BİR DÜNYA YETMEDİ .. ÖZLEM OK

 

Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

 

Ben Özlem Ok. Kıbrıs’ta doğdum, köklerim Kütahya’ya uzanıyor. Bugün Hollanda’da yaşıyor ve hasta–yaşlı bakım alanında çalışıyorum. İnsanların en kırılgan anlarında yanında olmayı gerektiren bu meslek, hem gözlem gücümü hem de hayata bakışımı derinleştirdi. Yaşadığım yerler, tanıdığım insanlar ve bu mesleğin kattığı sakinlik, yazıya olan yaklaşımımı da şekillendiriyor. Kalemimin ucunda hem göçün sessizliği hem de insan hikâyelerinin sade gerçekliği var.

Gözlem gücüm kuvvetlidir; insanların, şehirlerin ve ilişkilerin arka planındaki ayrıntıları yazıya aktarmayı seviyorum.

 

  1. Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?

 

Yazma isteği bende çocukken başladı. Fakat bunu ciddiye almam, farklı ülkelerde yaşarken karşılaştığım kültürel ve kişisel dönüşüm süreçleriyle oldu. Gözlemlediklerimi kaydetme ihtiyacı zamanla yazarlığa dönüştü.

 

  1. Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser neydi?

 

 

İlk tamamladığım ve yayımlanan eserim “Bir Dünya Yetmedi” oldu. Uzun süre zihnimde dolaşan bir temayı derli toplu bir bütün hâline getirmeyi başardığım ilk çalışmaydı.

 

  1. Bu ilk adım size ne hissettirdi?

 

Kendimle ilgili kesin bir şey fark ettim:

Düşündüğümden çok daha disiplinli ve sabırlıyım.

Bir metni baştan sona taşımak ciddi bir emek; bunu yapabildiğimi görmek güven verdi.

 

 

  1. Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?

 

Benim metinlerimde hep bir kadın yürür.

Kimi zaman sessiz, kimi zaman çıplak acısıyla, kimi zaman öfkesiyle.

Çocukluk, göç, görünmezlik, sınıfsal yaralar, aşkın gölgesi, kalbin karanlık odası…

Temalarım değil; benim iç odalarım.

 

  1. Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?

 

Evet.

Bazen bir karakterin sesi benim suskunluğum olur.

Bazen bir karakterin yarası, yıllar önce gizlediğim bir acının yankısıdır.

Ben asla tamamen dışarıdan yazmam; yazdığım her şeyin içinde bir parçam gömülüdür.

Ve İnsan ilişkilerindeki güç dengeleri, aidiyet duygusu, şehirlerin insan psikolojisine etkisi gibi konular sık tekrar eder. Karakterlerim genelde kendine dönük, analiz eden ve çevrelerini sessizce gözlemleyen tiplerdir.

 

  1. Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?

 

“Bir Dünya Yetmedi” bir kadın olarak nefes almamın kitabı.

Küçük bir çocuğun düşüşlerini, bir genç kadının kırılmalarını ve bir yetişkinin kendi gölgesinden çıkma çabasını anlatıyor.

 

 

 

  1. Bu kitapların sizin için anlamı nedir?

 

İlk kitap benim yazarlık kimliğimin temelini oluşturdu.

Yeni proje ise daha geniş bir perspektife açılmamı sağlıyor.

 

 

  1. Yazarken size ilham veren şey nedir?

 

Gözlem.

İnsanların davranış biçimleri, şehir atmosferi, sıradan bir anın içindeki küçük detaylar bana ilham verir.

Ve tabi ki,

Bir kadının gözünün içindeki kırılma.

İnsanların birbirini duymadığı anlar.

Ve en çok da: içimde kaybolan küçük kız çocuğunun bana hâlâ bir şeyler fısıldaması.

 

 

  1. Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?

 

Bir acı taşarsa, yazı olur.

Bir sessizlik fazla gelirse, kelime olur.

Bir insan içinden çıkamadığı bir odaya hapsolursa, hikâye olur. Bir konunun zihnimde sürekli geri dönmesi.

Uzun süre unutamadığım bir sahne, cümle ya da karakter varsa onu yazıya dökmem gerektiğini anlarım.

 

  1. Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?

 

Ben ritüellerle değil, duygularla yazarım.

Hollanda’nın yağmurunda da yazarım, gecenin sessizliğinde de.

Kalbim nereye çağırırsa orada otururum masanın başına.

 

 

  1. Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?

 

Sadece bir ritüelim var:

Kendime doğruyu söylemek.

Gerisi günün hangi saatinde geldiğinin önemi yok.

 

 

  1. Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?

 

Kurguyu sade tutmak.

Anlatmak istediğim çok şey olduğunda gereksiz detayları elemek zaman alıyor.

 

 

  1. Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?

 

Metin içinde tıkandığım oldu ama yazmaktan tamamen vazgeçtiğim hiç olmadı.

Yazı benim için bir lüks değil, rutin bir ihtiyaç.

 

  1. Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?

 

Insan dediğimiz şey, görünen yüzünden çok daha fazlasıdır.

Bir şehir, bir ilişki ya da bir hayat — dışarıdan göründüğünden fazlasını taşır. En görünmez olduğunu sandığın an, aslında en çok görülmeyi hak ettiğin andır.

Her kadın kendi hikâyesinin kahramanıdır.

Ve herkes, sandığından daha dayanıklıdır.

 

 

 

  1. Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?

 

Sıradan görünen hiçbir şeyin aslında sıradan olmadığı fikriyle.

 

“Benim acım da değerli.”

“Ben de yeniden başlayabilirim.”

“Benim hikâyem de duyulmayı hak ediyor.”

 

 

  1. Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

 

Çünkü bu kitaplarda bir kadının gerçeği var.

Süslenmemiş, cilalanmamış, romantize edilmemiş bir gerçek.

Bir dünya yetmedi; ama bu kitaplar belki bir pencere olur.

 

 

  1. Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?

 

Yazarken kendimi saklamam.

Kelimelerim, bir kadının bütün çıplaklığıyla ayakta durma çabasıdır.

Ben hikâye anlatmam; hikâyenin içinden konuşurum.

Şu da etkili Farklı kültürlerde yaşamış olmanın verdiği geniş perspektif ve analitik düşünme yeteneği.

Hem duygusal hem rasyonel bakabilirim; bu denge yazılarımı belirgin kılar.

 

 

  1. Edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara ne söylemek istersiniz?

 

Kendinizi küçültmeyin.

Başkasının alkışına ihtiyaç duymayın.

Ve en önemlisi: acınızdan utanmayın , orada bir hazine var.

 

 

 

  1. Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?

 

“Her kelimeyi bir kapı gibi düşün; bazıları seni çıkaracak, bazıları içeri hapsedecek… ama sakın yazmaktan vazgeçme.”

 

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir