“Kalemin Ritmi, Yüreğin Sesi”
1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Ahmet Bozgeyik. 1982 yılında Gaziantep’te doğdum. İlköğretim ve lise eğitimimi Gaziantep’te tamamladım. Henüz ilkokula başlamadan, altı buçuk yaşında kasap çırağı olarak çalışma hayatına atıldım. Hayatın zorluklarıyla küçük yaşta tanıştım; bir yandan okurken bir yandan da çalıştım. Babamdan bir kalem parası bile almadan, kendi emeğimle bugünlere geldim.
Çocukluk ve gençlik yıllarımda kasaplığın yanı sıra lahmacun ve katmer fırınlarında, pazar tezgâhlarında çalıştım. Bu süreçte hem eğitimimi sürdürdüm hem de hayatımı kazanmak için emek verdim. 2002 yılında Balıkesir Polis Meslek Yüksekokulunu kazandım. 2004 yılında mezun olarak polis memurluğuna başladım.
Meslek hayatım boyunca İstanbul ve Siirt’te görev yaptım. Şu anda Kilis’te görevime devam ediyorum. Suriye’de de yurt dışı görevinde bulundum. Askerliğimi ise Hakkâri’nin Çukurca ilçesinde kısa dönem olarak yaptım.
Mesleğimin yanında eğitim hayatımı da sürdürerek Açıköğretim Fakültesi İktisat Bölümünü tamamladım. Evliyim ve üç erkek çocuk babasıyım.
2-Yazarlığa adım atmanızda ki asıl kırılma noktası ne oldu?
Aslında belirli bir kırılma noktası olmadı. Yaşadığım ortamı, ailemi ve başımdan geçenleri düşündükçe kendi kendime, “Bunlar roman olur, film olur.” derdim. Zihnimde hep yazıyordum; zor olan, bunları kâğıda dökmeye karar vermekti.
Görevlerimden fırsat buldukça yazmaya başladım. Bazen gece mesai arkadaşlarıma yazdıklarımı okurdum. Sesimin titrediği, birlikte duygulanıp ağladığımız anlar oldu. Onların “Bu taslak artık kitaba dönüşüyor, merakla bekliyoruz.” demeleri beni cesaretlendirdi. Yazdıkça, anlattıklarımda başkalarının da kendinden bir parça bulduğunu gördüm. Devam etmemi sağlayan da bu oldu.
3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Evet, vardı. Beni ilk kez yazmaya yönelten, 15 Temmuz gecesi yaşadıklarım ve o gecenin bende bıraktığı derin izler oldu. Yıl dönümünde, yaşadıklarımı ve hissettiklerimi kaleme alıp sosyal medyada paylaştım. Yazma yolculuğumun ilk somut adımı buydu.
Ardından anılarımı bölüm bölüm yazmaya başladım. Hikâyemi en başından, hatta ben doğmadan önce yaşananlardan başlayarak anlatmak istedim. Elbette annemin hayatını ve yaşadıklarını yazarken önce onun iznini aldım. Çünkü benim hikâyemin başlangıcında annem vardı.
4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
Çocukluğum çok zor şartlar altında geçti. Bol bol kitap okumaya, derslerime yeterince zaman ayırmaya fırsatım olduğunu söyleyemem. Hem çalışmak hem okumak kolay değildi. İşten eve döndüğümde yorgunluktan sofra başında uyuyakaldığım bile olurdu.
Okuma alışkanlığım polis okulunda gelişmeye başladı ve meslek hayatımda da devam etti. Okuduklarım kendimi ifade etmeme katkı sağladı; ancak yazım dilimin temelinde yaşadıklarım var. Anlatırken süslü cümlelerden çok, o günlerin duygusunu samimiyetle aktarabilmeye önem veriyorum.
5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
Aslında yazmak için özel bir deneyim aramama gerek yoktu; hayatımın kendisi başlı başına bir hikâyeydi. Bir baba, biri öz annem, diğeri üvey annem olan iki kadın ve on üç kardeş… Böyle bir ailede büyüyüp henüz altı buçuk yaşında kasap çırağı olarak çalışmaya başladım.
Yaşadığım evi, o ortamı ve geçtiğim zorlu yolları olduğu gibi anlatsam bile bir roman dinler gibi dinleyenler olurdu. Beni yazmaya yönelten de yıllar boyunca biriken bu yaşanmışlıklardı. Kaleme alacağım hikâye zaten hayatımın içindeydi.
6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
İyi bir yazar olmanın şartlarını sıralayabilecek kadar deneyimli olduğumu söyleyemem. Kendimi çok profesyonel bir yazar olarak görmüyorum; elbette benim de hatalarım, eksiklerim var. Farklı alanlarda yazanların bu soruya vereceği cevaplar da değişebilir.
Benim için kendi hayatını yazmak, okuyucuya kendini bütün samimiyetinle anlatabilmektir. İzlediğim yol, yaşadıklarıma sadık kalmak ve içimden geldiği gibi yazmak oldu. Okuyucularımdan da anlatımın doğallığı sayesinde hiç beklemediğim bir ilgi gördüm. Bence samimiyet, okuyucuyla bağ kurmanın en önemli yollarından biri.
7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir? Yayımlanan ilk kitabım, “Kasap Çıraklığından Devletin Üniformasına”. Şimdi ise üzerinde çalışmaya başladığım ikinci bir kitabım var. Adı henüz belli değil; şimdilik bir polisin gözünden yaşanmışlıkları anlatacağımı söyleyebilirim.
8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?
Yaşadığım olayları ve anılarımı düşündüğümde, bazı can alıcı ayrıntılar gözümün önünden film şeridi gibi geçiyor. O anlarda, “Bunlar yazılmalı, insanların okuyacağı bir hikâyeye dönüşmeli.” diyorum. Beni yazmaya yönlendiren en önemli etken, hafızamda canlılığını koruyan bu anıları ve bende bıraktıkları duyguları okuyucuyla paylaşma isteği.
9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?
Ben yaşanmış bir hayatı anlattığım için kişilerin kaderini planlamıyorum. Yazdığım olaylar da anlattığım insanlar da gerçek; onların yollarını zaten hayat çizmiş. Bana düşen, yaşananları gerçeğe sadık kalarak aktarmak. Yalnızca kişilik haklarına ve özel hayata duyduğum saygı gereği bazen isimleri değiştiriyorum.
10-Size ilham veren şeyler nelerdir?
İlk ilham kaynağım, zorluklarla geçen kendi hayatım oldu. Yazdıkça yaşadıklarımı kelimelere dökebildiğimi gördüm ve devam etmek için cesaret buldum. Ardından mesleğimde yaşadıklarımı da yazmaya başladım. Kısacası ilhamımı, hayatın bana yaşattıklarından alıyorum.
11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?
En çok geceleri üretken oluyorum. Ortalık sessizleştiğinde kendimi dinliyor, yaşadıklarımı zihnimin penceresinden yeniden izliyormuş gibi hissediyorum. O anlarda hatıralar canlanıyor, kelimeler de kendiliğinden gelmeye başlıyor. Beni en çok motive eden, hafızamda taşıdığım o anları ve duyguları yazıya dökebilmek.
12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Özellikle çocukların ve gençlerin kitabımı okumasını isterim. Yaşadığım zorlukları okuyan bir çocuğun, “Ben de pes etmeyeceğim. Bu kasap çırağı polis ağabeyim gibi ben de başarabilirim.” demesi, benim için çok kıymetli. Bu eser bir biyografik roman olsa da yeterince destek görmeden mücadele eden gençlere umut vermesini istiyorum.
Kitabımın kız çocuklarına da ulaşmasını ayrıca önemsiyorum. Annemin henüz on üç yaşındayken yaşadığı acıların, onların eğitimlerine ve geleceklerine sahip çıkma kararlılığını güçlendirmesini diliyorum. Bu hikâyenin yetişkinlere de çocukların yanında durmanın, onları korumanın ve eğitimlerini desteklemenin önemini hatırlatmasını isterim.
13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
“Kasap Çıraklığından Devletin Üniformasına” kitabımla vermek istediğim en önemli mesaj şu: Kız çocuklarına kıymayın; onların çocukluklarını, eğitimlerini ve geleceklerini ellerinden almayın. Kader desek de anneme daha on üç yaşındayken kıymışlar. Berdel uğruna kuma olmuş, ardından dul kalmış, sonra yeniden kuma olarak bir evliliğe adım atmış. Onun yaşadıkları üzerinden, çocukların okumasına engel olunmaması, özellikle kız çocuklarının eğitimle hayata hazırlanması gerektiğini anlatmak istiyorum.
Bir diğer mesajım da gençlere: Hayat her zaman tozpembe değil; karşımıza neler çıkacağını bilemiyoruz. Ama “Benim kimsem yok.” diyerek umutlarından vazgeçmesinler. Kötü alışkanlıklara yönelmeden, kendilerine ve emeklerine inanarak mücadele etsinler. Ben her zorluğun yanında Allah’ın bir kolaylık verdiğine inanıyorum. İstiyorum ki bu kitabı okuyan bir genç, en zor anında bile yeniden deneyecek gücü kendinde bulsun.
14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?
Yazmanın benim için en zor yanı, zihinsel olarak yorucu olması. Yaşadıklarımı hatırlamak, o duygulara yeniden dönmek ve kelimelere dökmek yoğun bir çaba gerektiriyor. Eskiden eşimin T.C. kimlik numarasını bile ezbere bilirken, yazmaya yoğunlaştığım zamanlarda kendi numaramı hatırlamakta zorlandığım oluyor. Böyle anlarda biraz durup dinlenmem gerektiğini hissediyorum.
Bana en iyi gelen şey, sessizce gökyüzüne bakmak, tefekkür etmek ve sahip olduklarıma şükretmek. Bu sakin anlar zihnimi dinlendiriyor, yeniden yazmak için güç bulmamı sağlıyor.
15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
Henüz yazar tıkanıklığı yaşamadım. Bu benim ilk eserim ve anlattıklarım, yaşadıklarımın yalnızca bir bölümü. Öylesine zorlu süreçlerden geçtim ki her şeyi tek bir kitaba sığdırmak mümkün değil. Benim için zor olan, yazacak bir şey bulmaktan çok, hangi yaşadıklarımı ne kadar anlatacağıma karar vermek oldu.
16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?
Şu an için kapsamlı bir tanıtım çalışması ya da organizasyon yapmıyorum. Kitabımı daha çok yakın çevrem ve sosyal medya paylaşımlarım aracılığıyla okuyuculara ulaştırmaya çalışıyorum. Elbette daha geniş kitlelere ulaşmasını isterim; ancak bunun da zaman, emek ve maddi imkân gerektirdiğinin farkındayım. Şimdilik kendi imkânlarım ölçüsünde ilerliyorum.
17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
Henüz böyle bir deneyim yaşamadım ama okuyucularımla yüz yüze buluşmanın çok anlamlı olacağını düşünüyorum. Bir insanın yaşadıklarını kendi sesinden dinlemek, anlatırken boğazının düğümlendiğine şahit olmak farklı bir bağ kurar. Okuyucu, sayfalarda okuduğu hayatın sahibini tanır ve yaşananların onda bıraktığı izleri daha yakından hisseder. Benim için de onların düşüncelerini dinlemek, hangi satırlarda kendilerinden bir parça bulduklarını öğrenmek çok kıymetli olur.
18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?
Şu anda üzerinde çalıştığım bir kitap taslağı var ve güzel ilerliyor. Yazarken bazen vefayla karşılaşıyor, bazen hüzünleniyorum. Bazen de yaşadığım komik bir olayı anlatırken gülmekten gözlerimden yaş geliyor.
Yeni konular bulmak için uzağa bakmama gerek kalmıyor. Hayatın içinde olduğunuz sürece her gün yeni bir anı birikiyor. Ben de bu yaşanmışlıkları, duygusunu kaybetmeden okuyucuya aktarmak istiyorum.
19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?
“Gözyaşları içinde okudum.”, “Ben de benzer şeyler yaşadım.” ya da “Elimden bırakamadım, bir çırpıda bitirdim ve çok ağladım.” diyen okuyucularım oldu. Anlattıklarımda kendi hayatlarından bir parça bulmaları beni çok duygulandırıyor. Yaşadıklarımın devamını merak ederek kitabı ellerinden bırakamadıklarını duymak da sevindiriyor.
Amacım okuyucuyu ağlatmak değil; yaşadıklarımı samimiyetle paylaşmak. Kitabım bir insanın eline kitap almasını, merakla okumasını ve anlatılanlarla bağ kurmasını sağlayabiliyorsa ne mutlu bana.
20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Yazmak, anlatmak ve kelimelerinizin bir başkasına ulaştığını görmek çok güzel bir duygu. Hele bir okuyucunun “İkinci kitabınızı sabırsızlıkla bekliyorum.” demesi, insana devam etmek için büyük bir güç veriyor.
Ben yazmaya başlamak için uzun süre bekledim; şimdi keşke daha önce başlasaydım diyorum. Bu yüzden yazmak isteyenlere tavsiyem, kendilerini sürekli ertelememeleri. Anlatmak istediğiniz bir hikâyeniz varsa ilk cümleyi yazın. Ben geç kaldığımı düşünüyorum; siz geç kalmayın.

