Bekir Can Başeğmez

1📌 Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

Ben Bekir Can Başeğmez. 28 Ocak 1995 tarihinde, Mersin’in Tarsus ilçesinde doğdum. Daha önce, burslu okuduğum Çağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü terk etmiş olsam da sonrasında felsefe alanında eğitim aldım. Ve şu anda, yine felsefe alanında yüksek lisans eğitimi almaya hazırlanmaktayım.

 

2📌 Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?

Her insanın hayatında inişli çıkışlı zamanlar olabilir. Kimileri bu zor zamanları hafif atlatırken, kimileri için ise, süreç daha etkili ve yaralayıcı olabilir. Ben de bu süreçlerden geçen biri olarak, yenilgi yıllarını da verimli kullanabilmek istedim. Ve tüm bu “olumsuz” süreçleri bir yazım ve üretim atölyesi haline getirdim.

 

3📌  Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?

“Yazınsal Kaos Denemeleri” benim ikinci kitabım. İlk kitabımı henüz 17 yaşındayken yayınlamıştım. “Bizim Düzen” adında bir deneme eser olmasına karşın, elbette ilk gençlik heyecanının verdiği bolca hata ve şu an baktığımda birçok hata bulduğum bir eserdi.

 

4📌 Bu ilk adım size ne hissettirdi?

Tüm hatalarıyla birlikte, sonuçta ortaya bir eser koyabilmek, yaratmak, insana olağanüstü bir his veriyor. Özellikle yazarlar olarak çoğu zaman hislerimizi sözlerden ziyade yazıyla ifade edebildiğimiz için, aynı zamanda bir kendini var etme alanı şekillendirmiş oluyoruz. Yani “ilk eser” dediğimiz şey, bir anlamda; insanın annesinden doğumuyla meydana gelen ilk var oluşunun yanında, kendi kendisini ikinci kez doğurması, var etmesi gibi bir anlam taşıyor benim için.

 

5📌  Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?

Şimdiye kadar yayınlanmış eserlerim ve elimin altında hazır bulunan bundan sonraki eserler de hep bir fikir mücadelesinin ürünü. Yani kitapların bir derdi var ve okuyucusuna bunları dökebilmek istiyor. “Kendi kimliğini bulmuş olan” ikinci kitabımla birlikte bu fikirlerin yönü, ağırlıklı olarak “varoluş, ölüm fikri” ve etrafında gelişen felsefi bir çerçeve ekseninde şekilleniyor.

 

6📌 Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?

Yayınlanmış iki eserim de kurgu eserler değil. Ancak şu an üzerinde çalıştığım bir roman var. Açıkçası o kitapta baş karakter benden çok şey taşıyor. Başlangıçta bunu bilinçli olarak tasarlamamış olsam da kitap bittiğinde baş karakterde kendi yansımamı bulduğum doğru.

 

7📌 Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?

İlk kitabım olan “Bizim Düzen”, yaşamımda çok erken dönemde kaleme alınmış, dönemin güncel politik konularını ele alan bir deneme kitabı. İçerisindeki fikirler çok sağlam temelli olmasa da yine de beni bugüne getiren önemli bir basamak olduğun söylemeliyim.

İkinci kitabım “Yazınsal Kaos Denemeleri” ise, artık felsefi görüş ve fikirlerin ana omurgalarının oturmuş olduğu ilk sistematik eserim. Kitabın içinde ölüm fikri olanca pozitifliği ile alınıyor ve gelecek eserlerde daha derinden temellendirilecek olan nihilist felsefeye bir giriş niteliği taşıyor.

 

8📌 Bu kitapların sizin için anlamı nedir?

Kitaplarım, daha önce de bahsettiğim gibi, bir anlamda beni yeniden doğurarak, kendi benliğimi kendi istediğim gibi var etmeme yardım ediyor.

 

9📌 Yazarken size ilham veren şey nedir?

Yazmak için ilhamın gerekli olduğunu düşünen kesimden değilim ancak, elbette ki ilham almak için pek çok şeye sahip olduğumuz da inkâr edilemez. Çevremdeki hemen her şeyden ilham alabiliyorum. Bu kimi zaman dinlediğim bir şarkı olabilirken, kimi zaman da izlediğim bir film ya da sadece yağmurlu bir güne uyanmış olmak da olabiliyor.

 

10📌 Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?

Aslında bunun dışsal bir itki olduğunu düşünmekten çok, bir disiplin işi olduğunu düşünüyorum. İlham dediğimiz şey, ya da aklımıza gelen tüm fikirler, biz onları yakalayıp yazıya geçirmediğimiz sürece başımızın üzerinden uçacak ve bir zaman sonra geçip gidecekler. Önemli olan şeyin yazma kararlılığı olduğunu düşünüyorum. “Yazma anı”, gelmesini beklememiz gereken özel bir an değildir. Oturup yazmaya başlamalı ve o “yazma anını” kendimiz yaratmalıyız.

 

11📌 Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?

Günlük rutinim boyunca sürekli yazı ile meşgulüm. Bu her zaman için bir kitap yazmak amacıyla olmasa da felsefe ile uğraştığım için sürekli notlar almak ve öğrenmek zorunda hissediyorum kendimi. Bunun dışında, günlük olarak kısacık bir paragraf, bir cümle de olsa yazmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yazmak, enstrüman çalmak gibi, sürekli etüt etmedikçe köreliyor.

 

12📌 Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?

 

Bunun hakkında belirlenmiş günler ve saatlerim olmasa da her gün yazmaya gayret ediyorum. Özellikle çevremde dikkat dağıtıcı unsurların olmadığı zamanları tercih ediyorum. Bu zamanlar da genellikle akşam saatleri oluyor.

 

13📌 Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?

Sürekli tekrar etmek, yazılanların üzerinden geçmek. Bu yazma uğraşı için zorunlu bir süreç olsa da bunu hiç sevmediğimi ve kendi yazdığım bir metni günlerce, haftalarca ve onlarca kez yeniden ve yeniden okumayı çok sıkıcı bulduğumu itiraf etmeliyim.

 

14📌 Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?

Yazmaktan değil ancak yayınlamaktan vazgeçme noktasına geldiğim oldu. Türkiye’de yayınevi bulmak çok zor. Ve ben de “parayla kitap bastırmak” istemediğim için, geleneksel bir yayınevi bulabilmek için çok uğraştım. Neyse ki Öteki Yayınevi ve sahibi Vedat Yeniçeri bana bu süreçte çok destek oldu.

 

15📌 Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?

Sadece yaşamamalı, sorgulamalıyız. Bizim için özel olarak tasarlanmış bir değerler evrenindeki kalıplar içerisinde yaşıyoruz sadece. Toplum için değerli olan tüm sözde dayanakları bir kenara bırakıp, tüm çıplaklığı ile hayatı ele aldığımızda, hiçbir şeyin anlamı olmadığını göreceğiz. Ex nihilo nihil fit!

 

16📌 Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?

Sorgulamak için bir kıvılcım çakabilsem yeter. Bu sorgulama politik veya başka herhangi bir sorgulama değil ancak, var olmanın temellerine yöneltilmiş, kapsamlı ve daha önce sahip olunan ön kabullerden sıyrılmış bir sorgulama…

 

17📌 Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Modern dünya tarafından bize sunulan renkli dünyanın sahteliğini görebilmek ve bununla da kalmayıp, neden var olmanın bir zorunluluk olması gerektiğinin dayatıldığını sorgulayabilmek için bu kitabı okumalarını öneriyorum.

18📌 Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?

Beni diğer yazarlardan ayıran şeyin, hayatı pohpohlamamak ve onun içinde ona karşı bir duruş sergilemek olduğunu düşünüyorum. Bunu yapan ilk kişi değilim. Ancak yine de bir azınlığa dahilim.

 

19📌 Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?

Yazmaktan ve üretmekten vazgeçmeyin. Ancak bunu yaparken de en büyük motivasyonunuz, kendinizi yeniden var edebilmek olsun. Kalemi elinde tutan kişi kendisine yeni dünyalar, yeni evrenler yaratabilir, hatta onları tek bir kalem darbesiyle yok edebilir. Hiç kimse bu gücü sizden alamaz. Yaratmaya ve yarattıklarınızı yayınlamak isteyebilecek insanlara ulaşmaya çalışmaya devam edin. Zira kitap yayınlamayla değil, tam olarak da tüm bu zorlu süreçlerde yazar oluyorsunuz.

 

20📌 Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?

“Tanrı, başlangıçta Söz’ü yarattı…”

KISA BİYOGRAFİ:

“Bekir Can Başeğmez. 1995 yılında Tarsus’ta doğdu. İlk kitabı henüz 17 yaşındayken yayınlandı. O zamandan beri sürekli üretmeye devam ediyor. Şu anda felsefe alanında yüksek lisans eğitimine hazırlanmakta ve ilgili alanda akademik çalışmalar üretmeye devam etmektedir.”

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir