Renkli Kanatların Sırrı
Güneş, Karaca Köyü’nün evlerinin üzerine altın sarısı ışıklarını serperken, eski ahşap pencerenin önünde minik bir hareketlilik başlardı. Burası, turuncu ve yeşil tüyleriyle adeta küçük bir gökkuşağını andıran Cennet Papağanı “Boncuk”un eviydi. Boncuk, adının hakkını verir gibi pırıl pırıl parlayan, meraklı gözleriyle etrafı inceleyen sevimli bir kuştu.
Her sabah olduğu gibi o sabah da evdeki masanın üzerinde rengarenk kalemler, boyalar ve yeni çıkmış çocuk dergileri duruyordu. Boncuk, kafesinin kapısı açılır açılmaz uçar, en çok masanın üzerindeki Varyasyon Kalemler dergisinin resimli sayfalarına konmayı severdi. Sayfaların kokusunu içine çeker, sanki yazılanları tek tek okur gibi başını sağa sola sallardı.
O gün evde küçük bir misafir vardı: Komşunun oğlu Deniz. Deniz, elinde boş bir resim defteriyle masaya yaklaşmış, biraz üzgün görünüyordu.
”Ne oldu Deniz?” diye sordu anne şefkatle. “Neden asık suratlısın?”
Deniz içini çekti: “Okulda resim yarışması var ama benim kutumdaki boyaların yarısı kırıldı, bazı renklerim de bitti. İçimdeki renkleri kağıda dökemeyeceğim galiba. Hayalimdeki ağacı ve uçan balonları boyayamayacağım.”
Boncuk, kafesinin tünekinden minik bir ses çıkararak sanki “Üzülme!” der gibi başını salladı. Tam o sırada masanın üzerindeki kalem kutusundan kırmızı bir kurşun kalem söze girdi:
— “Unutma Deniz, eksiklikler yeni yollar bulmak için harika birer fırsattır!”
Deniz şaşkınlıkla masadaki kalemlere baktı. Masada adeta küçük bir renk ordusu duruyordu. Kırmızı kalem devam etti:
— “Benim boyum kısalmış olabilir ama hâlâ en güzel kalpleri çizebilirim. Yeşil kalemse yaprakların en tazesini yapabilir.”
Deniz, kalemlerin bu neşeli sesini duyunca gülümsedi. Masadaki diğer kalemler de hemen yardıma koştular. Mavi kalem gökyüzünü tamamladı, sarı kalem güneşi parlattı. Boyası biten renklerin yerini ise minik ellerin yaratıcılığı aldı; parmak uçlarıyla yapılan dokunuşlar resme bambaşka bir canlılık kattı.
Öğleden sonra resim bittiğinde ortaya harika bir tablo çıkmıştı: Köyün evleri, uçan balonlar, gülen bir güneş ve ortalarında neşeyle kanat çırpan minik bir cennet papağanı…
Deniz, eserine hayranlıkla bakarken anladı ki; en güzel hikayeler ve resimler, eldeki imkanların sevgive dayanışmayla birleşmesiyle ortaya çıkıyordu. Tam o sırada Boncuk, masanın üzerine kondü ve neşeyle öterek sanki derginin en güzel sayfasını tamamladıklarını müjdeledi.
Günün Minik Sırrı: Yaratıcılığın ve dostluğun olduğu yerde hiçbir eksiklik asla bir engel değildir; aksine, en güzel renklerin başlangıcıdır.
