. Onun hayali bana el uzattı diyebilirim. Küçük yaşlardan itibaren kelimelerin büyüsünü ondan öğrendim. Onun kalemindeki zarafet, yüreğindeki derinlik bana her zaman yol gösterdi. Bu yüzden Tanıdın mı Beni? sadece benim değil, biraz da annemin mirası. Hem bana yazmayı öğreten kadına hem de bana ilham veren o ağaca her satırı minnetle yazıldı.
10📌 Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten şey, aslında bir sessizlik anı oluyor… Kalbimde yankılanan bir his, adını koyamadığım bir sızı, bazen de geceyle aramdaki o gizli bağ. Belki de yazmak, görünmeyenle konuşma biçimimdir. Ben sadece duygularımı değil, ruhumun sesini de sayfalara bırakıyorum.
11📌 Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
Benim üretim rutinim kalıplardan çok duygularla şekilleniyor. Ne zaman içimde bir şey kıpırdansa, o an yazmaya başlıyorum. Deneme yazmak benim için duyguların en saf hâli diyebilirim. Bir de “Siriusvedası” adında bir Instagram sayfam var. Orada yazdıklarımı seslendiriyorum çünkü kelimelerin sadece okunmasını değil, hissedilmesini istiyorum. Belki de bu yüzden her yazım önce kalbimde şekilleniyor, sonra da sesimle tamamlanıyor.
12📌 Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
Yazmak için belirli bir saatim var diyemem ama en çok geceleri yazarım. Çünkü gece benim için dünyanın en sessiz ve en dürüst hâlidir. O an her şey susarken duygular konuşmaya başlar. Ben sessizliği, yıldızları ve ayı severim; sanki hepsi birden kalemime eşlik ediyormuş gibi hissederim. O anlarda dünya daha masum görünür, kelimeler daha içten olur. Geceyle aramda garip bir bağ var.O bana duygularımı fısıldar, ben de onları kelimelere dönüştürürüm. Belki de bu yüzden en güzel satırlarım gecenin kalbinden doğmaya başlıyor.
13📌 Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?
Yazma sürecinde beni en çok zorlayan şey, kesinlikle duyguların ağırlığıyla baş etmek. Bazen bir hissi o kadar yoğun yaşıyorum ki, onu kelimelere dökerken sanki bir diğerine haksızlık ediyormuşum gibi hissediyorum. Aşırı mutsuz olduğumda mutluluğa haksızlık ediyormuşum gibi, öfke kalbimi sardığında sevgiyi yaralıyormuşum gibi. Sanırım yazarken en büyük savaşım, duygular arasında denge kurabilmek çünkü her birinin kendi gerçeği ve kendi sesi var. Benim işim de, o sesleri susturmadan onları birbirine dokundurarak anlamı bulmaya çalışmak.
14📌 Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
Elbette zorlandığım anlar oluyor ama hiç gerçekten vazgeçme noktasına gelmedim. Çünkü hayatta tutunduğum en güçlü duygular; sevgi, mücadele ve emek. Bunlar varsa, vazgeçmek diye bir seçenek de kalmıyor zaten. Sevgi bana neden başladığımı hatırlatıyor, mücadele her zaman yolumu çiziyor, emekse her yaptığım şeye anlam katıyor. Bazen yoruluyorum, bazen kırılıyorum ama içimde “devam et” sesi hiç susmuyor. Aslında yazarlık bu düşüp yeniden kalkmanın, umudu kelimelerde yeniden bulmanın adı oluyor.
15📌 Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?
Eserimin temelinde insanın kendini tanıma ve içindeki gücü fark etme yolculuğu var. Ben okurun önce kendisiyle karşılaşmasını istiyorum çünkü her zaman en zor tanıdığımız kişi, kendimiz oluyor. Yazdıklarımda “kendini bulmak” kadar “kendini hissetmek” de var. Ben kelimelerimle insanlara bunu hatırlatmak istiyorum. Kendilerini, sevgiyi ve içlerindeki o sessiz gücü.
16📌 Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
Bu kitap, sizi kendinizle yüzleştiren, ellerinizi kendi ellerinizle tutmanızı hatırlatan bir yolculuk. Okuduktan sonra göreceksiniz ki, aradığınız cesaret ve sevgi aslında hep sizin içinizdeymiş. Ve işte o an geldiğinde de kitabı kapatsanız bile zihninizde bir sızı ve bir ışık kalacak işte o da kendi gücünüzü bulmanın ve kendinizi sevmenin huzuru olacak.
17📌 Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
“Tanıdın mı Beni?” ruhunuzla buluşacağınız bir yolculuk olacak. Sayfalarında kendi gölgelerinizi ve ışığınızı keşfedecek, kalbinizin sessiz melodilerini dinleyeceksiniz. Her satır, içinizde kalan saklı sıcaklığı ve cesaret kıvılcımını uyandıracak.
18📌 Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
Kelimeleri sadece yazmak için değil, hissettirmek için kullanmam olabilir. Her yazım bir duygu portresi gibi; bazen hüzünlü, bazen neşeli, bazen de sessiz bir umut bırakıyor. Ben, duygulara aşık bir kadın olarak okurun kalbine dokunacak küçük köprüler kurmaya çalışıyorum. Yazmak benim için bir yaşam tarzı ve özgürlük hissi. Bu nedenle de okuyan, sadece bir metin değil, bir deneyim yaşıyor.
19📌 Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?
Yazmak cesaret ister ama hiçbiriniz bu süreçte yalnız değilsiniz. Ben bir yazar ve Türkçe öğretmeni olarak şunu söyleyebilirim: Bu süreç bir yarış olmamalı, bir paylaşım ve dayanışma alanı olmalıdır. Bu zorlu süreçte tek başınıza mücadele etmek yerine çevrenizdeki diğer yazarlarla iletişim kurarak çekinmeden tavsiye isteyin. Birbirinizin ilk okuyucusu, dürüst eleştirmeni ve motivasyon kaynağı olun. Kendinizi kısıtlamadan, saklamadan, korkmadan yazın; çünkü her kelime sizi daha özgür, daha güçlü ve daha sizi siz yapar. İçinizi dökün, hislerinizi bırakın ve unutmayın: yazdığınız her satır, sizin dünyaya bırakacağınız bir iz olacaktır.
20📌 Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?
“Kalbinizin en kırılgan köşesini açmaya cesaret ettiğinizde, kelimeler sizin en güçlü yanınız ve en derin arkadaşınız olacaktır.”

