Evlatlar ve Cellatlar
Evlatlar ve cellatlar ne de benzer birbirine. Tıpkı Habil ile Kabil gibi. Bir yanda gözünden sakındığın eli kalem tutan, iyilik tutan, nezaket tutan evlatlar, diğer tarafta eli silah tutan, kötülük yutan, kör kuyularda kaybolan cellatlar…
Bir evlat nasıl olur da bir cellatta dönüşebilir? Nasıl olur da kalem tutması gereken elleri silah tutabilir? Nasıl olur da birine hem de yaşıtı, arkadaşı olan birine gözünü kırpmadan kıyabilir? Sorun eğitimde mi, ailede mi yoksa bağıra bağıra gelen dilsiz ve dipsiz kötülükte mi? Sorunu kimde çözümü nerde aramalıyız? Cezalar caydırıcı olur mu? Yüreği yanan ana babanın gözyaşı bu sefer durur mu?
‘Çocuktur’denilerek her saygısızlık biraz da sınırsızlığı getirdi. Sınırsız bir dünyanın içinde sınırları unuttu çocuklar. Göz yumulan her saygısızlık beraberinde şiddeti getirdi. Ve dünyaya getirdiğiniz her çocuk birilerinin kaderini iyi ya da kötü etkiledi. Dünyaya bırakılan, ilgiyle, sevgiyle, şefkatle büyümemiş her çocuk ilerde birinin canını incitebilir birilerinin yüreğini yakabilir. Bir canlıya, bir ağaca zarar verebilir. İyi düşünün bir evlat mı yetiştiriyorsunuz yoksa bir cellat mı?
Gülnaz Okuyan
