KAHVE KOKUSU, KİTAP SAYFALARI
Bazı insanlar kahveyi yalnızca içmez, yaşar.
Bir fincan kahvenin masaya bırakılmasıyla başlayan küçük bir ritüel vardır. Kahvenin kokusu odaya yayılır, kitap açılır ve dünya bir süreliğine sessizleşir.
Belki de kahve ile kitabın birbirine bu kadar yakışmasının sebebi budur:
İkisi de insana kendisiyle baş başa kalabileceği bir alan açar.
Kahve sıcaktır, kitap bazen derin…
Biri ellerimizi ısıtır, diğeri içimizi.
Kahvenin ilk yudumunda dilimize yayılan o buruk tat, kitabın ilk sayfalarında karşılaştığımız cümlelere benzer. Bazen bizi gülümsetir, bazen düşündürür, bazen de yıllardır içimizde sakladığımız bir duyguyu ortaya çıkarır.
Bir fincan kahve ve güzel bir kitap…
Ne kadar küçük bir mutluluk gibi görünür.
Oysa hayat çoğu zaman böyle küçük mutluluklardan oluşmaz mı?
Bir pencerenin önünde yağmuru izlemek…
Kahvenin kokusunu içine çekmek…
Kitabın sayfasını çevirmek…
Altını çizdiğin bir cümlede kendini bulmak…
İnsan bazen büyük mutluluklar ararken, elindeki küçücük huzurları fark etmeyi unutuyor.
Kahve bana hayatı hatırlatıyor.
Acılığıyla, sıcaklığıyla, kokusuyla…
Kitap ise hayatın başka insanların gözünden anlatılmış hâli gibi geliyor. Bir kitabı okurken başka hayatlara misafir oluyoruz. Hiç tanımadığımız insanların korkularını, umutlarını, sevdalarını ve kayıplarını öğreniyoruz.
Belki de bu yüzden kahve ve kitap yalnızlığı değil, güzel bir yalnızlığı temsil ediyor.
İnsanın kendinden kaçmadığı, aksine kendine yaklaştığı bir yalnızlık…
Masada bir fincan kahve, yanında açık bir kitap…
Ve belki fonda hafif bir müzik.
İşte bazen bütün ihtiyacımız budur.
Çünkü hayatın gürültüsünden uzaklaşmak için her zaman uzaklara gitmemiz gerekmez. Bazen sadece telefonu bir kenara bırakıp bir fincan kahve hazırlamak ve birkaç sayfa okumak yeter.
Kahve biter.
Kitabın sayfaları ilerler.
Ama o küçük huzur bir süre daha bizimle kalır.
Belki de kahve ile kitabın en güzel ortak noktası budur:
İkisi de bize yavaşlamayı öğretir.
Dünyanın hızlandığı, insanların sürekli bir yerlere yetişmeye çalıştığı bir zamanda; bir fincan kahveyle bir kitabın başında birkaç dakika durabilmek bile küçük bir başkaldırıdır.
Hayata karşı değil…
Hayatın telaşına karşı.
Ve belki bugün kendimize küçük bir iyilik yapmalıyız.
Bir kahve hazırlayalım.
Sevdiğimiz kitabı açalım.
Bir sayfa çevirelim.
Bir yudum alalım.
Sonra kendimize şu soruyu soralım:
“Ben en son ne zaman sadece kendim için, hiçbir yere yetişmeden oturdum?”
Belki cevabı bir fincan kahvenin yanında, bir kitabın sayfaları arasında buluruz.
Çünkü bazı anların büyük bir nedeni yoktur.
Sadece güzeldir.
Kahve kokar, kitap susar ve insan biraz kendine döner.
