Sümeyra Öztimur

“Kalemin Ritmi, Yüreğin Sesi”

Röportaj ( Kitap Adı: Yalnızhane Sokak -Yazar: Sümeyra Öztimur)

  1. Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

Öncelikle bu röportajı merakla okuyacak herkese sevgiyle merhaba! Ben Yalnızhane Sokak adlı kitabın yazarı Sümeyra Öztimur. Türkçe öğretmeniyim. Mesleğini severek icra eden, ezberleri bozmayı ve kalıpları yıkmayı misyon edinen bir öğretmenim. Yalnızca öğreten değil, aynı zamanda öğrencileri ile öğrenen ve dersleri, akademik kaygıyı bir kenara bırakıp yaşamla birleştirerek yürütmeye gayret eden, attığım her adımı anlamlandırma telaşında bir mana yolcusuyum.

  1. Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdir?

Memur ve asker çocukları iyi bilirler belli bir yerde tutunmak için doğmadıklarını. Ben de emekli bir banka müdürünün çocuğu olarak bu deneyimi edinenlerdenim. Bir yerde kurulan düzenin babamın görev süresi kadar olduğunu idrak ettiğimden beri babamın her tayini, benim için bir dönüm noktası oldu. Zira hayatımın ibresi her defasında farklı bir yöne kaydı. Doğu Anadolu’da hayata gözlerini açıp Akdeniz kıyısında çocukluğunu geçiren, Ege’de gençliğini yaşayan, yetişkinliğe geçişte Marmara ile İç Anadolu arasındaki hattan kurulu kaydıraktan kaydıktan sonra Güneydoğu Anadolu’ya inen bir seyyah olarak içinde bulunduğum her kültürün izlerini taşıyorum. Farklı kültürlerle yoğrulmanın büyük bir avantaj olduğu kanaatindeyim yalnız bu durumun dezavantajları da yok değil. Zira yaşadığım her yerde yeni bir düzen kurmanın sancılarını çektim. Kah uyumlanmanın kah uyumlanamamanın zahmetiyle birliğe varan yolları keşfetmeye çalıştım. Bazen başardım, bazen başaramadım. Anladım ki her ortam benim ruhuma hitap eder nitelikte olamazmış.

Yalnızlıkla ilk kez böyle tanıştım. Bütünleşemediğim her şey tarafından kenara itilip ötekileştirilince zorla güzellik yaratma çabamı bırakıp şahitlik konumuna geçtim. Yeryüzünü yukarıdan izleyen bir kuş misali resmin tamamını görebileceğim seyir tepemi inşa ettim. Oturdum ve seyreylemeye koyuldum alemi. Çokça gözlemledim ve gördüğüm hiçbir şeyle özdeşleşmeden tefekküre daldım. Düşünceler zihnimden taşınca da kağıt ve kalemle buluştum.

Kapalı bir anlatım oldu değil mi? Farkındayım. Diğer sorularda açacağım zihnimden taşan meseleleri.

  1. Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi?

Eserden kastımız basılı bir kitapsa Yalnızhane Sokak vücuda getirdiğim ilk eserdir. Yazarlığa girişimse Medya Çuvalı adlı platformda yazmamla başladı. 2022 yılında hikayeler kaleme alırken eserlerimi paylaşacak alan arayışına da girdim. Medya Çuvalı, yeni sanatçılara şans veren kaliteli bir organizasyon olarak karşıma çıktı. 2023 sonuna dek hikaye, deneme ve Gaziantep’te yakalandığım 6 Şubat depremine dair günlükler orada yayınlandı. Eş zamanlı HerNefes adlı platformda da yazdım. Tasavvufa olan merakım ile okumalarımı biraraya getirdiğim yazılarım HerNefes aracılığıyla paylaşılmış oldu.

  1. Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir? Belli bir yazma rutininiz var mı?

Hayattan büyük beklentilerim olmadı hiç. İç huzurum, her şeyin önünde gelir. Bu minvalde yazmak benim için rahatça yerleşebildiğim dört ayaklı bir sandalye gibidir. Bu ayaklardan biri ne yaşadığımı anlama, biri anladıklarımın adını koyma, diğeri ifade etme ve sonuncusu da paylaşma ihtiyacına karşılık gelir. Ancak yazabildiğim zaman dört ayak tamamlanır ve artık dengede durabilen sandalyemde güvenle oturabilirim.

Süreci daha açık anlatmak gerekirse hayatım, birtakım kaotik süreçlerin art arda dizilmesinden ibaret sayılabilir. Sürekli yer değişikliği, iki kez boşanmadan kaynaklı ilişki problemleri, bekar annelik deneyimi ile evliyken de bekarken de yaşadığım “kadın olma” sorunsalı dengeyi bozan unsurlar oldu hep. Bu yüzden hayatıma sağlıklı bir şekilde devam edebilmenin çarelerini aradım. İlkin insanlara yöneldim. Onları özenle dinledim. Herkes farklı bir şey söylüyordu ama çoğu ezberden konuşuyordu. Kimi kalıplaşmış inanç ögelerinin kimi ataerkinin kimi de yazısız birtakım toplumsal diğer kabullerin gölgesindeydi. Baktım ki olmayacak, dar çerçevelere hapsolmuş insanlardan kendimi sıyırıp değişik alanlarda eğitimlere yöneldim. Kadın Çalışmaları alanında yüksek lisans yapmak, “Tüm sorunları bir kadın olarak yalnızca ben mi yaşıyorum?” soruma cevap verdi. Aile Danışmanlığı eğitimi sağlıklı bir ailede olması gerekenleri yeniden düşünmeme yol açtı. Fotoğrafçılık alanındaki çalışmalarım ise bakış açımı ve dikkatimi genişletti. Nitekim TFSF’nin Memleketimden Görsel Hikayeler adlı uluslararası paylaşıma açılan belgesel fotoğraf projesinde “Portakal Kabuğunda Saklı Hayatlar” başlığındaki kadın temalı foto hikayem ile editör seçkisinde yer almaya layık görüldüm. Çalışmayı incelemek isteyenler için linki bırakalım:

https://mgh.tfsf.org.tr/tr/hikaye/portakal-kabugunda-sakli-hayatlar

Velhasıl eğitim ve kitaplardan aldıklarımla yaşantılar birleşince zihnimde oluşan açılımlar, beni yazmaya mecbur etti. İlhamsa ruhen en sıkıştığım anlarda yetişip beni buldu. Günlerce anlatsam akılda tutulamayacak ayrıntıdaki duygu ve fikirleri, sıkışan ruhumdan kolaylıkla sağıp gün yüzüne çıkardı. Kul sıkışmadan Hızır yetişmez misali, ben de ruhum sıkıştıkça ilhama mazhar olarak sıkıntıların sebep olduğu zayiatı sağaltma imkanına kavuştum. Dolayısıyla yazma rutinim “Ruh sıkışınca ilham yetişir.” şeklinde tezahür ediyor.

  1. Yalnızhane Sokak’ı konuşalım biraz da. Kitabınızda okuyucuyu Yalnızhane Sokak’a çekecek neler var? İçeriğe göz atabilir miyiz?

Elbette. Konu bazında bakarsak okuyucu bu kitapta toplumsal normlar, evlilik içi yalnızlık, kadınların görünmez emeği ve ruhsal çöküş temalarının hem duygusal hem de sosyolojik bağlamda işlenişine tanıklık edecek. Satır altlarında ise mizah ile acının, sitem ile sessiz çığlığın iç içe geçişinin derinden hissedileceğini umuyorum. Kitabın genelinde ne kadar kadın ağırlıklı meseleler olsa da erkek okuyucuların da  bazı kavramları –bilhassa “erkeklik” olgusunu-  sorgulayabilecekleri bir kitap olduğu kanaatindeyim.

  1. Siz var mısınız peki kitaptaki karakterler arasında?

Kadınıyla erkeğiyle beni yansıtan pek çok karakter var. Aman kendimi ifşa etmeyeyim gibi bir çekince ile yazmadığımı rahatlıkla söyleyebiliim. Beni yansıtan her karaktere minnettarım, cesaretle sürece dahil oldukları için…

  1. Kitabın adı nereden geliyor? Bir anısı var mı yoksa tarafınızca tema doğrultusunda mı seçildi?

Son on dört yıldır ikamet ettiğim ve aynı zamanda memleketim olan Gaziantep’te tedavi için gittiğim bir hastane var. Gaziantep’in eski yerleşim yerlerinden Akyol Mahallesi’nde… Yıllardır gider gelirim. En son 2024 yılının Kasım ayında uğradım yine kontrol amaçlı. O tarihte söylediğimde anlaşılmadığım, bağırdığımda duyulmadığım, duyulduğumdaysa dikenli okların üstüme saplandığı berbat bir evliliğin içindeyim. Derdimi kimseye anlatamıyorum ve bu yüzden deli gibi hikayeler uydurmaya sarılmış vaziyetteyim. İşte tam böyle bir halde hastane çıkışında arabayı otoparktan çıkarmak üzere yürürken yıllarca geçtiğim sokağın tabelası ile karşılaştım. Tabelada şöyle yazıyordu: “Şahinbey Belediyesi/Akyol Mahallesi/ Yalnızhane Sokak” O anda karar verdim hikayeleri kitap haline getirmeye çünkü kitabın ismi hazırdı bile. Tereddütsüz ilerledim. Tabelayla hiç karşılaşmamış olsaydım belki yine yazılırdı kitap ve kitaba ben bir isim verecek olsaydım muhtemelen “Yalnızlığın Çeşitlemesi” derdim. Bu arada okuyucular için küçük bir not düşmek isterim: Kitabı arama motorundan ararken sadece Yalnızhane Sokak diye yazarsanız bahsettiğim sokağın konumunu bulabilirsiniz, başlığın yanına “kitap” ibaresini eklemenizi tavsiye ederim. J

  1. Okuyucunun kitabın sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?

Yaşama dair yeni yollar açmaya imkan verecek soru işaretleriyle kalmalarını isterim. Kitap vasıtasıyla karşılaştıkları ve kendilerine yabancı gelen farklı anlatıları yargılamadan “Bu da varmış.” demeleri  ve buradan hareketle hayatı algılama biçimlerini genişletmeleri beni ziyadesiyle mutlu eder.

  1. Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız ilk cümlesi ne olurdu?

Kestirmeden giderek şöyle derdim: “Hey sen, kendine acımayı bırak ve yaz!”

Bu keyifli söyleşi için Varyasyon Kalemler’e çok teşekkür ederim. Kalem dostunuz olmaktan mutluluk duydum. Sevgiyle kalın.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir