Bilge Ağaç Hikayesi.. Oğuzhan Çakır

Röportaj: Eğitimci Yazar / Oğuzhan Çakır

  1. Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz? 1983 yılında Malatya’da doğdum. Eğitim hayatım boyunca Sosyoloji, Sosyal Hizmetler, Adalet, Okul Öncesi Öğretmenliği ve İşletme gibi disiplinler arası alanlarda kendimi geliştirdim. Yazı alanı ve mesleki anlamda pek çok eğitime katıldım. Meslek hayatında 18. yılını geride bırakmış bir eğitimciyim. Öğretmenlik ve idari kadrolarda görev aldım. Benim için hayat; öğrenmek, öğretmek ve en nihayetinde bu birikimleri kalbin süzgecinden geçirerek yazıya dökmektir.
  2. Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi? Eğitimci kimliğimle yüzlerce çocuğun hayal dünyasına ve yakın çevremde yetişkinlerin toplumsal sancılarına şahitlik ettim. Bu iki dünyayı birleştiren “ortak dilin” masallar ve semboller olduğunu fark ettiğim an, yazarlık serüvenimdeki en büyük dönüm noktası oldu.
  3. Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi? İlk olarak “Deniz’in Rüyaları Dağınık Bonbon” ve “Bu Kitap Senin” adlı hikâye kitaplarında yazarlık yaptım. Ayrıca “Bir Garip Orhan Veli Bütün Şiirleri” kitabının düzenlemesinde yer aldım. Çeşitli dergilerde yazdım. Ancak “Bilge Ağaç Hikâyeleri”, tüm bu birikimlerimin bir meyvesi olarak benim için çok özel bir yere sahip.
  4. Bu ilk adım size ne hissettirdi? Her eser, bir çocuğun hayretini ve bir yetişkinin unuttuğu ışığı aynı anda hatırlatmak gibidir. İlk adımlarımda duyduğum heyecan, bugün yerini Bilge Ağaç’ın gölgesindeki o dinginliğe ve sorumluluk bilincine bıraktı.
  5. Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı? Doğa, hayvanlar ve kadim semboller eserlerimin vazgeçilmezidir. Özellikle “Bilge Ağaç”, benim için hem bir sığınak hem de içsel bilgeliğin temsilidir. Hikâyelerimdeki her hayvan, aslında insan kalbinde saklı bir sorunun veya duygunun masalsı gölgesidir.
  6. Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu? Elbette. Kimi zaman sürüsünü kaybetmiş bir kurt gibi yalnızlığı, kimi zaman gölgesinden korkan bir ceylan gibi ürkekliği kendi içimde de hissederim. Yazmak, bu duygularla yüzleşme biçimimdir.
  7. Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz? Kitaplarım genel olarak çocukların kalbine hitap eden ama yetişkinlerin de kendi çocukluk ışıklarını bulabileceği bir köprü niteliğindedir. “Bilge Ağaç Hikâyeleri” ise 12 farklı şiirsel öyküyle okuru içsel bir yolculuğa davet eder.
  8. Bu kitapların sizin için anlamı nedir? Yazmak benim için yalnızca kalemle kâğıdı buluşturmak değil; bir çocuk gibi oyun oynamak ve bir bilge gibi suskun kalabilmektir. Kitaplarım, bu sessizliğin sesidir.
  9. Yazarken size ilham veren şey nedir? Doğanın kusursuz dengesi ve bir çocuğun gözlerindeki o saf hayret duygusu en büyük ilham kaynağımdır.
  10. Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir? Kalbin ve ruhun dilinin, kelimelerden önce geldiği o an. Kelimelerin yetersiz kaldığı duyguların, bir ağacın gövdesinde veya bir kuşun kanadında yankılanması gerektiğini hissettiğimde yazarım.
  11. Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır? Yazı süreci benim için disiplinli bir gözlemle başlar. Mesleki tecrübelerimi edebi bir estetikle harmanlamak için sakinlik ve tefekkür anlarını kollarım.
  12. Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı? Doğayla baş başa kaldığım veya sessizliğin en derin olduğu anlar, kalbimin fısıltılarını en net duyduğum zamanlardır.
  13. Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi? Karmaşık insani duyguları, bir çocuğun anlayabileceği sadelikte ve bir yetişkini etkileyecek derinlikte dengeleyebilmek en hassas olduğum konuydu.
  14. Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu? Hayır, çünkü yazmak benim için bir tercihten ziyade, ışığımı paylaşma biçimim.
  15. Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir? “Cevap dışarıda değil, kalbindedir”. Işığın hiç kaybolmadığını, sadece hatırlanmayı beklediğini anlatmak en temel gayemdir.
  16. Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz? Unuttuğu ışığının aslında içinde sakince beklediğini fark etmesini ve kendi “Bilge Ağacı”na doğru bir adım atmasını isterim.
  17. Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı? Çünkü bu kitap onlara hayvanları veya dağları değil, bizzat kendilerini anlatıyor. Bir ayna tutmak ve o aynadaki güzelliği görmelerine yardımcı olmak için.
  18. Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir? Eğitimci ve yazar kimliğimi, edebi bir masal diliyle harmanlayarak hem çocuğa hem de içindeki çocuğu kaybetmemiş yetişkine aynı anda dokunabilmem olabilir.
  19. Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara ne söylemek istersiniz? Kendi iç seslerine güvenmelerini ve yazmanın her şeyden önce bir “duyuş” meselesi olduğunu unutmamalarını söylerim.
  20. Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu? “Kalemini kağıda değil, önce kalbine dokundur; çünkü ancak kalpten çıkan, başka kalplere yol bulabilir.”

 

 

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir