Bu Kitabın Adı Yok: Dijital Çağın Karanlığına Tutulan Bir Ayna” Türkolog Dr. Yazar Sibel Çelikel

Bu Kitabın Adı Yok: Dijital Çağın Karanlığına Tutulan Bir Ayna”

Gülbün Yiğit’in kaleminden çıkan Bu Kitabın Adı Yok, okuru ilk sayfadan itibaren tanıdık bir dünyanın içine çekiyor: gündelik hayatın sıradanlığı, sosyal medyanın görünmez ağları ve insan ruhunun derin, çoğu zaman dile getirilemeyen kırılmaları… Ancak bu eser, yalnızca bir hikâye anlatmakla yetinmiyor; modern çağın en hassas meselelerinden biri olan dijital ilişkiler, sınır ihlalleri ve kadın deneyimi üzerine güçlü bir yüzleşme metni olarak öne çıkıyor. Yiğit, sade ama etkileyici diliyle, bir kadının iç dünyasında büyüyen korkuyu, sorgulamayı ve direnci adım adım örerken, okuru da bu psikolojik gerilimin bir parçası hâline getiriyor.

Sidera Yayınevi ise bu eserde bir kez daha yalnızca kitap yayımlayan bir kurum değil, Bu Kitabın Adı Yok, okura yalnızca bir okuma deneyimi değil; aynı zamanda kendine, çevresine ve çağın görünmeyen yüzüne yeniden bakma cesareti sunuyor. Modern insanın yalnızlığına, korkularına ve direncine dokunan bu eser, uzun süre hafızadan silinmeyecek bir iz bırakıyor. 

Eserin editörü ve ilk okuyanı olarak diyebilirim ki Gülbün Yiğit ile yıllara dayanan editörlük serüvenimizde, onun kaleminin samimiyetine, insanı merkeze alan bakışına ve duygu dünyasındaki inceliğe defalarca şahit oldum. Bu kitapta ise o tanıdık sesin, bu kez daha sarsıcı, daha cesur ve çağın tam kalbine dokunan bir anlatıya dönüştüğünü görmek benim için ayrı bir anlam taşıdı.

Yiğit, gündelik hayatın sıradan akışı içinde çoğu zaman fark edilmeyen kırılmaları, özellikle dijital çağın insan ilişkilerinde açtığı gedikleri büyük bir dikkat ve duyarlılıkla ele alıyor. Bir kadının sosyal medya üzerinden maruz kaldığı saplantılı ilgi etrafında örülen bu anlatı, yalnızca bireysel bir hikâye değil; aynı zamanda çağımızın görünmeyen ama giderek büyüyen bir meselesine güçlü bir ayna tutuyor. Metin üzerinde çalışırken en çok dikkatimi çeken şey, bu hikâyenin okurda bıraktığı o içsel sarsıntı oldu: Okur, hisseden ve sorgulayan bir özneye dönüşüyor.

Gülbün Yiğit ile aramızdaki editör–yazar ilişkisi, zamanla güvene dayalı bir üretim ortaklığına evrildi. Bu kitap da o ortaklığın en olgun örneklerinden biri. Metnin her aşamasında, yazarın sesini korumayı, onu daha berrak ve etkili kılmayı önceledik. Bu yüzden Bu Kitabın Adı Yok, birlikte düşünülmüş, birlikte derinleştirilmiş bir anlatı olarak da okunmalı

Sidera Yayınevi olarak bizim için her kitap, yolculuğun görünür hâlidir. Bu kitapta da, yazarımızın iç dünyasından süzülen bu güçlü metni, okurla buluşturmanın sorumluluğunu ve heyecanını taşıyoruz. Sidera’nın “yıldızlar” anlamını hatırlatırcasına, bu eserin de kendi ışığını bulacağına ve okurun zihninde uzun süre parlamaya devam edeceğine inanıyorum.

Bu Kitabın Adı Yok, hem benim editör olarak içinde yer almaktan gurur duyduğum hem de okur olarak etkisinden uzun süre çıkamadığım bir metin. Bir kadın yazarın böyle cesur konular işleme cesaretini de okurların dikkatine sunarım. Kadın yazarlar olarak tabuların üzerine gitmek gerektiğini, yaşamak zorunda kaldığımız baskıların türü ne olursa olsun, psikolojik, ekonomik, fiziksel vb., birbirinden temel olarak farklı olmadığını ve kimsenin anlatmaya cüret edemediği konuları anlatarak sesimizi duyuracağımızı düşünüyorum, her söyleşilerimde seminerlerimde ifade ediyorum. Bu nedenle yazarı editörü olarak ayrı, yazar arkadaşı olarak ayrıca tebrik ediyorum.  Şimdi sözü okura bırakma zamanı.

Türkolog Dr. Yazar Sibel Çelikel


İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir