
1📌 Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Tuğçe Hepkaradagiden Özdeş. 1982 yılında İzmir’de dünyaya geldim. Üniversite yıllarımı saymazsak, evlendiğim tarihe kadar hep İzmir’deydim. Konya Selçuk Üniversitesi’nde İletişim Fakültesi’nde, Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünü bitirdim. Okulu bitirince uzun süre İzmir’de özel sektörde çalıştım. Daha sonra evlenip Adana’ya taşındım ve orada çalışma yaşamına devam ettim. Ancak anne olduktan sonra çalışma hayatım sekteye uğradı, çalışma saatlerimi kendim belirleyebileceğim yeni bir kariyer hedefi oluşturdum ve Sosyoloji okudum, üzerine çeşitli sertifikalar da alarak aile danışmanlığına hak kazandım. Halen aile danışmanı olarak hizmet vermekteyim. İki kız evlat annesiyim aynı zamanda. Resim yapmak ve yazmak benim için her zaman bir tutkuydu. Sahibi olduğum her boş dakikamı da okuyarak geçirmekten hoşlanıyorum.
2📌 Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
Ben tek çocuğum. Annem ve babam her zaman çok fazla çalışıyorlardı. Haliyle biraz yalnız, içine kapanık bir çocukluk geçirdim. Okuma-yazmayı öğrendiğimde kitapların büyüsüne kapılmam çok uzun sürmedi. Sanıyorum ki onuncu doğum günümdü, rahmetli halam bana çok güzel bir defter ve kalem hediye etmişti. “Ne zaman üzülsen, sevinsen ya da öfkelensen buraya yazabilirsin, yazmak içindeki duyguyu biriyle paylaşmak kadar etkilidir.” demişti. Pek anlam verememiştim ama denedim. Önce başımdan geçen önemsiz şeyleri yazdım. Yazdıkça anlatma ihtiyacım azalıyordu. Her günümü yazmaya başladım sonra. Zamanla değişti yazma biçimim. Ortaokuldayken saman kağıtları ortadan ikiye katlar, tam ortasından yorgan ipiyle dikerek kendime defterler yapardım. Bu defterlere okuduğum kitapların sonlarını değiştirerek yazardım. “Bu kitabı ben yazmış olsam burasını böyle yazardım.” diyerek eklemeler yapmaya başladım. Masallar yazdım sonra, piyesler yazdım okul için. Derken bugüne kadar geldim.
3📌 Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?
İlk öykülerimi ve karalamalarımı kimseye okutmadım. Onlar bende saklı. Ancak paylaştığım ilk öykü ve makalelerim Öyle Olsun Dergisi’nde oldu. 2019’dan bugüne kadar çeşitli yazılarım ve öykülerim yayınlandı orada. Basılı eser olarak da ilk kitabım Derme Çatma Hayatlar (Düş’künler) oldu.
4📌 Bu ilk adım size ne hissettirdi?
Korku ve heyecan. Karşı konulamaz bir şey yani.
5📌 Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
Ben kadınları yazmayı seviyorum. İç dünyalarını, karanlık yanlarını, hayatın bir bebekten bir kadın yaratırken ki sürecinde o kişiyi nasıl törpülediğini, dönüştürdüğünü anlatmayı seviyorum. Her karakterde biraz ben varım, benim zihnimin derinliklerinden çağlayıp parmaklarımın ucundan taşan karakterler onlar. Ama bir o kadar da yokum. Ben şanslı ve güzel bir yaşamın içinde oturup şanssız ve kötü bir yaşama savrulmuş kadınların anlatıcısıyım.
6📌 Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
Zaman zaman elbette. Bazen koskoca bir hikayede tek bir cümlede ben oluyorum, benim şahsi düşüncem yazılıyor oraya. Satır aralarına ya da metin altına kendi fikrimi mesaj olarak vermedikten sonra yazmanın büyülü bir yanı olmaz diye düşünüyorum.
7📌 Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
Şu an tek kitabım var: Derme Çatma Hayatlar (Düş’künler). 13 bağımsız öyküden oluşuyor bu kitap. Her birinde, ana karakterin erkek olduğu öykülerimde bile bir kadın yaşantısı var. Mücadele, dram, mutluluk, neşe demek yetmez, kısacık öykülerde büyük yaşantılar anlatılıyor. Okurun, cinsiyet gözetmeksizin kendisinden, hayatındaki kadınlardan, gerek anne, gerek eş ya da kardeşlerinden bir şeyler bulduğu yaşantılar bunlar.
8📌 Bu kitapların sizin için anlamı nedir?
Yayımlanmış ilk kitabım olduğu için bendeki değeri hep ayrı olacak. İlk göz ağrım sonuçta.
9📌 Yazarken size ilham veren şey nedir?
Değişiyor bu. Bazen bir şarkı sözü, bazen bir dostun derdi, bazen de bulutların arasından süzülen güneşin uyandırdığı hissiyat. İlham her zamanı değişik kılıklarda gelir.
10📌 Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
Bunun net bir cevabı yok bende. Benim, bir fikri yazıya dökebilmem için o fikrin beni heyecanlandırması gerekiyor, kafama takmalıyım onu.
11📌 Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
Yalnızken, daha doğrusu etrafımda konuşabileceğim bir tanıdık yüz yokken yazabiliyorum. Bunun için çoğu zaman sahilde bir kafeye gidiyorum, en ücra köşedeki, en küçük masaya oturuyorum, kulaklıklarımı takıp müzik listemi açıyorum ve birkaç saat yazıyorum.
12📌 Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
Yukarıda bahsettiğim rutin için özel bir saat dilimi seçmiyorum, ne zaman fırsat bulup o kafeye gidersem o saatte yazıyorum. Gün içinde oraya gidip yazmanın fırsatını kolladığım bir gerçek.
15📌 Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?
Daha çok kadınları yazdığım için, güzelliğin, sanatın, doğa sevgisinin, zarafetin ve yeri geldiğinde isyanın, dik durmanın ve mücadelenin toplumu kurtaracak olduğuna yönelik mesajlar veriyorum.
16📌 Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
Öyküden öyküye değişiyor bu. Biraz da benim yazarken ki ruh halime göre değişiyor.
14📌 Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
Kitabımı baskı öncesinde çok okudum. Editörlüğümü de redaktörlüğümü de kendim yaptım. Aynı gün içinde beşinci kez okurken, “Bastırmayacağım, okurun karşısına çıkmaya hazır değil bu öyküler.” dedim. Eşim imdadıma yetişti, yatıştırdı beni, böylelikle yayınevine gönderdik. O olmasa belki de hiç basılmayacaktı.
17📌 Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Bu soruya şu şu sebepten diyemeyiz. Bir okur bugün neden Dostoyevski ya da Ayşe Kulin okuyor? Bugüne kadar söylenmesi gereken her şey söylendi. Tüm sözcükler kullanıldı. Edebiyat da sanat gibidir, bir zevk meselesidir. Ben bilgi vermiyorum, kişisel gelişim türünde yazıp mutluluk satmıyorum, öykü ve roman yazarıyım, öykü ve roman neden okunur? Okur ya sarsılmak ya eğlenmek ya da edebi anlamda haz duymak ister. Bunlar için okunabilir benim kitabım da.
18📌 Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
Hiçbir şey. Farklı olduğumu, bambaşka bir şey vaat ettiğimi söyleyemem. Üslubum belki kendime özgüdür. Zaman zaman argoyu kullanmaktan çekinmem. Benim karakterlerim küfür de eder yeri geldiğinde.
19📌 Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?
Önce çok okusunlar. Okumadan yazılamaz. Sonra da çok yazsınlar. Her şey hakkında yazsınlar. Bir bankta oturup önlerine konan güvercin hakkında bile yazsınlar. Yazmak da okumak da pratik ister çünkü.


2 Comments