Ece Özdemir: Sessizce Kırılan Kadınlar

Bazı kırgınlıklar yüksek sesle yaşanmaz…  

Bir kadının içinde sessizce büyür.

Özellikle uzun ilişkilerde ve evliliklerde birçok kadın aynı cümleyi kuruyor:  

“Ben söylemek istemiyorum… Kendiliğinden düşünmesini istiyorum.”

Aslında bu cümlenin altında çok derin bir ihtiyaç yatıyor. Çünkü mesele çoğu zaman sadece yardım edilmesi değil; görülmek, düşünülmek ve yükün fark edildiğini hissedebilmek oluyor.

Kadın gün boyunca evin içinde görünmeyen bir emeğin yükünü taşırken, bazen eşinin ailesinden ya da eşinden küçük bir incelik bekliyor. Bir “yardım edeyim”, bir “yoruldun mu?”, bir “seni anlıyorum” cümlesi… Çünkü insan bazen yapılan şeyden çok, fark edilmek istiyor.

Ama ilişkilerde gözden kaçan önemli bir gerçek var: İnsan çoğu zaman ne gördüyse onu yansıtıyor.

Bazı insanlar sevgiyi ilgiyle göstermeyi öğrenmişken, bazıları bunu hiç görmediği için nasıl göstereceğini bilmiyor. Hatta bazen insanlar çocuklarına bile söylenmeden destek olmayı öğrenememiş oluyor. Bu durum her zaman kötü niyet anlamına gelmiyor; bazen sadece öğrenilmiş ilişki biçimlerinin tekrarından ibaret oluyor.

İşte tam da burada birçok kadın sessizce kırılmaya başlıyor. Çünkü içinde sürekli aynı beklentiyi taşıyor:  

“Beni ben söylemeden anlamalı.”

Fakat konuşulmayan beklentiler zamanla içsel bir öfkeye dönüşüyor. İnsan anlatmadığı duyguların karşı taraf tarafından fark edilmesini bekledikçe, kırgınlığı daha da büyüyor.

Oysa ilişkilerde bazen her şeyi değiştiren şey suçlamak değil, duyguyu doğru ifade edebilmek oluyor.

“Kimse bana destek olmuyor.” demek yerine;  

“Bazı şeyleri tek başıma taşırken kendimi yalnız hissediyorum.” diyebilmek…

Çünkü insanlar suçlandığında savunmaya geçebiliyor ama duygu anlatıldığında empati kurmaya daha açık hâle geliyor.

Bir başka önemli nokta ise zihnimizin odaklandığı şeyi büyütmesi… Sürekli “neden kimse beni düşünmüyor?” duygusunun içinde kaldığımızda, insan hayatındaki bütün eksikleri daha fazla görmeye başlıyor. Zihin, zamanla kırgınlığı besleyen bir yere dönüşebiliyor.

Belki de bazen çözüm; karşı tarafın zihnimizi okumasını beklemek değil, duygularımızı açık ama kırmadan ifade edebilmeyi öğrenmekten geçiyor.

Çünkü anlaşılmak isteyen her insanın önce kendi duygusuna temas etmeye ihtiyacı var…

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir