Esin.. Zeynep Doğan

  1. Bize kendinizden bahseder misiniz?
    Ben Zeynep Doğan. Zonguldak’ta büyüdüm; memleketim hâlâ orası ama 35 yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Ailemi kurduğum, çalıştığım ve kendimi en çok ait hissettiğim yer ve yuvam İstanbul. İş hayatımın sakinleşmesi ve iki evladımın büyümesiyle birlikte, kitaplarla olan ilişkimi okurluğun ötesine taşıyarak yazmaya yöneldim. Hayatı, yazmanın penceresinden anlamlandırmaya devam ediyorum. Yazmak, kalemi elime aldığım beş yaşından beri en sevdiğim uğraş. Küçük yaşlardan itibaren hep şiir yazdım. Fakat bunları daha uzun metinlere, kurgulara dönüştürmek ve “yazar” kimliğine taşımak için 52 yaşıma gelmem gerektiğini de zamanla fark ettim.
  2. Hayatınızın dönüm noktası ve yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdir?
    Hayatımın dönüm noktası, yıllarca içimde biriken ama yüzleşmeye cesaret edemediğim duygularla karşılaşmam oldu. Buna vesile olan en büyük olay ise canım annemin kaybıydı. Onun gidişiyle hem bir evlat hem de bir kadın olarak yaşadığım yüzleşme, aslında annemi gerçek anlamda tanımadığımı fark etmemi sağladı. Bu fark ediş beni kendi iç dünyama çevirdi. O dönemde anladım ki; tıpkı pek çok kadın gibi ben de başkalarına güç vermek, düzeni sürdürmek ve hayatı ‘yetiştirmek’ adına kendi iç sesimi uzun süre geri planda bırakmışım. Bu içsel uyanış, benim için gerçek bir dönüm noktasıydı.
    Okuduğum her kitapta kendimden bir kırıntı bulmam, dinlediğim her insan hikâyesinde içimde beliren anlatma isteği ve yıllarca ertelediğim hayallerim… Bir gün “Eğer şimdi yazmazsam, hiçbir zaman yazamayacağım” diye düşündüm. Kalemi elime aldığım ilk anda, yıllardır aradığım yerin tam da orası olduğunu hissettim.
  3. Bu ilk adım size ne hissettirdi?
    İlk adımı attığımda hissettiğim şey, tarifsiz bir özgürlüktü. Sanki yıllardır içimde sessizce bekleyen bir kapıyı aralamışım gibi… Yazmaya başladığım o ilk anda, kendimi hem çok kırılgan hem de şaşırtıcı şekilde güçlü hissettim. Çünkü nihayet kendi sesimi duyuyor, kimse için değil, ilk kez kendim için bir şey yapıyordum. Bu bana hem hafiflik hem de derin bir aitlik hissi verdi. “İşte burası benim yerim” dedim. Yazmak, o an itibarıyla sadece bir uğraş değil, nefes aldığım bir alan oldu.
  4. Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
    Evet, eserlerimde tekrar eden bazı temalar ve beni yansıtan karakterler mutlaka var. Yazdıklarımda özellikle kadınların görünmeyen yükleri, iç dünyalarıyla dışarıya yansıttıkları arasındaki uçurum ve hayata tutunma biçimleri sıkça kendini gösteriyor. Bu bilinçli bir seçimden çok, hayatın bana bıraktığı izlerin doğal bir sonucu.
    Karakterlerimin çoğu güçlü görünür ama içlerinde derin bir kırılganlık taşırlar; aynı anda hem susmayı hem de haykırmayı bilen kadınlardır. Bu karakterlerde kendi mücadelelerimi, yüzleşmelerimi ve kabullenişlerimi görebilirim. Yazarken aslında onların bana değil, benim onlara doğru yaklaştığımı hissederim.
    Ayrıca ‘kökler’, ‘aidiyet’, ‘yeniden doğma’, ‘gecikmiş fark edişler’ ve ‘kendini bulma’ temaları sık sık eserlerimin merkezinde yer alıyor. Bence her yazar biraz kendi hakikatini tekrar tekrar yazıyor; ben de istisna değilim.
  5. Kendinizi yazdığınız bir karakterde bulduğunuz oldu mu?
    Evet, kendimi yazdığım karakterlerde bulduğum çok oldu. Hatta bazen bir karakteri yazarken, onun cümleleriyle birlikte kendi iç sesimi de duyduğumu fark ediyorum. Bilinçli olarak kendimi yazmıyorum ama karakterlerimin kırılganlıklarında, karar anlarında, susuşlarında ya da direnişlerinde mutlaka benden bir iz oluyor. Bazen geçmişte söyleyemediğim bir cümleyi bir karakterime söyletiyorum, bazen de onun aldığı bir karar benim içimde yarım kalmış bir duyguyu tamamlıyor. Bu yüzden, yazarken karakterlere ben hayat vermiyorum; çoğu zaman onlar beni büyütüyor.
  6. Yayımlanmış olan eserinizden biraz bahseder misiniz?
    Yayımlanan eserim Esin, benim ilk göz ağrım. Esin, kendini bulma çabasını, hayata karşı biriktirdiği kırılmaları ve yeniden ayağa kalkma gücünü anlatan bir roman. Esin dışarıdan bakıldığında düzenli bir hayatı olan, güçlü görünen bir kadın gibi dursa da, aslında yıllarca başkalarının onun adına aldığı kararlarla yaşamış biri. Romanın merkezinde onun kendini keşfetme süreci, içindeki sesle yüzleşmesi ve hayatını kendi elleriyle yeniden şekillendirme kararlılığı var.
    Hikâye boyunca Esin’in bastırdığı duygularla yüzleşmesini, geçmişine bakarken kırılganlığıyla cesaretinin nasıl iç içe geçtiğini ve yavaş yavaş kendi yolunu bulmasını görüyoruz. Bu yönüyle roman, pek çok kadının sessiz mücadelelerine, görünmeyen yüklerine ve içsel dönüşümüne ışık tutuyor.
    Benim için Esin sadece bir karakter değil; gecikmiş fark edişlerin, kendi hikâyesini sahiplenmenin ve bir kadının kendine verdiği değerin sembolü.
  7. Yazarken size en çok ilham olan şey nedir?
    Yazarken bana en çok ilham veren şey, insanların görünmeyen duyguları ve hayatın küçük anları. Bir bakış, bir cümle, bir suskunluk bile içimde bir hikâyenin kapısını aralayabiliyor. İlhamımı en çok gerçek hayattan ve kadınların sessiz mücadelelerinden alıyorum.
  8. Bir yazar olarak üretim rutininiz nedir?
    Hayatın her alanında olduğu gibi yazma konusunda da katı bir rutinim yok. Bazen balkonda kuş seslerini dinlerken, bazen televizyon karşısında bir şeyler izlerken, bazen de gecenin sessizliğinde müzik eşliğinde yazarken buluyorum kendimi. Yine de beni en çok yazmaya tetikleyen şey her zaman müzik oluyor.
  9. Peki yazma sürecinde sizi en çok zorlayan nedir?
    Dürüst olmak gerekirse, yazma sürecinde beni en çok zorlayan şey toplumun ve mahalle baskısının yarattığı sınırlar. Hayal gücümün dokunduğu her şeyi özgürce yazmak istiyorum; fakat yaşadığımız coğrafyada inanç ve geleneklerin ördüğü görünmez duvarlar hâlâ çok güçlü. Henüz tanınmayan bir yazar olarak bu duvarları tamamen zorlayamıyorum. Belki bir gün o duvarları kıracak cesaret ve karşılığı bulurum; bunu zaman gösterecek.
  10. Okuyucunun kitabınızın sonunda zihninde neyin kalmasını istersiniz?
    İsterim ki kadın hikâyeleri anlatırken bana en çok erkek okurlar kulak versin; çünkü yanlarındaki kadınları daha derin bir gözle görmeleri ve bir farkındalık yaşamaları beni gerçekten mutlu eder. Yine de asıl hedef kitlem kadınlar. Bir kadın okur, “Tam da buydu hissettiğim” dediği anda o kitap artık onundur. Eserlerimi okurken kendilerini aynaya bakar gibi hisseder ve küçük de olsa bir yüzleşme yaşarlarsa, satırlarım onlara rehberlik etmiş demektir. Benim için en değerli olan da budur.
  11. Gördüğüm kadarıyla eserleriniz yaygın anlamıyla ‘kadın kitabı’ kategorisine girmiyor. Sizce bu doğru bir tespit mi?
    Elbette. Özellikle Esin’i okuyan erkek okurlardan aldığım geri dönüşler bana bunu hissettirdi. Eserlerimin aslında “kadın kitabı” gibi dar bir tanımla sınırlanamayacağını görüyorum. Ülkemizde okur oranında erkeklerin sayısının daha yüksek olduğunu biliyoruz. Ben her ne kadar kadın okur sayısını artırmayı hedeflesem de, kitaplarımın mutlaka erkek okura da dokunmasını isterim. Çünkü anlattığım hikâyelerin cinsiyetten bağımsız bir insan hikâyesi olduğuna inanıyorum.
  12. Eserleriniz ağırlıklı olarak roman türünde. Peki gelecekte farklı türlere açılmayı düşünüyor musunuz?
    Roman türünde üretmeye devam ediyorum; Cam Koza basıma hazır durumda ve üzerinde çalıştığım yeni romanım yarılandı. Bunun yanı sıra çeşitli edebiyat dergilerinde düzenli olarak denemelerim ve şiirlerim yayımlanıyor. Öykü dosyam da gelişmeye devam ediyor. Yakın gelecek vizyonum, farklı türlerde daha görünür olmak ve üretim yelpazemi genişletmek.
  13. Son olarak genç yazarlara veya yazmak isteyenlere ne önerirsiniz?
    Genç yazarlar diye bir tanım yapamam; çünkü yaş kaç olursa olsun, yazmaya başlayan herkes en acemi hâlidir aslında. Fakat yazmak isteyenlere verebileceğim en içten tavsiye şu: Kendinizi sınırlamayın. Her duygu, her an, her gözlem bir cümleye dönüşebilir. Çok okuyun, çok dinleyin ve yazdığınız her satırın önce size dokunmasına izin verin. Mükemmel olma kaygısı üretimi öldürür; önemli olan başlamaktır. Gerisi zaten kelimelerin sizi nereye götürdüğüne bakar. Ve unutmasınlar, her yazar önce kendi hikâyesini iyileştirir; sonra dünyaya anlatır.

 

 

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir