1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Ben ELİF YILMAZ İstanbul’da doğup büyüdüm. Yazılım mühendisiyim ve şu anda özel bir bilişim şirketinde proje yöneticisi olarak çalışıyorum. Teknoloji alanındaki kariyerimin yanı sıra, Kozmik Mistizm alanında eğitmenlik yapıyorum. Farklı öğretilerden beslenmeyi, öğrenmeyi ve öğrendiklerimi paylaşmayı seviyorum.
2-Yazarlığa adım atmanızda ki asıl kırılma noktası ne oldu?
-Yazarlığa adım atmamdaki en önemli kırılma noktası, eğitim verdiğim konuların hem benim hem de öğrencilerimin hayatında ne kadar derin izler bıraktığını fark etmem oldu. Sık sık “Keşke bu bilgileri daha küçük yaşlarda öğrenebilseydim” diye düşünüyordum. Bu düşünce zamanla çocuklara ulaşma isteğine dönüştü.
Diğer yandan Türkiye’nin farklı şehirlerini gezmeyi çok seviyorum. Gezdiğim yerlerin kültürünü, doğasını ve hikayelerini çocukların da tanımasını, merak etmesini istedim. Bu nedenle anlatmak istediğim değerleri ve yaşam derslerini, Türkiye’nin farklı köşelerinden ilham alan öykülerle bir araya getirdim.
3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
-Beni ilk kez kalemi elime almaya iten belirli bir anıdan çok, içimde giderek büyüyen bir his vardı. Öğrendiklerimin hayatımda yarattığı değişimi gördükçe, “Keşke bu bilgileri daha küçük yaşlarda öğrenebilseydim” diye düşünüyordum. Zamanla bu düşünce, çocuklara ulaşma ve onlara fayda sağlayabilecek değerleri hikayeler aracılığıyla aktarma isteğine dönüştü. Yazmaya başlamamın temelinde de bu samimi paylaşma arzusu yatıyor.
4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
– Çocukluğumda okurken beni en çok etkileyen şey, hikayelerin hayal gücüme bıraktığı alandı. Çok fazla detayla yönlendirilmekten ziyade, bir kelimeden, bir cümleden yola çıkarak kendi dünyamı kurmayı severdim. Bu nedenle yazarken de hep kendi çocukluğumu hatırladım.
Kitaplarımda çocuklara her şeyi anlatmak yerine, onların hayal güçlerine alan açmayı tercih ediyorum. Ben hikayelerimi bir tohum gibi görüyorum; minik kalplere bırakılmış küçük bir tohum. Her çocuğun onu kendi dünyasında farklı şekilde yeşerteceğine inanıyorum. Umarım bu tohumlar çocukların iç dünyalarında güzel filizlenir.
5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
-Yazar olmaya karar vermemde, korktuğum şeylerle yüzleştiğim ve aslında çoğunun zihnimde büyüttüğüm kadar korkutucu olmadığını fark ettiğim deneyimler etkili oldu. Hayatta yaşadığımız birçok şeyin aslında hepimiz için var olduğunu, korkularımızın da bizi büyüten bir tarafı olduğunu gördüm. Kendi deneyimlerimden öğrendiğim bu bakış açısını çocuklara da aktarabilme fikri, beni yazmaya daha çok yaklaştırdı.
6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
-Aslında ilk kitabını yayımlamış ve henüz yolun başında olan bir yazar olarak, “iyi bir yazar olmanın şartları şunlardır” demek bana biraz iddialı geliyor. Ben hala öğrenen, deneyen ve kendini geliştiren taraftayım. Bu yüzden bu sorunun cevabını, yıllarını yazmaya adamış iyi yazarlardan dinlemek sanırım daha doğru olur.
Ben kendi yolculuğumda ise en çok samimiyetime güveniyorum. İçimden geleni, çocuklara fayda sağlayabileceğine inandığım şekilde anlatmaya çalışıyorum.
7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
Kaleme aldığım ilk eser, 10 kitaptan oluşan “Işık Bahçesi” serisi. Öykü tadında ilerleyen seride, her kitap farklı bir öğretiyi ele alıyor ve Türkiye’nin farklı şehirlerinde geçiyor. Tüm hikayeler aynı karakterler üzerinden ilerliyor. Böylece çocuklar hem karakterlerle bağ kuruyor hem de her kitapta farklı bir şehir, farklı bir hikaye ve farklı bir öğretiyle buluşuyor.
8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?
Kitaplarımdaki konuları belirleyen en önemli etken, eğitimlerimde üzerinde durduğum ve hayatımda da deneyimlediğim bazı temel öğretiler oldu. Başkası hakkında konuşmamak, anda kalabilmek, affetmemenin insanın üzerinde taşıdığı bir yük olduğunu fark etmek gibi hayatın içinde karşılığı olan konuları çocuklara da aktarabilmek istedim.
Bunları doğrudan öğüt vermek yerine, çocukların kendi dünyalarında keşfedebilecekleri hikayelere dönüştürmeyi tercih ettim.
9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?
-Aslında tamamen yazmaya başladığımda şekillendi. Başlangıçta hangi şehirde geçeceği ya da hangi konuyu ele alacağım her zaman önceden net değildi. Yazdıkça karakterler, hikayenin geçtiği şehir ve anlatmak istediğim konu birbirini tamamlamaya başladı. Bir noktadan sonra sanki hikaye kendi yolunu buldu diyebilirim. Ben de karakterlerin peşinden gitmeyi tercih ettim.
10-Size ilham veren şeyler nelerdir?
-Bana en çok ilham veren şey, geleceğimiz olan çocuklara duyduğum sevgi ve hayranlık. Çocukları gözlemlediğimde onların ne kadar farklı bir dünyada yaşadığını görüyorum. Anda kalıyorlar, sevgiyi olduğu gibi hissediyorlar, kin tutmuyorlar ve egoyu bir savaş aracı olarak kullanmıyorlar.
Büyüdükçe unuttuğumuz ya da uzaklaştığımız birçok şeyi aslında çocuklarda yeniden görebiliyoruz. Onlara baktıkça öğrenecek çok şeyimiz olduğunu düşünüyorum. İşte bu hayranlığım, yazarken bana en büyük ilhamı veriyor.
11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?
-Ben, insanın hayatında mutlaka ürettiği, emek verdiği bir şeyin olması gerektiğine inanıyorum. Bu bir örgü örmek, bir tasarım yapmak, resim çizmek ya da yazmak olabilir. Üretirken zihnimizi meşgul eder, anda kalır ve aslında kendimize de iyi geliriz. Bence bu hâl, insanın kendi ışığını bulmasına ve zamanla başkalarına da ışık olmasına yardımcı oluyor.
Beni en çok motive eden şey de tam olarak bu: Birinin benim yaptıklarımdan ilham alıp “Ben de yapabilirim” diyebilmesi. Bir insanda böyle bir cesaret ya da merak uyandırabildiğimi görmek, benim için üretmenin en güzel karşılığı.
12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
-“Işık Bahçesi”nin hem çocuklara hem de yetişkinlere dokunabilecek bir seri olduğuna inanıyorum. Çocuklar hikayeleri kendi dünyalarından okurken, yetişkinler her okumada farklı bir detay ya da farklı bir anlam fark edebilir.
Ben bu kitapların ebeveynlerin “Al, bu kitabı oku.” diyeceği kitaplar olmasından ziyade, birlikte okuyup üzerine konuşabilecekleri, birbirlerini dinleyebilecekleri bir alan yaratmasını istiyorum. Çünkü bazen bir kitap sadece okunmaz; birlikte geçirilen zamana, bir sohbete ve güzel bir anıya dönüşür. “Işık Bahçesi”nin de çocuklarla aileleri arasında böyle anılar oluşturmasına vesile olmasını diliyorum.
13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
-Her kitapta farklı bir öğretiye yer veriyorum. Eğitimlerimde “evrenin yasaları” olarak ele aldığımız bazı temel konuları, çocukların anlayabileceği ve kendi hayatlarıyla ilişkilendirebileceği hikayelere dönüştürdüm.
Söylediğimiz sözlerin ne kadar önemli olduğu, başkaları hakkında konuşmanın bize ve karşımızdakine etkisi, affetmemenin aslında karşımızdakinden çok kendi taşıdığımız bir yük olması gibi konular bunlardan bazıları.
Benim için önemli olan çocuklara doğrudan “şunu yapmalısın” demek değil. Hikayeyi okurken kendi cevaplarını bulmaları ve belki de hayatlarına küçük bir farkındalık katabilmeleri.
14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?
-Dediğim gibi henüz çiçeği burnunda bir yazarım. Bu nedenle şu ana kadar yazmanın kendisinden çok, kitabımı doğru şekilde hayata geçirme sürecinin daha zorlayıcı olduğunu söyleyebilirim. Özellikle yayınevi seçimi benim için oldukça zorlu bir süreçti. Karşıma çıkan bazı yayınevlerinin sözleşme şartlarının oldukça ağır olması nedeniyle, hem eserime hem de emeğime uygun bir yayınevi bulmakta zorlandım.
Bu süreç bana, yalnızca yazmanın değil, yazdığınız eserin haklarını ve geleceğini koruyacak doğru iş ortaklarını seçmenin de yazarlık yolculuğunun önemli bir parçası olduğunu öğretti.
15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
-Şu ana kadar bir yazar tıkanıklığı yaşamadım. Açıkçası yazarlık benim ilk mesleğim olmadığı için, böyle bir durumla karşılaşırsam kendimi zorlamak yerine biraz akışa bırakmayı tercih ederim. Bazen bir şey üretmek için durmak, zihne alan açmak da gerekiyor. O yüzden yazmak gelmiyorsa, başka şeylerle ilgilenir, hayatın içinde kalır ve hikayenin yeniden kendi zamanında gelmesini beklerim.
16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?
-İlk olarak arkadaşlarımın ve ailemin katıldığı küçük ve samimi bir imza günü gerçekleştirdim. Bunun dışında kitabımı ve kendimi tanıtabileceğim etkinlik ve organizasyonlara katılmaya çalışıyorum.
Aslında Instagram hesabımı da kitabımın yayımlanmasıyla birlikte açtım. Buradan hem kitapla ilgili gelişmeleri hem de yazarlık yolculuğumu paylaşmaya çalışıyorum. Bunun dışında kitap fuarlarını da heyecanla bekliyorum. Farklı şehirlerde okuyucularla bir araya gelmek ve kitaplarımı onlarla buluşturmak benim için çok değerli olacak.
17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
Henüz bir kitap fuarına katılma fırsatım olmadı ama bunun için gerçekten heyecanlıyım. Sadece kendi çevremle değil, hiç tanımadığım farklı insanlarla ve çocuklarla bir araya gelebilmek açısından çok değerli olduğunu düşünüyorum.
Okurlar için yazarlarla tanışmak, kitaplar hakkında sohbet etmek ve kitaplara daha kolay ulaşabilmek güzel bir fırsat. Yazar açısından baktığımda ise okuyucuyla birebir, sıcak bir temas kurmanın ve kitabının kimlere ulaştığını görmek çok özel bir deneyim olmalı. Ben de bu buluşmaların hem okuyucuya hem yazara birbirinden öğrenecekleri güzel şeyler katacağına inanıyorum.
18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?
-Şu an üzerinde çalıştığım yeni bir projem yok. Önceliğim, “Işık Bahçesi” serisini daha fazla çocuğa ve aileye ulaştırmak. Henüz yolun başındayım ve öncelikle bu serinin daha çok kişiye ulaşmasını, çocukların hayatında güzel bir iz bırakmasını istiyorum. Sonrasında yeni projeler için neler çıkacağını birlikte göreceğiz.
19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?
Beni en çok duygulandıran geri dönüşler, çocukların kitabı bazen yetişkinlerden çok daha farklı ve derin bir şekilde anlamaları oluyor. Ebeveynlerin “Ben bunu hiç böyle düşünmemiştim ama oğlum/kızım bana şöyle söyledi” demeleri beni çok mutlu ediyor. Çocukların kendi cümleleriyle hikayedeki bir öğretiyi fark etmeleri, aslında anlatmak istediğimin onlara ulaştığını hissettiriyor.
Bir de beni gördüklerinde sarılmaları, fotoğraf çektirmek istemeleri, gözlerimin içine bakarak konuşmaları… Bunların benim için tarif edilmesi zor bir duygusu var. Bir çocuğun size bu kadar saf ve içten bir sevgiyle yaklaşması, yazdıklarınızın karşılığını alabileceğiniz en güzel şeylerden biri.
20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
-Ben de edebiyat yolculuğunun henüz çok başındayım, hatta kendimi hala yazar adayı olarak görüyorum. Bu nedenle çok büyük tavsiyeler vermek yerine, kendi deneyimimden şunu söyleyebilirim: İçinizden gelen şeyi yazmaktan ve paylaşmaktan korkmayın. Her şeyin mükemmel olmasını beklemeden başlayın.
Benim için en önemlisi, yazdığım şeyin samimi olması ve birilerine dokunabilmesi. Bence insanın söyleyecek bir sözü ve paylaşmak istediği bir hikâyesi varsa, gerisi zamanla öğreniliyor ve gelişiyor. Yazmaya devam etmek, okumak ve en önemlisi kendi sesini bulmak bu yolculuğun en güzel tarafı.


