ESENGÜL DAYAN:ÇOCUKLUĞUMA NOTLAR

ÇOCUKLUĞUMA NOTLAR

O bisikletten düşmüştük ya hani, evin önündeki yokuştan inerken… Dizlerimiz kanamıştı. Korkma, ben o yaraları hep sardım.

Zaten sonra da hep koştuk. Çok yorulduk, kabul; ama hiçbir taş düşüremedi bizi. Hiç yüzünü kara çıkarmadım. Geç de olsa hayallerimizin peşinden koştum, bir bilsen yepyeni şeyler öğrendim… O yazdığımız ilk romanı otuz yaşımda yeniden okudum. Yine ilk günkü kadar güzeldi. Yanaklarım ıslandı o an. Üzüntüden değil inan, mutluluktan ağlamayı öğrendim diye.

Ağlamak demişken; yakında bahçedeki o erik ağacını, kurtlandı diye kesecekler. Artık tırmanacağın bir ağacın olmayacak. Ama sakın o kadar çok üzülme. O eriğin tadını bir daha hiçbir meyvede bulamasak da, bir sürü yeni tat deneyeceğiz seninle.

Hani o gizli yerimiz olan kahverengi, kırık dolap vardı ya; onu parçalayıp sobada yaktık. Yerine kırmızı, afilli bir dolap koyduk. Yeni gizli yerimiz rüyalarımız oldu artık. Sonra biz de çok kez kırıldık hayatta ama parçalanmadık; kırıklarımızla ayakta durabilmeyi öğrendik. Tıpkı o eski dolap gibi, zamanla güvendiğimiz pek çok şey parçalandı. Onları sobada yakamadık, yerine yeni dolaplar da koyamadık belki…

Ama son dönemeç kaldı kelebek. Orayı da dönersek, uçacağız. 

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir