MELİHA KAPLAN
BİR TECRÜBE OKULUDUR HAYAT
Hayat çok hızlı geçen bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden anılar tadında geçerken kişiliğimize, duygu ve düşüncelerimize yani bize çok şey kazandırıp katmaktayken, bazen bir yarımızı bazen birçok yanımızı da kaybederiz beraberinde. Bu duygularımız, düşüncelerimiz, hayallerimiz, yaşadıklarımız olabilir. Unuturuz ya da unutmak isteriz belki de birçok anımızı. Bizi biz yapanları ya da bizi bizden alanları. Tıpkı bir taş gibi kaskatı kesildiğimiz anlar olur ve o anlarda bırakmak istediğimiz onca şeyler. Bazen de her şeyi geride bırakıp saklayıp en derinliklerine kalbimizin, devam etmek isteriz kendi hayatımıza, yolumuza, yolculuğumuza. Diğer taraftan mutluluğun tatlı esen rüzgarına bırakıp uçacakmış gibi hissettiğimiz, mutluluğa doyamadığımız tatlı anların hep aynı kalmasını dileriz. Ne güzeldir o anlar, mutluluğun kucağında tatlı tatlı sallandığımız zamanlar, hayatın toz pembe rengindeki o bitmesini hiç istemediğimiz anlar. Ve uğradığımız her durağın vedası bir parçamızı alır götürür uzaklara bir daha hiç karşılaşmamacasına. Ya da en mutlu anın geride kalması bizimle her daim devam edememesi üzer bizi, ama içimizde yaşatmak o güzellikleri devam ettirir ve yaşatır zamana inat. O güzel anların kıymetli varlığını rengarenk duygu ve düşünce yumağımızda saklarız hep. Zamanla içimizdeki oluşan boşluğun nedenini bulmak o kadar zorlaşır ki her adımda geriye bakarız ama artık ya cesaretimiz yoktur ya da göremeyiz görmek istediklerimizi. Ve zaman ilerledikçe geriye dönecek bir adım dahi artık takat kalmamıştır bedende. Tek çare vardır artık. Her şeyi geride bırakıp eskiyen, yıpranan, kopan, yaralı yanlarını yenilemek, kanayan acılarını dindirmek ve her bir kopan yanından yeniden doğmak, yenilenmek. Her bir anının bizi bir tecrübe ustası yaptığını bilerek bakmak artık her şeye. Her adımda zamanın kucağında törpülenip yeniden şekillendiğini unutmamak. Acıların mutlulukları, sevinçlerin hüzünleri hiç yalnız bırakmadığını, birbirlerini tamamlayarak hayatın bizden aldıklarına yenisini katarak ve tecrübe çantamıza sığdırabildiğimiz geçmişimiz ile geleceğimizin umutlarıyla hep canlı hep inançlı hep umutlu ve hep dimdik ayakta olmak. Gelişimin mucizevi ruhuna kendimizi bırakmak. İçinizde her daim var olan ve hep doğmak için can atan o gücü bulmak. Ona sımsıkı sarılmak. Sizi siz yapanı bulabilmek.
Ve anlarız ki hayatın asıl gayesi bir noktada durmak değil ya da durağan olmak değil. Her daim ilerlemek her daim amaç, hedefler doğrultusunda yürümek ve belki de koşmak tatlı bir ritimde. Rengarenk ya da siyah kurdelelerle deneyimlerin süslediği yolda karşılaştığın her insandan, her olaydan alman gereken tecrübe payını hayat yolculuğundaki birikim havuzuna dahil ederek öğrenme yolculuğunu en verimli ve en güzel şekilde beslemek. Karşılaşılan küçük fırsat paketlerini yakalamanın bilincinde, tecrübe hediyelerinin müjdelerini almak ya da üzücü, zorlayıcı haberlerin, anların karşısında güçlü durabilmek. Zira hayat insana şunu öğretir; doğum ve ölüm arasında geçen sürede yaşamımızı nasıl geçirmemiz gerektiği konusunda geriye dönüp baktığınızda keşke demeyeceğiniz, iyi ki yaptım diyeceğiniz şeylerin varlığında düşündüğünüzde size mutluluk veren, gülümseten ya da hatırladığınızda zor veya üzücü bir anı çok şey öğretmiş ve değerli deneyimler katmış hayatıma diyeceğiniz olay, hatıra ve anılarla hayatımızı zenginleştirmenin kıymetini. Yani insan sahip olduğu en önemli zenginliğin önce sağlık, mutluluk ve huzur olduğunu anlarken paha biçilemez olanınsa tecrübe ve deneyimler olduğunu anlamaktadır. Bizler hayatımızın her yaşındaki tecrübe durağında alacığımız nasihatleri aldıktan sonra hüzün ve mutlulukları tadıp yaşam olgunluğumuzu geliştirdikçe anlarız ki her adımda hayatı yeniden yepyeni yüzüyle ve sürprizleriyle tanır bu güzel heyecanın bilinmezliklerindeki mutluluk, hüzün ve gerginlikleri ilerleyen hayatımızın vazgeçilmez değerdeki yapı taşları olarak onlarla yaşamımızın en güzel ve en kıymetli yolculuğunda ilerlediğimiz yolları süsleriz. Bu taşlar bazen ayağımızı incitirken temkinli olmayı bazen rengarenk güzellikleriyle hayatımıza renk verirken mutlu olmayı bazense sonsuza kadar elveda diyebilmeyi öğretir bizlere. Ve en önemlisi bu bahsettiğimiz yollarda kimlerle yürümeyi tercih ettiğimiz, yürürken bu yollarda hangi yön ve duraklara uğradığımız yani en kıymetli zenginliğimiz olan zamanımızı, ömrümüzü nasıl ve kimlerle geçirdiğimizdir. Hayata bakışınıza, kişisel gelişiminize, yaşamınızdaki ihtiyaç duyduğunuz farkındalıklara katkıda bulunarak olgunlaşma serüveninizde destek olan kişi, olay ve unsurlar oldukça önemlidir. Her hayat tecrübesi bize hayat okulunun bir dersi ve birçok kazanımını sunar. Yapmak istediğiniz, hayal ettiğiniz şeyleri yapabilme istek ve cesareti gösterebilmeniz, hayallerinizin peşinden koşabilmeniz, mesleki veya eğitimsel, hayata dönük hedeflerinize ulaşma konusunda çevreniz oldukça önemliyken asıl karar verici siz olacağınızdan kendi bireysel tecrübeleriniz ve bunlardan yola çıkarak elde ettiğiniz çıkarımlar ilerleyen yaşamınıza yön vererek kararlarınızın ana belirleyici unsuru olacaktır.
Hayatın çok kısa bir film olduğunu düşünür ve başrolünde kendinizin oynadığının farkında olursanız o hayatı en güzel ve en verimli şekilde dolu dolu yaşamanız gerektiğini de anlamış olursunuz. O filmi bir taraftan yazarken bir taraftan oynarsınız diğer taraftan da izleme fırsatı bulursunuz dikkatli bakarsanız eğer. Dolayısıyla attığımız her adım, yapabildiğimiz her şey hayatımıza yön ve şekil vermekte. O nedenle de filminizin yani hayatınızın baş kahramanı olduğunuzu unutmamanızı belirtirken, kendi yaşamınızı inşa etme ve şekillendirmede iyi seyirler diler, tecrübelerinizin size hep huzur ve mutluluklar getirmesini temenni ederim.

