TUTUNMAK.. Aydan Yıldız Güneş

 

1 Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

Eser sahibi Aydan Yıldız Güneş. Üsküdar İstanbul doğumluyum, sanatın içinden biriyim. Sekiz yıl Türk musikisi konserleri verdim. Dört yıl sinema, tiyatro, gösteri sanatlarında, animasyonlarda oynadım. Kısa bir evlilik geçirdim ve kendimi yenileme babında ilahiyat fakültesi bitirdim. Kendim için yaşamaya geç kalmışçasına yarım kalan her şeyi tamamlamaya başladım.

 

2 Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?

Çocukluktan beri şiir yazıyordum, evde, dışarda kâğıt kalem hep yanımda dolaşırdım. Bu arada güfte beste çalışmalarım da oluyordu. Aslında yazar olmayı düşünmemiştim, ya da aklıma gelmemişti. Evimin her köşesi yazılı kâğıttı,  yazmamam mümkün değildi, içim doluydu. Ancak gördüğüm yazarlık kursu ilanıyla düşüncem değişti. İki yıl kurs eğitimi aldıktan sonra ilk eserim, yaşanmış hikâyelerden oluşan ”TUTUNMAK ”eseri olmuştu. Artık kitabım çıkınca kâğıt kalemi bırakırım sanmıştım olmadı yine her tarafım dolu. Kıyıp atmak neredeyse imkânsız oluyor.

 

3  Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?

İlk eserim sayılmaz tabi “ 2014 de ilk antoloji kitabıyla yazarlığa adım atmıştım. Bu beni pek tatmin etmemişti çünkü tamamen bana ait olmalıydı. 2019 da ilk bireysel eserim TUTUNMAK” olmuştu.

 

4 Bu ilk adım size ne hissettirdi?

Bu tarifi zor bir duygu, içindeki duyguları, hakikatleri tüm insanlar okusun diye kitaba döküp mühürlemiştim adeta… Biliyordum ki içindekiler bana aitti, benim öz duygularım ve parmaklarımdan kâğıda akmıştı. Ben olmasan bile eserlerim ardımda kalıp birilerini aydınlatacak, hatadan çevirecekti. Söz uçar yazı kalır gibi, insan göçer eseri kalır. Bütün bunları hissetmek gözlerindeki mutluluk gözyaşını engelleyemiyor tabi.

 

5  Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?

Muhakkak ki tekrar eden tema vardır ve beni yansıtan karakter mevcuttur. İnsan hikâye yazarken hem etrafta gözlem yapıp hem de kendi hayatından etkilenip kendini yansıtabilir. Böylesi bir yazarı daha da rahatlatır düşüncesindeyim. Yazar için her kitap bir evlat, her kitap bir psikolog, bir sırdaş ve en önemli arkadaş gibidir.

 

6 Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?

Tabi muhakkak kendimden bir şey bulamazsam, kendimden bir şey katamam. Duygular yüzeysel olur, yarım kalır, duyguya aç kalır.

 

7 Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?

“Tutunmak, Aşkım Bir Kuştu Avuçlarımda, Dipsiz Kuyu, Girdap, Masum Kadınlar. Beş eserim biyografi roman tarzıdır. Bana Sevgiyi Anlat, Toraman ve Kaybolan Yavrular, Miçonun Özgürlük Hayali, üç eserim çocuk Hikâyesidir. Yürekten Düşen Damlalar, Bitmeyen Hasretimsin, iki eserim de şiirlerimdir.

 

8 Bu kitapların sizin için anlamı nedir?

Tutunmak: Vav gibi bükülsen de Elif gibi dimdik olmayı anlatır. Aşkım Bir Kuştu Avuçlarımda: Beşeri aşkın tuzaklarını, aşka aldanışını anlatır. Dipsiz Kuyu: Bağımlı çocukların hayatını anlatır. Girdap: Arkadaş sözü dinleyen bir gencin hayatta neler kaybettiğini, kendi hayatına verdiği zararları anlatır. Masum Kadınlar: İki masum genç kızın hayatını konu alırken, nasıl ateşlerden geçip sonunda Rablerinden ödüllendiklerini anlatır. Bana Sevgiyi Anlat: Sevginin, kardeşliğin, dostluğun, anne babanın önemini anlatan altı hikâyesiyle çocuklara çok şey anlatır. Toraman ve Kayıp Yavrular: Yine çocuklara anne sözü dinlemenin gerekliliğini anlatır. Miçonun Özgürlük Hayali: Çocuklara, kedilere nasıl muamele etmeli, nasıl bakmalı sahip çıkmalı, hayvanlar aslında, nedir bizden ne bekler güzel bir dille fabl sistemiyle anlatır. Kediler hakkında hem bilgi verir hem çok şey öğretir.

 

9 Yazarken size ilham veren şey nedir?

Bana ilham veren kâinatın kendisi: yaratılan her şey ve içinde yaşananlar. İnsanların dertleri, sevinçleri, başarısızlıkları ve başarıları, hataları, doğruları, aldanışları, ihanetleri. Yağan kar, yağmur, açan çiçek, solan yaprak, savrulan gazellerin toprağın koynunda sonsuzluğa gidişleri. Ağlayan bir kadın, solan bir çiçek kâinattaki her şey benim ilhamım ve tabi iyi bir gözlemci olmak. Hissedip duymak da eklenince malzeme heyben daima dolu gezersin. Kitaba aktarılınca biter sanırsın ama dünya gibi bir derdi olanın yazacağı hikâye bitmez.

 

10 Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?

Her duygunun istediğimiz zaman gelme imkânı olmadığı gibi, geleceği zaman da bize sormadan gelebiliyor. Tıpkı ışığın aniden sönmesi ortalığı kararttığı gibi, aklımıza gelen fikrin unutulması, o fikrin karanlıkta kaybolma korkusunu taşıyor. Bu düşünce nerede olsak kâğıt kalemi elimize verip o fikri, o duygu ve düşünceyi yazmayı yüreğimize fısıldıyor.

 

11 Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?

Şimdilik on kitaba kadar heybemdeki gerçek hayat hikâyelerini yazdığım için genelde bir yılda iki kitap çalışması yaptım. Kafamdaki hikâyeler çıktıktan sonra biraz kendimi boş bıraktım. Tabi, bu uzun süre mümkün değil heybem yine dolunca panik yapmaya başlıyorum. “Hepsini çıkarmaya vaktim olur mu? Acele etmem gerek. Bu dünyada yarım işim olmamalı diyerek yazmaya devam ediyorum.”

 

12 Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?

Aslında pek yok. Yazmaya hazırsam gece gündüz fark etmez. Yazarken çok düşünmem. Kelimeler kendiliğinden akar gelir. Yazmanın bir yetenek olduğuna insana özel olarak verildiğine inananlardanım. Yani dur bekleyeyim bir ilham gelsin de öyle yazayım diyemiyorum. İlham boş yüreğe gelmez.

 

13 Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?

Yazma sürecinde zorlandığım hiçbir şey yok diyebilirim. Sonrası bazen üzüyor. Yani her kitabın bir sancı dönemi oluyor, bir kaderi oluyor. Hele sıfır hata olsun diye son okumalar editör kontrolleri kitabı katlediyor. Doğru, olgun editörlere ihtiyaç var. Sözüm ona düzeltilen kelimeye göre ücretlendirildiği için rahatlıkla kitabı, kelimeleri, manayı bozup sonra bu kadar kelime düzelttim deyip alacağını çoğaltabiliyor. Tekrar bana okunmaya geldiğinde gözyaşıyla kitabımı düzelttiğim oluyor. İşte burası çok yorucu oluyor. Her alanda sıkıntı olduğu gibi bu alanda nasibini alıyor. Yine de yılmadan, usanmadan, kalemi kırmadan yola devam ediyoruz.

 

14 Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?

Hiçbir zaman olmadı. Kitap yazmak benim son durağım oldu. Kendimi ifade edebildiğim durdurabileceğim, susturabileceğim, dünyada tek hakiki dostum, arkadaşım, gözyaşım ve kimselere anlatamadığım sırdaşım oldu. İlk iki kitabımda yayıncılardan çok çile çektim. Savaşmaya alıştım. Tutunmak kitabım adeta bir savaşla çıktı ve ilk basımda bin kitabı fuar sız satıp bitirdim. Yürekten Düşen Damlalar ilk üç yüzden sonrası sırra kadem basıp ortalıktan kayboldu. Fakat ben yılmadım doğruyu bulana dek aradım. Şimdi çalıştığım yayınevim oldukça dürüst beni üzmüyor, bütün kitaplarım oradan çıkıyor.

 

15 Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?

Ana fikir daima insana dokunmak. Vermek istediğim mesajsa: Okumayan insan hayatı düşe kalka öğrenir. Oku kendin için yaşamayı seç kendin ol. İnsanlar seni Vav gibi bükebilir sen daima küllerinden doğ Elif gibi dimdik ol çünkü sen önemlisin, değerlisin…

 

16 Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?

Doğru bir insanın dosdoğru sözlerini okudum. Hayat pembe gözlüklerle dünyaya mutlu bakılacak kadar basit değilmiş. Ahları, vahları, ihanetleri, inişleri çıkışları varmış.

 

17 Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Hayatın dersini alması için, hayatta nelerle karşılaşacağını bilip nasıl tutunması gerektiğini bilmesi için. Hayatı yana yana öğrenmektense okuyarak öğrenip kendini korumak için ve doğru insan olmak için okumalıdır.

 

18 Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?

Pek kurgu çalışmıyorum sadece çocuklara olabiliyor, Miçonun özgürlük Hayali bile yaşayan kedinin hayatı. Hep doğru bir şeyler öğretme anlamında hikâyeler yazıyorum. Doğrunun içinde kurgulamak, hayal gücüyle yazmak pek bana hitap etmiyor. Dünyadan ayrıldığımda hayal gücüyle, gerçekte var olmayan kurgularla anılıp insanları oyalamak istemiyorum. Bir de öte âlemde yalanın hesabını düşünmek istemiyorum. Amacım ticaret değil insanı bilinçlendirmek, Elif gibi dosdoğru olmak…

 

19 Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?

Yazmak bir gönül işidir, herkese verilmez, yazmak ruhun en ince sanatıdır. Sanatçı olunmaz sanatçı doğulur. İnsanla dertleniyorsanız duyguyla birleştirebiliyorsanız ve kelimeler içinizden taşıp kâğıda dökülüyorsa yazın. Yazmak insana iyi gelir, her biri bir psikolog, bir pedagog gibi rahatlatır, hafifletir, içini boşaltır, belki de daha fazlası.

 

20 Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?

Yazarken örnek alacağınız kimseler olsun fakat kimseye benzemeye çalışmayın. Sadece siz olun. O zaman gerçek kimliğinizi bulmuş olursunuz…

                                                                                                            Aydan Yıldız Güneş

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir