SEZGİN IŞIK:Mum ile müziğin hikâyesi yeni değil…

Mum ile müziğin hikâyesi yeni değil…

Belki de birbirlerine en çok yakıştıkları zaman, 17. ve 18. yüzyıllardı. Elektriğin henüz hayatımıza girmediği yıllarda tiyatrolar, opera salonları ve müziğin yankılandığı görkemli mekânlar mumlarla aydınlanıyordu. Bir tarafta titreyen alevler, diğer tarafta kemanların, viyolonsellerin ve insan sesinin yükselen notaları…

Kim bilir kaç aşk ilk kez o ışıkların altında başladı, kaç veda bir melodinin arasına saklandı, kaç insan sevdiğinin yüzünü yalnızca bir mumun titrek ışığında seyretti.

Sonra zaman değişti.

Gaz lambaları geldi, ardından elektrik… Salonlar daha çok aydınlandı, sahneler büyüdü, ışıklar çoğaldı. Mum ile müziğin yolları biraz ayrıldı belki.

Ama bazı eski aşklar birbirini unutmuyor.

Yüzyıllar sonra bir gece, binlerce küçük ışık yeniden yanıyor; müzik yeniden onların arasından yükseliyor. Ve insan fark ediyor ki teknoloji ne kadar değişirse değişsin, bazı şeylerin yarattığı duygu hiç değişmiyor.

Çünkü mum ışığı göze değil, biraz da ruha dokunuyor.
Müzik ise zaten hep oraya ulaşmanın yolunu biliyor.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir