Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Merhaba, ben Pembe Koltuk kitabının yazarı Elif Güler. Okumaya ve yazmaya gönül vermiş bir insanım. Pembe Koltuk haricinde basılı 2 kitabım daha var: Aşktan Damlayanlar ve Demlenmiş Öyküler.
- Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
Yazarlık gerçekten bir kriz anında doğdu hayatıma. Pandemi döneminin sancılarını bildiğiniz gibi çoğumuz evimize kapanmış olarak çekiyorduk. İşte o dönem, evdeki sıkıntılarımla başa çıkmak için kitaplarla haşır neşir olmaya başladım. Çok kitap okumaktaydım ama beni yazmaya teşvik eden özel bir kitap oldu: Halid Ziya Uşaklıgil’in “Kırk Yıl” ı. Bu eserin içerisindeki eski zamanlara ait kelimeler beni çok etkiledi ve onları kullanarak şiirler yazmaya başladım. İşin özü, pandemi hayatımın gidişatını değiştirerek benim için mucizevi bir dönüm noktası oldu.
- Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eseriniz neydi?
Bir şiir kitabı olan Aşktan Damlayanlar. Bir pandemi ürünüdür ve 6 aylık geceli gündüzlü yoğun bir çalışmanın basılı hale gelen güzel bir meyvesidir.
- Bu ilk adım size ne hissettirdi?
İçimdeki cevheri uzun yıllar sonra tekrar ortaya çıkarabilmenin gururunu yaşattı. Lise yıllarımda da yazma konusunda çok aktiftim. Hatta yarışmalara katılıp derece ve ödül aldığım anılarım olmuştu. Seneler sonra tekrar yazmaya başlayabilmek ve emeğimi somutlaştırarak ardımda bir iz bırakabilecek olmak çok yoğun duygular yaşattı bana.
- Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
Evet, eserlerimde kadınların yaşadığı problemlere, travmalara çok yer verdiğim bir gerçek. Hayat yolumda birebir kendi yaşadığım hadiseleri de bazı öykülerimde işledim. Kadınların dik duruşları ve azimleriyle birçok problemin üstesinden gelebileceklerine inandığım için eserlerimde onların iç dünyalarına yer vermeyi tercih ettim.
- Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
Bir karaktere inanmadan, onu içselleştirmeden onu oluşturmamızın, şekillendirmemizin mümkün olmadığını düşünüyorum. Ortaya bir şey çıksa bile yapay olacağı kanısındayım. Ben, yazdığım karakterler birlikte güldüm, ağladım, heyecandan titredim. O yüzden karakterlerimin çoğunun benim iç dünyamı yansıttığını gözlemlediğim gibi bu yönde geri dönüşler de almışımdır okurlarımdan.
- Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
Aşktan Damlayanlar: Şiir kitabım, 2021 yılında yayımlandı. Bu eserimde hissettiğim, hayalimde canlandırdığım tüm duygularımı eski zamanlarda kalmış kelimelerle harmanlayarak yeni bir dünya kurmak istedim kendime.
Pembe Koltuk: İlk öykü kitabım, 2022 yılında yayımlandı. Hayallerimizin, umutlarımızın, değerlerimizin ve gönülden bağlı olduğumuz sevgilerin, bazen de eksikliğini derinden duyduğumuz sevgisizliğin bizi nerelere taşıyabileceğini anlatan öykülerden bir seçki.
Demlenmiş Öyküler: İkinci öykü kitabım, 2024 yılında yayımlandı. Bu eserimde yaşamın derinliklerine dair bir dizi öykü bulacaksınız. Bu öyküler aşkın, dostluğun, yalnızlığın ve insanın kendini bulma çabasının çeşitli yüzlerini gözler önüne serer.
- Bu kitapların sizin için anlamı nedir?
Hepsinin ayrı ayrı o kadar özel ve derin anlamları var ki. Öncelikle oğluma benden bir miras olarak kalmasını istediğim için hepsinin her bir satırını gönülden yazdım. Ve yılların birikimini, yaşanmışlığını, hayallerimi elimde tutabildiğim ve kitlelere ulaştırabildiğim için her biri ayrı ayrı bir gurur kaynağı benim için.
- Yazarken size ilham veren şey nedir?
Ben hüzün duygusundan çok etkilenirim. Bir derya denizdir hüzün. Neler neler dökülür satırlara o hüzün anlarında. O yüzden hüzünden çok beslendim eserlerimde.
- Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
Bir fikir beni efkarlandırıp bana nostalji yaşatabiliyorsa işte o an hemen alırım kalemimi elime. Bir önceki sorunun cevabında bahsettiğim gibi hüzün harekete geçirir beni ve el verir yazılarıma.
- Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
İçimdekileri satırlara dökebilmek için aklımdaki ve kalbimdeki duygu düşüncelerin dolup taşması gerekir kalemle buluşabilmek için. Böyle anlar çok verimli ve kıymetlidir. Dur durak bilmeden yazabilirim o anlarda. Tabii, zaman zaman kalemimizin sekteye uğradığı vakitler de olmaz değil. Biraz dinlenerek, biraz farklı alanlara geçiş yaparak telafi etmeye çalışırım bu durumu da.
- Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
Geceleri el ayak çekilince, o derin sessizlikte yazılarımla başbaşa kalmak paha biçilemez saatlerdir benim için.
- Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?
Kendi hayatımdan kesitler aktardığımda duygusal anlamda zorlanırım. Çünkü maziyi tekrar tekrar yaşadığımı hissederim o anlarda. O duyguları hafifletmek adına kurgular ekleyerek süreci yumuşatmaya çalışırım.
- Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
Yanlış yayınevi seçiminden dolayı kitaplarımın yeterince tanıtımı yapılmadığı için ya da yakın çevremden ilgili, motive edici dönüşler alamadığımda vazgeçme noktasına gelmişliğim oldu. Ama sonra tekrar sarıldım yazılarıma. Herşeyden önce kendim için yazdığımı anımsadım tekrar. Çünkü ben yazarak iyileşenlerdenim. O yüzden bana iyi gelen şeye; yazmaya, üretmeye devam etmem gerektiğine inanarak yola koyuldum tekrar.
- Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?
Kadınların kendi güçlerinin, potansiyellerinin farkına varmaları, kadın dayanışmasının ne kadar hayati bir önem arz ettiği ve hayatta eğilmeden bükülmeden dimdik durarak, faydasız ve boş yollara sapmadan onurlu bir insan olabilmek verdiğim mesajlar arasında.
- Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
Acıların, zorlukların insanı olgunlaştırdığı, tecrübelendirdiği ve doğru yolu bulmasını sağladığını hissetmelerini ve sevginin gücünün herşeye galip gelebileceğini içselleştirmelerini çok isterim.
- Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Farklı dünyaların içine girmek, kısa bir an bile olsa oradaki duyguları, yaşamları hayalinde canlandırabilmek insanın gözünün önündeki sis perdesini aralamaya muktedir olabiliyor. Bunu deneyimlemeleri için okumalarını tavsiye ederim.
- Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
Her yazarın kendine has yaşanmışlıkları, hayal dünyaları vardır. Her kalem özgün olduğu müddetçe birbirinden farklıdır ve her birinden alacağımız tat da kendine özgüdür haliyle.
- Son olarak edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?
Kaleminiz yazdığı sürece, kaleminize değer katabildiğiniz sürece yazmaktan, üretmekten vazgeçmeyin.
- Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız ilk cümlesi ne olurdu?
Duyguların, hayallerin, umutların kaleminden satırlara döküldükçe dünyanın en özgür insanı sensin. Bu mucizeye sahip çık…

