1. Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Öncelikle bu değerli röportaj ve nazik davetiniz için Varyasyon Kalemler ailesine teşekkür ederim.
Kendimi anlatmayı çok seven birisi değilim. Ama kısaca kendimden bahsedeyim. Ben Kaan Şahin. İstanbul’da oturuyorum. Yıllardır farklı mesleklerde çalıştım. Uzun bir arayıştan sonra, bir arkadaşımın sayesinde sanat hayatına ilk adımı attım. Kendimi bir anda sanatın içinde buldum. Oyunculuk, Tiyatro, Yönetmenlik, Seslendirme, Yazar gibi, sanatın her dalında olmak, birşeyler katmak, öğrenmek ve öğretmek çok güzel bir duygu. Orada olmaktan da çok mutluyum.
2. Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?
Ben çocukluğumdan beri, film, dizi, çizgi film izlemeyi ve oyun oynamayı severdim. Hala da seviyorum. Koca adam oldun, hala çizgi film mi izliyorsun deseler de izlemeye devam ederim. Daha sonra anime ile tanıştım. Naruto, eminim anime severlerin çok bildiği bir anime. Ondan sonra bir sürü anime izledim. Sadece anime değil, manga ve webtoon da okuyorum. Bilgisayar oyunları da oynamayı çok severim. İçimizdeki çocuk kaybolmamalı. İzlerken bir şeyler öğreniyordum. Keşke böyle olsa çok güzel olurdu derdim. İzlerken bir yandan da kafamda belirenleri yazıyordum. Hikaye ve karakter oluşturmak çok hoşuma gitmişti. Sanırım bu yönlerim adım atmama sebep olmuş olabilir.
3. Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Aslında daha öncesinde, kısa korku hikayeleri yazmıştım. Korkunun her türünü seven biriyim. Hem film izlemeyi, hem de korku oyunları oynamayı. Bilim kurgu ve fantastikleri de çok severim. Devamlı kafamda bir şeyler üretirdim. Kısa korku hikayeleri yazdığımda, hayalimdeki karakteri ve mekanı yaratmak çok hoşuma gitti. Ondan sonra devamlı kafamda yazıp, bir sürü konu çıkarırdım. Ama beni kitabımı yazmaya asıl iten an, yağmur yağdığı sırada oldu. Şemsiye taşımaktan çok hoşlanmam. Ama kış seven birisi olduğum için, kar ve yağmur altında yürümek hoşuma gider. Bir gün yağmur yağarken, su yerine kum yağsa nasıl olurdu dedim. Kafamda hayal etmeye başladım. Sonra bunu kesinlikle yazmalıyım dedim.
4. Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
Çocukluk döneminde daha çok görselleri tercih ediyordum. O zamanlar çok fazla çizgi film yoktu. O görselleri görünce çizgi film izlemek gibi geliyordu bana ve çok hoşuma giderdi. İlk aldığım kitap; Stephen King’in, ‘’Yüzyılın fırtınası’’ olmuştu. O zaman farklı gelmişti ve çok beğenmiştim. Sonrasında korku, bilim kurgu, fantastik türlerini okumaya başladım. İlgimi çeken kitapları alıyordum. ‘’Dune’’ kitabı bilim kurgunun atası gibidir. Ve ben de bu hayal dünyasında olmayı daha çok seviyordum. Onun etkisi olmuş olabilir.
5. Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
Yazdığım kısa korku hikâyelerini paylaşırdım. Hatta yazmayı seven arkadaşlarla da paylaşırdım. Bir konu bulur ondan hemen kısa bir hikâye yazardım. Korku, fantastik veya bilim kurgu fark etmezdi. Hikâye yazmakta hızlıydım. Hemen bir şeyler yazabiliyordum. Bu tiyatro metinleri ve senaryo içinde geçerliydi. Bir şey eklemek gerektiğinde ona uygun bir şey yazar ya da yeni karakter çıkartırdım. Bu deneyimlerden sonra da yazmaya karar verdim.
6. İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir, siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
Bu benim ilk kitabım; dolayısıyla iyi bir yazar olmanın şartları konusunda bir şeyler söylemem doğru olmaz.
Sadece fikirlerimi söyleyebilirim. Kendi hayalinizi yansıtmanız gerekir. Eminim kitap okurken, oyun oynarken, film veya anime izlerken, kafanızda devamlı bir şeyler üretmişsinizdir. Belki de farkında değilsiniz. Ama bununla ilgili bir ortama girdiğinizde, aklınızda biriken her şeyi o an ortaya dökerdiniz. Ben de bu yolda ilerledim. Bir fırsat olduğunda hemen yazdım. Karakterler tasarladım. En sevdiğim şeylerden biri de karakter yaratmak. Ona istediğim her özelliği verebiliyorum. Çünkü benim hayalim sınırsız. Her şey yapabilirim orada. Karakterler, mekanlar, olaylar, gizemler, yaratıklar, ırklar veya büyüler. Sonuçta bana ait ve bir sınırı yok. Tabi sadece, bu türleri yazanlar yazar olmuyor. Her konuda deneyimlerini ve araştırmalarını paylaşan yazarlar da var. Kitap demek; her türlü bilgiye ulaşmak demek. Birileri polisiye yazar, sen kişisel gelişim yazarsın. Sadece tür farklı olabilir. Ama sonuçta aynı işi yapıyorsunuzdur.
İyi bir yazar olmaktan çok, yazarken keyif aldığınız ve okuyucunun da keyif aldığı bir kitap yazmanızı tavsiye ederim.
7. Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
İlk kitabım KUM YAĞMURU. İstanbul’da geçen, bilimkurgu ve distopya ile harmanladığım bir roman. Sloganım da “Kıyametin rengi artık turuncu”
8. Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?
Hayal etmekten vazgeçmemiş birisiyim. Gerçeklerden çok farklı şeyler görmeyi ve okumayı severim. Bilhassa polisiye kitapları. Gizemli bir olayın nasıl sonuçlanacağını merak ederim. Hayat hikayeleri okurum. Neler yaşayıp, neler yaptığını düşünürüm. Ama sevdiğim konuları okuduğumda, işte o an kendimi daha farklı hissederim. Okurken yaşadığım duygu ve his bambaşka olur. Bütün anlattıklarım beni bu tarz konuları yazmaya yönlendirdi diyebilirim.
9. Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?
Hikâyeyi kurgularken, karakterlerin kaderlerini, o anki yazım sürecinde oluşturuyorum. Konunun gidişatıyla uyumlu olması için de ikisini aynı anda yazmayı daha uygun buluyorum. Çünkü karakterlerin kaderini önceden planlamış olursam, ona uygun bir şekilde gitmem gerekir. Hikâye kurgusu, karakterlere göre yazılmış olur. Ama yazım sürecinde oluşturursam, kafamdaki karakterlerden başka karakterler de ortaya çıkabilir.
10. Size ilham veren şeyler nelerdir?
Film ve anime izlemek. Manga ve Webtoon okumanın da etkisi oldu. Hayal dünyamı daha da genişletti. Mesela, internette gezerken bir obruk fotoğrafı görmüştüm. O an kafamda onunla ilgili bir hikaye kurgulamaya başladım. Konunun nereden geleceğini bilemezsiniz. İlginizi çeken bir şey olur ve o an yazmaya başlarsınız.
11. En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?
Kış adamıyım desem doğru olur. Kışın kendimi daha enerjik ve mutlu hissederim. O dönemlerde daha üretken oluyorum. Sıcağı çok sevmediğimden çok bunaldığımda pek bir şey yapamıyorum. Yazmaya başladığımda, ürettikçe, bir şeyler yazdıkça daha çok yazma isteği duyuyorum. Yazıyorum, yazıyorum yazıyorum… daha sonra bir müddet bırakıyorum. Yatmadan önce zihnimde hikaye gelişmeye devam ediyor. Ta ki istediğimi bulup oturup yazmaya başlamaya değin.
12. Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Kitabımı okuduklarında farklı olduğunu anlayacaklardır. Okuyucularımdan aldığım yorumlar beni çok mutlu etti. Çünkü, yorumların hepsinin aynı olması, aynı şeyleri hissetmeleri, benim yapmak istediğimi yapabildiğimi gösteriyor. Onlara keyif alabilecekleri, ve hayal dünyalarında istedikleri gibi düşünebilecekleri tarzda bir kitap yazdım. Umarım hikâyemin heyecanına ortak olurlar ve kendilerini onun içinde bulurlar.
13. Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
Dünya’nın sadece bize ait olmadığını ve her canlının yaşam hakkı olduğunu bilmelerini istiyorum. Onlar olmadan bizlerin yaşaması zor olurdu. Ülkeler birbiri ile savaşıyor yada siyaset yarıştırıyor. Yeri geliyor ırkçılığa maruz kalıyorlar veya zorbalığa uğruyorlar. Bir olay olduğunda protesto ediliyor. Yada bir doğal afet yaşandığında bütün ülkeler birleşip yardımlar ediyor. Ve maalesef sonrasında yine eski özümüze dönüyoruz. Koskoca Dünya hepimize yetmiyor. Bir olmak için, illa başımıza bir şeylerin gelmesi mi gerekiyor?
14. Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?
Çevrenizde bu konuda deneyimli biri olmadığında ve ilk kitapla yola çıkmaya karar verdiğinizde kendinizi yalnız hissediyorsunuz. Ayrıca zihninizde geliştirdiğiniz gibi olmadığını düşündüğünüzde, o an tereddüt ediyorsunuz. Tam olarak aradığınızı bulanana kadar da bir süre yazmayı bırakıyorsunuz. Tabii bazen ara vermek daha iyi olabiliyor.
15. Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
Tıkanıklık yaşadığım zamanlar oldu evet. Yazıyorsunuz, yazıyorsunuz, ama içinize sinmediğinde tekrar başa dönüyorsunuz. Sadece yazar gözüyle değil, okuyucu gözüyle de bakmak gerekiyor. O vakit ara verip biraz dinlenmelisiniz. Yazmadığınız günler birdenbire aklınıza gelip tekrar düşünmeye başlıyorsunuz. Şöyle olursa nasıl olur ya da böyle yaparsam daha güzel olur gibi. Sonunda ‘’işte buldum’’ dediğinizde, hemen oturup yazmaya başlıyorsunuz. Ve yazarken, yeni eklemeler de yapıyorsunuz.
16. Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?
İlk kitabım yeni yayımlandığı için okurlarla buluşma sürecinin daha başındayım. Şu anda ağırlıklı olarak kendi sosyal medyam üzerinden ve arkadaşlarımın hesaplarından paylaşımmlar yapıyorum. Kitabın konusuna uygun görsellerle okuyucuya anlatmaya çalışıyorum.
17. Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
Henüz bir kitap fuarına yazar olarak katılmadım; dolayısıyla bu konuda yaşadığım bir deneyim olmadı. Ancak okurlarla yüz yüze buluşmanın, yazarken tek başınıza kurduğunuz dünyanın başka insanlarda nasıl karşılık bulduğunu görme fırsatı sunduğunu düşünüyorum. Okurların hikâyede kurguyu ve mekan algısını nasıl hayal ettiklerini merak ediyorum. Bir mekanı nasıl düşündü ve ona hangi rengi verdi? Ya da onun hayalinde neye benziyordu? Ya da karakterleri nasıl düşündü. Kendini hikayenin içinde buldu mu? Bunları duymak, onlarla fikir alışverişi yapmak için güzel bir etkinlik olacaktır. En kısa zamanda gerçekleştirmiş olacağız.
18. Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?
Evet, şu an yazmaya başladığım yeni bir projem var. İlk kitabımdan farklı olarak , fantastik bir dünyada geçen yepyeni ve heyecanlı bir projeye başladım.
19. Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?
Okuyuculardan aldığım geri dönüşler bana, yapmak istediğimi yapabildiğimi ve başardığımı gösterdi. Bu da beni çok çok mutlu etti. Okumaya başladıklarında meraklanmaları, okumayı bırakmayıp devam etmeleri ve hikayenin içinde kendilerini bulmaları bir yazar olarak duymak istediklerimdi.
20. Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Ben de bu yolculuğun henüz başındayım. Tavsiye verme gibi bir düşünceye giremem. Sadece kendi fikirlerimi dile getirmek istiyorum. Hangi tür olursa olsun, ama özellikle bilim- kurgu, korku, fantastik ve polisiye kitaplarının artması gerektiğini düşünüyorum. Eminim bizlerden de çok güzel kitaplar çıkacaktır.
Tavsiye vermek gibi değil ama, bir şey söylemem gerekirse; hayal etmeyi seviyoruz. Ama lütfen sadece hayallerde kalmasın. Hayallerinizin içinde olduğu bir kitabınız olsun ve onu okuyucularla paylaşın.


1 Comment