8 Mart’ın Sessiz Gücü
Gülsemin Akyüz
Dünya bazen gürültüyle anlatır kendini; kalabalıklar, konuşmalar, büyük sözler… Oysa bazı hakikatler vardır ki en çok sessizlikte büyür. Kadın da böyledir. Gürültüyle değil; sabırla, emekle, sevgiyle ve dirençle kurar dünyayı. İşte bu yüzden Dünya Kadınlar Günü, yalnızca bir kutlama günü değil; insanlığın hafızasına yazılmış derin bir hatırlayıştır.
Kadın, hayatın ilk öğretmenidir. Bir çocuğun diline düşen ilk kelimeyi, yüreğine yerleşen ilk merhameti çoğu zaman o fısıldar. Bir evin duvarlarını sıcak yapan da çoğu zaman onun görünmez emeğidir. Fakat kadın sadece bir evin değil, bir toplumun da mimarıdır. Tarihin sayfalarını çevirdiğimizde görürüz ki en zor zamanlarda bile umut ateşini söndürmeyen eller çoğu zaman kadınların elleridir.
Kadın; kimi zaman bir annenin sabrında, kimi zaman bir öğretmenin ışığında, kimi zaman da bir işçinin alın terinde karşımıza çıkar. O, hayatın her alanında varlığını hissettiren güçlü bir nefes gibidir. Toprağa düşen yağmur damlası nasıl filizleri uyandırırsa, kadının emeği de toplumun geleceğini yeşertir.
Ne var ki bu güç, her zaman hak ettiği değeri görmemiştir. Nice kadın, yalnızca var olduğu için sınanmış; sesi duyulmasın diye gölgede bırakılmıştır. İşte bu yüzden Kadınlar Günü, yalnızca çiçeklerin verildiği bir gün değil; adaletin, eşitliğin ve saygının yeniden hatırlandığı bir gündür.
Bugün, dünyayı güzelleştiren tüm kadınların günü… Bir annenin yorgun gülümsemesinde, bir kız çocuğunun hayallerinde, bir kadının kararlı adımlarında saklı olan o büyük gücü selamladığımız gün.
Ve belki de en çok şunu hatırladığımız gün: Bir toplumun gerçek ilerleyişi, kadınlarının ne kadar özgür, ne kadar güçlü ve ne kadar değerli olduğuyla ölçülür.
Bu yüzden kadınlara verilen değer, aslında geleceğe verilen değerdir. Çünkü kadın; hayatın en derin cümlesidir. Ve o cümle doğru kurulduğunda, dünya biraz daha adil, biraz daha güzel bir yer olur.
