1📌 Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Yazar Şair İmren Karabağ. Adıyaman’ın kadim topraklarında, güneşin dağlara vurduğu o sert ama samimi iklimde dünyaya gözlerimi açtım. Bugün ise İstanbul’un yedi tepesinde, martı çığlıkları ile vapur seslerinin birbirine karıştığı o devasa ilham denizinde yaşıyorum.
Türk Dili ve Edebiyatı yolcusu olarak kelimelerin sadece iletişim aracı değil, birer ruh taşıyıcısı olduğuna inanıyorum. Ben kendimi bildim bileli, hayatı düz cümlelerle değil, dizelerin o ritmik ve derin yankısıyla anlamlandırmaya çalışan bir kalem işçisiyim. Yazmak benim için bir tercih değil, Adıyaman’ın tozlu yollarından İstanbul’un kalabalık meydanlarına uzanan o uzun yürüyüşte nefes alma biçimidir. Her eserimde, okura “insan dokunuşunu” hissettirmeyi amaçlayan, kökleri Anadolu’da, dalları ise evrensel edebiyatın göğünde bir kalemim.
2
Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
Adıyaman’dan İstanbul’a uzanan o büyük göç ve şehir değişikliği benim için en büyük dönüm noktasıydı. Yalnızlığımı kalabalıklar içinde fark ettiğim an, edebiyatın sığınılacak tek liman olduğunu anladım. Edebiyat yolculuğuna başlamam ise bu tutkuyu akademik bir temelle taçlandırma isteğimden doğdu.
3📌 Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?
Hayır, ilk değil; ancak her yeni eser benim için taze bir başlangıç. İlk eserim, çocukluk düşlerimi ve memleket hasretini barındıran şiirlerimdi. O dizeler, bugünkü yazar kimliğimin ilk fidanlarıydı.
4📌 Bu ilk adım size ne hissettirdi?
Sanki dünyaya ilk kez kendi sesimle “Ben de buradayım” demişim gibi hissettim. Korkuyla karışık muazzam bir özgürlük hissiydi.
5📌 Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
Hasret, varoluş sancısı ve insanın kendi içindeki o bitmek bilmeyen yolculuğu eserlerimde sıkça yankılanır. Karakterlerimde ise genellikle İstanbul’un gürültüsünde kendi sessizliğini korumaya çalışan naif ama dirençli ruhları yansıtırım.
6📌 Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
Elbette. Her karakterim benden bir parça taşır; bazen hüznümü, bazen ise hiç bitmeyen umudumu onlara emanet ederim. Onlar aslında benim farklı aynalardaki yansımalarımdır.
7📌 Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
Kitaplarım genel olarak şiir ve anlatı üzerine yoğunlaşıyor. İnsanın ruhuna dokunan, “insan dokunuşuyla” yazılmış, samimiyeti ve lirik söylemi ön planda tutan eserlerdir.
8📌 Bu kitapların sizin için anlamı nedir?
Onlar benim kağıttan çocuklarım. Her biri hayatımın belirli bir döneminin günlüğü, kalbimin o anki ritminin kaydıdır.
9📌 Yazarken size ilham veren şey nedir?
Bazen vapurun ardından uçuşan bir martı, bazen eski bir İstanbul sokağındaki taş evin hüznü… Ama en çok insan ruhunun derinliklerindeki o keşfedilmemiş duygular bana ilham verir.
10📌 Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
Genellikle “anlatmazsam eksik kalacak” dediğim o taşma noktasıdır. İçimdeki duygu dışarıdaki dünyayla çarpıştığında yazı kaçınılmaz olur.
11📌 Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
Disiplinli ama duygulara alan bırakan bir rutinim var. Notlar almayı asla bırakmam. Okumak, yazmanın en büyük besin kaynağı olduğu için günümün büyük bir kısmını edebiyat incelemelerine ayırırım.
12📌 Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
Gecenin sessizliği, dünyanın sustuğu o saatler benim en verimli zamanlarım. Bir bardak çay ve loş bir ışık, kalemimin kağıtla dans etmesi için yeterli.
13📌 Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?
Doğru kelimeyi, o tam hissi karşılayacak tek bir sözcüğü bulma arayışı. Bazen bir dize için günlerce beklemek gerekebiliyor.
14📌 Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
Hayır. Edebiyat benim için bir tercih değil, bir varoluş biçimi. Nefes almaktan vazgeçmek neyse, yazmaktan vazgeçmek de odur.
15📌 Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?
İnsanın kendine dönmesi, içindeki ışığı fark etmesi ve ne yaşarsa yaşasın nezaketini yitirmemesi. “İnsan kalabilmek” en büyük mesajımdır.
16📌 Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
Yalnız olmadığını bilmenin verdiği o sıcak huzurla ve hafif bir baş dönmesiyle… “Evet, bu tam da benim hissettiğim şeydi” dedirtebilmek en büyük gayem.
17📌 Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Çünkü ben onlara sıradan kurgular değil, insan dokunuşuyla yoğrulmuş, samimi ve gerçek bir kalp sunuyorum. Kendi hikayelerinden birer cümle bulacakları için.
18📌 Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
Belki de geleneksel Türk edebiyatı dokusunu, modern bir ruhla ve Adıyaman’ın samimiyetiyle İstanbul’un estetiğini harmanlayarak sunmamdır. “Yazar Şair” kimliğimin nesrime kattığı o ritmik dil de olabilir.
19📌 Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?
Önce çokça dinlemeyi, sonra çokça okumayı öğrensinler. Kendi seslerini bulana kadar taklit etmekten korkmasınlar ama nihayetinde sadece kendileri olsunlar. Ve en önemlisi; yaşamadan yazmasınlar.
20📌 Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?
“Kalbini kağıdın üzerine bırakmaktan korkma; çünkü dünya sadece en çıplak haliyle söylenen gerçeklere inanır.”

Çerçevesiz Resimler
Duvarda asılı boş bir çerçeve,
Hüzünle bakıyor sanki bu eve.
İmren Karabağ çizer sureti,
Yıkar mısrayla o sert gurbeti.
Sevdayı sığdırır dar bir kavisle.
Zaman çerçeveyi eskitse bile,
Duygular dökülür her daim dile.
Resmin içindeki o tozlu yollar,
Sarar ruhumuzu görünmez kollar.
Hayat renklenir o tatlı nefesle.
Gölgesi düşerken eski bir anın,
Tadı başkadır bu eşsiz canın.
Kanatlar tozunu bırakır buraya,
Merhem olur şiir her bir yaraya.
Gönül şifalanır bu asil sesle.
Aynadaki yüzle resimdeki bir,
Şiirle yıkanır, kalmaz hiç kir.
Her kıta bir fırça, her harf bir boya,
İnsan bu güzelliğe nasıl bir doya?
Yazılır bu destan bitmez hevesle.
İmren’in ismiyle parlar bu tablo,
Ruhu sarmalayan o gizli kablo.
Zamanın tozlu kanatları durur,
Şiirle kainat hep huzur bulur.
Finali yapalım en gür besteyle.
Yazar Şair İmren Karabağ
Tarih 2011
