1. Fatma Sarı Kimdir?
1988 yılında Antalya’nın Elmalı ilçesinde doğdum. Doğu Akdeniz Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümünden mezun oldum ve aynı alanda yüksek lisansımı tamamladım. Edebiyatla olan bağım hem akademik hem de sanatsal bir çizgide ilerledi; Turnalar gibi uluslararası dergilerde ve Realm News gazetesinde yazılarım yayımlandı. Birçok eğitim kurumunda görev yaptıktan sonra, hâlâ bir kamu kurumunda eğitmenlik hayatıma devam ediyorum. Yazın yolculuğumda ilk eserim olan şiir kitabım “Kırılganlık Atlası” ve çocuklar için kaleme aldığım “Renklerini Kaybeden Gökkuşağı” masal kitabımla okurlarla buluşmanın heyecanını yaşıyorum.
2. Yazın Hayatınız Nasıl Başladı?
Edebiyat benim için sadece bir meslek değil, kendimi bildim bileli hayatı anlama biçimimdi. Ancak asıl kıvılcım, kelimelerin bittiği yerde o sessizliğin sesini duyurma ihtiyacıyla çıktı. İnsanın içinde sakladığı, bazen kendine bile fısıldayamadığı o kırgınlıkları bir haritaya dökme isteği beni yazmaya itti. Kendi iç atlasımı oluştururken, sustuğum yerlerden yazmaya başladım. Şiir, o sustuğum yerlerdeki kapıları açan anahtarım oldu; masallar ise içimdeki o hiç sönmeyen umut dolu renkleri paylaşma arzumun bir sonucuydu.
3. Yazarlık Serüveninizdeki İlk Eserleriniz Nelerdir?
Kalemle dostluğum çok eskilere dayansa da, “eser” diyebileceğim ilk yol arkadaşım şiir kitabım “Kırılganlık Atlası” oldu. Şiir, benim için hiçbir zaman bir kaçış yolu değil, her mısrada kendime vardığım bir duraktı. Bu kitap; yıllardır içimde biriken sessiz harflerin ve umutların bir haritasıdır.
Ardından edebiyatın daha saf bir alanına, çocuk dünyasına yöneldim. Bu yönelimin ilk meyvesi ise “Renklerini Kaybeden Gökkuşağı” isimli masal kitabım oldu. Önce kendi iç dünyamın derinliklerini şiirle keşfettim, ardından o birikimi çocukların hayal dünyasına dokunacak bir anlatıya dönüştürdüm.
4. Bu İlk Adım Size Ne Hissettirdi?
Bu ilk adım, yıllardır süren bir sessizliğin ilk cümlesini kurmak gibiydi; tarifi imkansız bir hafiflik ve derin bir sorumluluk… Kitabım okurla buluştuğunda, içimdeki o “kırılgan atlası” dünyanın ellerine bırakmış gibi oldum. Kendi sesimin bir başkasının yüreğinde yankılanması hem heyecan verici hem de mağrur bir duyguydu. Bu, kendime ve kalemime verdiğim en güzel söz oldu.
5. Eserlerinizde Tekrar Eden Temalar ve Karakterler Var mı?
En belirgin tema; bireysel iç yolculuklar ile toplumsal dayanışmanın yarattığı dengedir. “Kırılganlık Atlas’ında insanın hassasiyetlerindeki gizli gücü anlatırken, “Renklerini Kaybeden Gökkuşağı”nda bu gücü umuda dönüştürdüm. Masalımda; bir sabah renklerini kaybeden bir gökkuşağının dostlukla yeniden parlamasını anlatarak, dünyanın birlikteyken daha renkli olduğu mesajını veriyorum. Karakterlerimde ise hem kendime varış durağını arayan naif sesi hem de dayanışmacı ruhu görebilirsiniz.
6. Kendinizi Yazdığınız Karakterlerde Bulduğunuz Oluyor mu?
Kesinlikle. Şiirlerimdeki dertleşen ve sorgulayan ses, doğrudan ruh iklimimin kâğıda düşen iz düşümüdür. Masallarımda ise kendimi tek bir karakterden ziyade o dünyadaki yapıcı duyguda buluyorum. Yardımlaşan bir uğur böceğinin heyecanında ya da bir ağacın bilgeliğinde kendi yansımalarım var. Her karakter, aslında kendimi yeniden keşfettiğim birer ayna.
7. Yayımlanmış Kitaplarınızdan Kısaca Bahseder Misiniz?
Kırılganlık Atlası: Yetişkin okura hitap eden, duyguların atlasını mısralarla haritalandırdığım, içsel yolculuk odaklı bir şiir kitabı.
Renklerini Kaybeden Gökkuşağı: Dostluğun ve yardımlaşmanın gücünü pedagojik bir yaklaşımla ele alan, çocukların hayal dünyasına seslenen sıcak bir masal.
8. Bu Kitapların Sizin İçin Anlamı Nedir?
Bu kitaplar; kalemimin hayatla kurduğu bir bağ, dünyada bıraktığım kalıcı birer iz ve kelimelere sığındığım güvenli limanlarımdır.
9. Yazarken Size İlham Veren Şey Nedir?
En büyük ilham kaynağım, ruhumu dinlendiren denizdir. Denizin uçsuz bucaksız maviliği ve dalgaların ritmi benim kalemim ve kâğıdım oluyor. Fotoğraf çekmeyi de bu yüzden seviyorum; denizin farklı anlardaki renklerini yakalamak, içimdeki değişken duyguların yansımasını bulmak gibi. Denizin kıyısında olmak bana hayatın hem ne kadar kırılgan hem de ne kadar güçlü olduğunu hatırlatıyor.
10. Bir Fikri Yazıya Dönüştürmeye İten Duygu Nedir?
Bu bir “dolup taşma” anıdır. Bir duygu artık sessiz kalamayacak noktaya ulaştığında kendiliğinden kağıda akar. Beni yazıya iten en güçlü güç, “anlatılmaya değer bir sızı” ya da “paylaşılması gereken bir umut” hissetmektir. O anı kaçırmamak, sanki o duygunun fotoğrafını kelimelerle çekmek gibidir.
11. Yazma Rutininiz ve Ritüelleriniz Nelerdir?
Günün koşturmacasından sonra herkesin sustuğu o dingin saatlerde üretirim. En kıymetli zamanlarım sabahın ilk ışıkları ya da gece yarılarıdır. Yazarken en büyük ritüelim; denize karşı veya o dinginliği hissettiğim köşemde, bir fincan kahve ve yazdıklarımın ruhuna eşlik eden yumuşak bir melodiyle çalışmaktır. Müzik, kelimelerimin arasındaki köprüdür.
12. Yazma Sürecinde Sizi En Çok Zorlayan Şey Ne Oldu?
Zihnimdeki görsel derinliği ve yoğun duyguyu kelimelerin kalıplarına sığdırmaya çalışmak… Bazen dilin sınırları duyguya dar gelir. Şiirde az sözle çok şey anlatma çabası, masalda ise karmaşık dünyayı çocukların saf diline incitmeden aktarma hassasiyeti beni en çok zorlayan ama bir o kadar da geliştiren kısımlardı.
13. Hiç Vazgeçme Noktasına Geldiniz mi?
Vazgeçmek değil ama kelimelerimin yorulduğu “demlenme” süreçlerim oldu. Ancak denize baktığımda veya bir çocuğun gülüşündeki rengi gördüğümde bu duraksamalar motivasyona dönüştü. Yazmak benim için bir tercih değil, bir nefes alma biçimi; bu yüzden her duraklama aslında daha güçlü bir cümlenin başlangıcıdır.
14. Eserlerinizin Temel Mesajı Nedir?
Hayattaki her türlü “kırılganlığın” dayanışma ve umutla yeniden renklenebileceğidir. Şiirlerimde kırıldığımız yerlerden nasıl filizlenebileceğimizi, masalımda ise kitabın sloganı olan o meşhur gerçeği vurguluyorum: “Dünya birlikte olduğumuzda daha renkli.”
15. Okuyucular Neden Sizin Kitaplarınızı Okumalı?
Eğer hayatın hızı içinde durup nefes almak ve kendi iç dünyalarındaki kıymetli atlası keşfetmek istiyorlarsa bu yolculuğa davetliler. Okurlarım bu kitaplarda sadece benim kelimelerimi değil, kendi hikâyelerinden, çocukluklarından ve saf umutlarından parçalar bulacaklar.
16. Sizi Diğer Yazarlardan Ayıran Özellik Nedir?
Görünmez detayları ve naif kırılganlıkları bir sanat nesnesine dönüştürme çabam… Fotoğraf tutkumun kalemime kattığı görsel derinlik sayesinde bir anı sadece yazmıyor, onu tüm duygusuyla mühürlemeye çalışıyorum. Hem yetişkinin sızısına dokunan şiirler hem de çocuğun dünyasına umut bırakan masallar yazarak bu iki uç arasındaki dengeyi kurabilmek benim en özgün tarafım.
17. Genç Yazarlara Tavsiyeniz Nedir?
Kendi özgün seslerini bulmaktan asla korkmasınlar. Hayata sadece bakmasınlar, “görmeye” çalışsınlar. Kırılganlıklarını bir zayıflık değil, kalemlerini besleyen bir güç olarak görsünler. Unutmasınlar ki en güçlü mısralar, en derin sessizliklerden doğar.
18. Yazmaya Yeni Başlayanlar İçin Tavsiye Mektubunuzun İlk Cümlesi Ne Olurdu?
Kendi sessizliğinden korkma; çünkü dünya, senin kalbindeki o eşsiz renkleri ancak sen sustuğunda değil, kâğıda döktüğünde görebilecek.
