Mehmet Selim Yiğit

1📌 Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

Sizi biraz daha tanıyabilir miyiz? Sorusu pat diye karşıma çıkınca bilemedim doğrusu. Benim bile çoğu zaman kendimi tanımakta zorlandığım beni nasıl anlatayım. Kendimi samimi bir şekilde anlatabilir miyim? Siz beni tanıyabilecek misiniz sahiden? Hastalıklarla geçen bir bebeklik, hastalık olup olmadığı belli olmayan bir illet ve beraberinde getirdiği yürek burukluğu, sosyal baskı… Utangaç ve içine kapanık çocukluk mu desem yoksa… Geçmişe gidince geri gelemeyen gençlik mi ya da… İmdadıma yetişen Üniversite mi? Beni kendime getiren mesleğim mi? Hangisi? Klasik en iyisi, ismim Mehmet Selim Yiğit. 1977 Batman’ın yakın zamanda Ilısu Baraj suları altında kalan tarihi Hasankeyf ilçesine bağlı Çardaklı Köyü doğumluyum. İlk ve Ortaokulu yine Batman’ın Gercüş ilçesinde bulunan Yatılı İlköğretim Bölge Okulunda, Liseyi Batman Lisesi’nde bitirdim. 2002 Yılında Konya Selçuk Üniversitesinden mezun oldum. 2002’den itibaren çeşitli özel ve kamu kurumlarında Rehber Öğretmen olarak çalıştım ve çalışmaya devam ediyorum.

2📌 Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?

Yaşanmışlıklar dolup taşmaya başlayınca yazmak kendiliğinden ortaya çıkıyor zaten. Yazarlığa hep yönelik bir insandım fakat çocukluğumdan gelen o içine kapanık, utangaç mizaç beni geciktirdi. Tam olarak ne zaman karar verdiğimi ilk kitabım olan SESLER&SİSLER kitabının giriş kısmında genişçe yer verdim. Çalıştığım kurum için kısa videolar çekip sosyal medyada paylaşıyorduk. Mesai arkadaşıma seri şeklinde video çekmek gibi bir fikrim olduğunu ve bu

8-9 veya 11-12 civarında olabileceğini söyledim. Bunun üzerine “Oho bundan bir kitap çıkar” gibi bir espri ile karşılık verdi. Ben de esprisine birkaç hafta sonra kitapla karşılık verdim. Sonra bir şiir kitabı ve ardından ilk romanım geldi.

3📌  Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?

Hayır bu ilk eserim değil? İlk olarak Rehberlik tecrübelerimi yazdığım “SESLER&SİSLER” adlı kitabım 2021’de çıktı. Hemen ardından uzun zamandır ajandamda bekleyen şiirlerim “BİR ŞUBAT AYAZI” ile bastırıldı. Yine uzun zamandır kafamı meşgul eden “KARANLIK GECE/SARİN” ilk romanım 2025’te çıktı.

4📌 Bu ilk adım size ne hissettirdi?

İlk kitabınız ilk çocuğunuz gibidir. Sebebini anlamadığınız ilginç bağ varadır aranızda. O bazen size ikinci bir çocuk için fikir verir olumlu ya da olumsuz. İşte o ilk çocuk belki de iyi ebeveyn olduğumu söyledi. Bazen bunu tersi de olabilir, beklediğiniz o çocuk gelene kadar… belki teşbihte hata yaptık ama benim hissettiğim şey birincisiydi. Doğrusunu söylemek gerekirse bana inanılmaz bir güven hissi kazandırdı. Kitaba olan ilgi beklediğimin çok çok üzerinde çıkınca inanılmaz iyi hissettirdi. Bu yüzden dört sene arayla üçüncü kitabım çıktı. Dördüncüsü de yolda.

 

5📌  Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?

Karakterden çok kavramların tekrar ettiğini düşünüyorum. Çaba, güven, cesaret gibi kavramların karakterlere de yansıdığı kısımlar az değil.

6📌 Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?

Üç kitabımda da kendimi bir yerlerde bulmaktan kaçacak bir yol bulamadım.

7📌 Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?

SESLER&SİSLER: Dört bölümden oluşan bir kişisel gelişim, sınav rehberliği; bir nevi koçluk kitabıdır. İlk bölüm hayat sınavı da dahil olmak üzere “Sınavlara zihinsel hazırlık” üzerine yoğunlaşıyor. Neden bu sınava giriyorum? Ne kadar istiyorum? Ne kadar değişebilirim? Neleri feda edebilirim? Gibi başlıklar var. İkinci bölüm, devam ederken çıkabilecek sorunlar irdeleniyor. Motivasyon, Güven, Cesaret, Duygularını kontrol edebilme ve sürdürebilme alışkanlıkları. Üçüncü Bölüm; Başarıya götüren adımlar; Planlı çalışma, denem sınavları vb benzeri başlıklara geniş yer veriliyor. Son bölüm bir röportaj şeklinde hazırlandı. Öğrencilerin sıkça sorduğu soruları soru cevap şeklinde cevaplandırdık.

BİR ŞUBAT AYAZI (ŞİİR): Öykü tadında şiirler diyorum ben ona. Yaratılışın imgelenmesi ile başlıyor. Şehirlerle devam ediyor; Batman, Konya, Antalya, Cizre ve Hasankeyf… Sonra duygu şiirleri ile devam ediyor; Aşk, Sevgi, Hüzün gibi

KARANLIK GECE/SARİN (Roman) : Bir üniversite öğrencisinin bilet parasını kaybedip trenle gitmeye karar vermesinin ardından başlayan sıradan yolculuğun gizemli bir yolculuğa dönüşmesi ve bambaşka bir hikayeye evrilmesi ile devam ediyor.

8📌 Bu kitapların sizin için anlamı nedir?

“Sesler&Sisler” ilk kitabım, serüvenimin ilk basamağı olması dolayısıyla bende ki yeri farklı olacak her zaman. “Bir Şubat Ayazı” babamı 2008’de soğuk bir şubat gününde kaybetmenin acısına adanmış ve ismini de oradan almış dolayısıyla bambaşka bir anlam ifade ediyor. “Sarin” ise ciddi anlamda yazar olmaya başladığımı hissettiğim ilk kitabım.

9📌 Yazarken size ilham veren şey nedir?

Hafif esen bir rüzgar, çiseleyen uysal bir yağmur, hızla geçen bir araba veya hareketli hareketsiz her şey.

10📌 Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?

Sanatsal anlamda taşıdığı anlam diyebilirim. Fikir vücuda gelecek bir iskelet görüntüsü veriyorsa yazmaya başlarım.

11📌 Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?

Bir yazarın rutini olur mu bilmiyorum. Benim yok, olabileceğini de sanmıyorum. Biraz yağmura benziyoruz, gökyüzünde bulutlar kararmadan yağmak gibi bir adetimiz yok.

12📌 Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?

Düzen ve plan her zaman işe yarar fakat bu alanda kendimi ne ritüel ne de belirli bir saate sığdırmak istemiyorum. Buna rağmen farkında olmadan, gündüz saatleri ve kalabalık ortamlarda olay kurgusunda, akşam ve gece saatlerinde ise gecenin karanlığında yıldız gibi parlayan kelimeleri duygu ve ya tasvir detaylarında daha iyi kullandığımı fark ettim. Uyarıcın yoğunluğunun daha az olmasından dolayı tasvir etmek istediğim imgenin detaylarını daha net görüyorum sanırım.

13📌 Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?

Düşündüğüm imgeyi veya içimde biriktirdiğim duyguyu anlatacak kelime bulmakta zorlanıyorum ara sıra. Yaşadığım şeyi net olarak ifade edemiyor gibi eksik hissediyorum. Okuyucu acaba yaşadığım acıyı, coşkuyu hissedebildi mi diye tereddütte kalıyorum. Böyle durumlarda kısa bir süre yazmaya ara verip yazarlığımı sorgulamaya başlıyorum.

14📌 Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?

Vazgeçtiğim çalışmalarım oldu fakat yazmaktan hiçbir zaman vazgeçmedim. Her üç kitabımı da sıkılmadan yazdım. Ben sıkılmadıysam okuyucu sevecek duygusunu çok yaşadım ve ona güvendim. “SARİN” için tek seferde yüz sayfa, tek oturuşta yüz elli sayfa okuduğunu söyleyen dönütler aldığımda haklı olduğumu anladım.

15📌 Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?

Aslında bunu okuyucunun kendisine bırakmak en mantıklı yoldur. Bir röportaj sırasında eserlerinizde içe dönüş var mı? Şeklinde bir soru sorulmuştu. Ben bir öğretmenim bundan kaçabileceğimi sanmıyorum. Evrensel değerleri işlemekten, değinmekten kendimi alıkoyamıyorum. Fakat dayatmaktan kesinlikle uzak durmaya çalışıyorum. Okuyucunun alacağı mesajı kendisine bırakıyorum.

16📌 Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?

İşte bu soru tamamen okuyucunun hakkı. Bir cevap verirsem sanırım okuyucunun hakkına girmek gibi bir suç işlemiş olurum. Yine de zihninin bir köşesinde unutamayacağı bir iz bıraksın diyebilirim.

17📌 Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Benim kitaplarımdaki en büyük kötü alışkanlık çay.

18📌 Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?

Henüz bu soruya cevap verecek seviyede olduğumu düşünmüyorum. Hafif düzey şair, orta düzey yazar olarak tanımlıyorum kendimi. Belki birkaç sene sonra…

19📌 Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?

“Çok okumalısınız” gibi klasik bir bir cevap olduğunu biliyorum ve haklı olduğunu da kabul ediyorum. Yalnız biraz eksik olduğunu düşünüyorum. Bir insanın çok yiyerek aşçı olamayacağı gibi çok okuyarak da yazar olunmaz bence. Benim tavsiyem iyi olsun kötü olsun fark etmeksizin yazmaya başlasınlar. Yazı bir pratiktir ve bu konuda gelişmeleri gerekiyor. Okumayı ihmal etmeden…

20📌 Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?

“Dünyanı hiçbir yerinde mükemmel yazmak diye bir şey yoktur, mükemmel olan yılmadan ve yorulmadan yazmaya devam etmektir.”

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir