RÖPORTAJ:ŞEVVAL HATİPOĞLU

1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

Merhaba, ben Şevval Hatipoğlu. 1995 yılında Kadıköy’de doğdum. Günlük hayatımda dövme artisti olarak çalışıyor, insanların bedenlerinde kalıcı ve sanatsal izler bırakıyorum. Aynı zamanda Halkla İlişkiler ve Reklamcılık son sınıf öğrencisiyim. İletişimin ve görsel dünyanın estetiğini kelimelerin samimiyetiyle harmanlamayı çok seviyorum. Çizmeyi, anlatmayı ve üretmeyi sürdürdüğüm İstanbul’da, bu kitap aracılığıyla sizinle buluştuğum için çok mutluyum.


2-Yazarlığa adım atmanızda ki asıl kırılma noktası ne oldu?

Benim için kırılma noktası, zihnimdeki duygu yoğunluğunu ve karmaşayı kontrol altına alma ihtiyacımdı. Borderline tanısıyla birlikte duygularımı, kriz anlarımı ve dünyayı algılayış biçimimi anlamlandırabilmek adına önce bir günlük tutmaya başladım. O sayfalar benim için güvenli bir limandı. Zamanla fark ettim ki o ham duygular, cümlelere döküldükçe kişisel bir günlükten çıkıp evrensel bir hikayeye dönüşmeye başladı. Başkasına anlatamadığım ne varsa kağıda anlatmak, beni yazarlığa götüren en büyük eşik oldu

3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?

Tam olarak zihnimin içindeki seslerin ve hissettiğim yoğunluğun artık göğsüme sığmadığı bir andı. Borderline’ın o keskin duygu dalgalarından biriyle baş etmeye çalışırken, kelimeleri dışarı dökmezsem boğulacağımı hissettim. Etrafımdaki kimseye anlatamadığım, anlatsam da anlaşılamayacağımı düşündüğüm o uç duyguları bir yere bırakmam gerekiyordu. Elimdeki deftere ilk cümleyi yazdıktan sonra hissettiğim o hafifleme anı, benim için geri dönüşü olmayan bir eşikti. O gün ilk kez kendimle dürüstçe yüzleştim ve kalem bir daha elimden düşmedi

4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?

Çocukken ve gençken okumak benim için sadece bir hobi değil, dış dünyadan kaçıp sığındığım güvenli bir alandı. Erken yaşta tanıştığım o sayfalar bana kelimelerin sadece bilgi vermediğini, duyguları ehlileştirmek için güçlü birer araç olabileceğini öğretti

5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?

Yazar olayım” diyerek, planlı bir kararla masaya oturmadım aslında. Benimki bir karardan ziyade, bir hayatta kalma ihtiyacı ve kaçınılmaz bir dönüşümdü.

6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?

İyi bir yazar olmanın ilk şartı kendi gerçeğine ve duygularına karşı dürüst olmak, ikincisi ise yazmayı bir sığınak ve disiplin haline getirmektir.

​Benim izlediğim yöntem bir stratejiden ziyade bir hayatta kalma çabasıydı. Zihnimdeki yoğun duygu karmaşasını dizginlemek için ilk başta hesapsızca günlükler tuttum. Sonrasında o ham, hesapsız duyguları alıp bir anlatıya dönüştürme işçiliğine odaklandım. Yani benim yolum; kriz anındaki çıplak hissi alıp sakinleştiğimde kelimelerle şekillendirmek oldu.

​İyi bir yazar oldum mu bilinmez; ona ancak satırlarımda kendi ruhunu bulan okuyucu karar verebilir.

7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?

Bir garip sınırsızlık hali

8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?

Beni yazmaya yönlendiren ana dinamik; zihnimdeki kriz anlarını, uçlarda gezinen hisleri ve borderline’ın getirdiği o “sınırsızlık” halini anlama çabası. Dışarıda bir kurgu aramak yerine, kimseye anlatamadığım o ham hisleri ve günlüklerime binen yükü evrensel bir hikayeye dönüştürmeyi seçiyorum.

9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?  

Otobiyografik deneme türünde yazdığım için milimetrik planlar yapmıyorum; sürecin doğası buna izin vermiyor.

​Yazarken masaya önceden kurgulanmış katı kaderlerle değil, kendi canlı yaşantımla ve ham duygularımla oturuyorum. Anlatım ilerledikçe o anki hisler, içsel hesaplaşmalar ve kriz anları satırların yönünü kendiliğinden tayin ediyor. Ben sadece o çıplak gerçeğin kağıt üzerinde kendi yolunu çizmesine izin veriyorum.

10-Size ilham veren şeyler nelerdir?

Kendi yaşantım…

11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?

En çok, içimdeki duygu dalgalanmalarının zirveye çıktığı kriz anlarında ve hemen sonrasındaki durulma dönemlerinde üretken oluyorum. Yoğun hisler, kağıda dökülmeyi bekleyen en ham malzemeyi veriyor.

​Beni en çok motive eden şey ise o duygusal yükten özgürleşmek, kendimi topraklamak ve satırlarımla anlaşıldığımı hissetmek.

12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Çünkü bu kitap, filtresiz ve saklanmaya ihtiyaç duyulmamış tam bir duygusal çıplaklık sunuyor.

​Borderline’ın getirdiği o uç duyguları, kriz anlarını ve zihnimdeki fırtınaları otobiyografik bir deneme samimiyetiyle kağıda döktüm. Okuyucu bu sayfalarda cilalanmış bir edebiyat veya üstten bakan bir tavır değil; maskesiz, ham ve son derece dürüst bir insan hikayesi bulacak.

​Kendi içindeki “sınırsızlıklarla”, yoğun hislerle ya da anlaşılamama duygusuyla tek başına mücadele eden herkes; bu kitabı okuduğunda yalnız olmadığını ve en karanlık fırtınaların bile kelimelerle ehlileştirilebileceğini görecek.

13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

Ana fikir, insanın kendi içindeki uç duygularla, fırtınalarla ve “sınırsızlık” haliyle yüzleşip barışabilme çabasıdır.

​Vermek istediğim mesaj çok net: Zihninizdeki krizler ve yoğun duygular içinde yalnız değilsiniz. Maskesiz bir dürüstlük zayıflık değil güçtür; en sarsıcı içsel fırtınalar bile doğru sığınağı bulduğunda yıkıcı bir yük olmaktan çıkıp iyileştiren bir sanata dönüşebilir.

14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?

En zor yanı, kendi yaramı tekrar kanatmak ve o duygusal çıplaklıkla yüzleşmektir. Otobiyografik yazarken kriz anlarını ve uç duyguları yeniden yaşamak zihnen çok yıpratıcı olabiliyor.

​Başa çıkma yöntemim ise fırtına anında iyileşmek için hesapsızca yazmak, durulduğumda ise o satırlara mesafe koyup onları kelimelerle ehlileştirmek.

15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Tıkanıklığı bir engel değil, zihnimin dolma ve dinlenme süreci olarak görüyorum.

​Üstesinden gelmek için yazma baskısını tamamen kaldırıp sadece kendim için hesapsız günlükler tutuyorum. Kelimeler tıkandığında ise kendimi zorlamak yerine resim veya el sanatları gibi farklı yaratıcı alanlara geçerek zihnimi özgür bırakıyorum. Duygu biriktiğinde kelimeler zaten kendiliğinden akıyor.

16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?

Düşüncelerimi kitlelere ulaştırmak için sosyal medyada yazma sürecimin perde arkasını ve ham duygularımı sami

17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?

Kitap fuarları benim için, sayfalarda kurduğumuz o sessiz bağın kanlı canlı bir gerçeğe dönüştüğü anlardır. fuarlar; karşılıklı olarak “Yalnız değilsin, seni anlıyorum” mesajını mühürlediğimiz samimi bir buluşmadır.

18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?

 Şu an hem ikinci kitabım hem de farklı sanat alanlarımı buluşturan projeler üzerine çalışıyorum:

19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?

 Beni en çok duygulandıran ve sarsan geri dönüşler, okuyucularımın satırlarımda kendi saklı fırtınalarını ve anlaşılamama hislerini bulduklarını söyledikleri anlar oluyor.

20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Kusursuzluğun Değil, Dürüstlüğün Peşinden Git: Süslü cümleler kurmaya çalışmak yerine kendi ham ve çıplak gerçeğinle yüzleş. Okuyucuya geçen şey teknik değil, hissettiğin o maskesiz samimiyettir.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir