“Kelimeler Susunca, Ben Yazmaya Başladım” – Zeynep Uzun ile Sohbet

“Kelimeler Susunca, Ben Yazmaya Başladım” –

Zeynep Uzun ile Sohbet

📌 1. Kendinizi birkaç cümleyle anlatır mısınız?
Ben kelimelere sığınan biriyim. Uzun yıllar “mantık”la çalıştım, sonra bir gün mantığın beni pek iyi anlamadığını fark ettim. 😊
Yazmak benim için terapi değil, nefes almak gibi. Sessizken bile yazıyorum aslında — içimden geçenleri, geçemeyenleri, gidemeyenleri…
Kelimeler benim sığınağım oldu; bazen dua, bazen kahkaha.

📌 2. Yazarlığa yönelmenizde etkili olan bir dönüm noktası var mı?
Annemin vefatı.
O sessizlikte o kadar çok şey söylenmeden kalmıştı ki…
Kelimeler, içimde biriken o konuşulamayanların yerine geçti.
Bazen ağlayarak yazdım, bazen gülerek.
Ama bir gün fark ettim: yazmak, benim için artık “anlatmak” değil, yaşamak olmuştu.

📌 3. İlk kitabınız “Portakal” nasıl doğdu?
Bir gün portakal yerken — evet bildiğin portakal 😊 — ağzıma aynı anda hem ekşi, hem acı, hem tatlı geldi.
O an kendi kendime dedim ki: “Hayat da böyle değil mi, Handan?”
Romanın ana karakteri Handan, o cümleyle doğdu.
Bir yıl boyunca yazdım, sildim, tekrar yazdım…
Sonra bir sabah baktım, o portakal büyümüş, sayfalara dönüşmüş. 🍊

📌 4. Kitap çıktığında ne hissettiniz?
İtiraf edeyim: önce biraz panik!
Elimde tuttuğum şey sadece bir kitap değildi, yıllardır içimde taşıdığım bir parçamdı.
Korku, gurur, şükür… hepsi aynı anda geldi.
Ama en çok şunu hissettim: “Tamam, Zeynep. Artık kendi sesinle konuşuyorsun.”

📌 5. Yazdığınız karakterlerde kendinizden izler var mı?
Olmaz mı!
Her karakterimden bana bulaşan bir şey olur.
Bazıları içimde yer açar, bazıları da kapıyı çarpıp gider.
Asya’nın sabrı, Handan’ın kırılganlığı, Melike’nin sessiz gücü… Hepsi bende biraz var.
Bazen onlarla kavga ediyorum, bazen kahve içiyoruz. (Kazanan genelde onlar oluyor 😊)
Hatta Handan’la defalarca kavga ettim — ama Handan çok güçlü çıktı, kalemi bırakmama izin vermedi.
Belki de o yüzden hikâye bu kadar sahici oldu.

📌 6. Diğer kitaplarınızdan bahseder misiniz?
“Portakal” benim kalbimin hikâyesi.
Ama orada durmadım.
Bilimkurgu dünyasına da daldım: “Aynaların Hızı” ve “Demir Gezegen”le.
Evet, duygusal bir yazarım ama içimde küçük bir uzaylı da yaşıyor! 🚀
Şu sıralar “Beyazın Grisi” üzerinde çalışıyorum — bu sefer kalem biraz daha derinde geziniyor.
Yine iyileşme, yine yüzleşme, ama daha çok kabullenme.

📌 7. Yazarken sizi en çok ne zorlar?
Kendi iç sesim.
Bazı satırlarda çocukluğumla, bazı satırlarda annemle, bazı satırlarda kendimle karşılaşıyorum.
Kolay değil, ama güzel bir yara bu.
Kimi zaman “Zeynep, bu kadar açık olma!” diyorum; sonra kahvemi yudumluyorum ve devam ediyorum.
Çünkü şunu öğrendim: yazmak, saklanarak yapılamaz.

📌 8. Okurlarınıza ne söylemek istersiniz?
Eğer “Portakal”ı elinize alırsanız, sadece bir roman değil, benim iç sesimin yankısını da tutacaksınız.
Belki siz de kendi sessizliğinizi orada bulacaksınız.
Kelimelerin kokusuna inanan herkese minnettarım.
Bir gün okurlarımla aynı masada oturup kahve içeceğimiz günü hayal ediyorum. (Portakal reçeli eşliğinde tabii!) 🍊☕️

📌 9. Yazmaya yeni başlayanlara ne tavsiye edersiniz?
Korkmadan yazın.
Kusurlu yazın, ağlayarak yazın, ama yazın.
Çünkü bazen “yeterince iyi değil” dediğiniz cümle, birinin kalbine dokunabilir.
Ve unutmayın: Yazmak iyileştirir, okumak güçlendirir.

📝 Röportaj: Varyasyon Kalemler Dergisi – “Kalemin Ritmi, Yüreğin Sesi”
📖 Zeynep Uzun’un ilk romanı “Portakal” Kitapyurdu’nda satışta.

https://www.kitapyurdu.com/kitap/portakal/734637.html

İlgili Yazılar

2 Comments

Avarage Rating:
  • 0 / 10
  • Canan Yıldız , 30 Ekim 2025 @ 18:39

    Toprağım nasıl sıcak samimi bir röportaj olmuş. Tıpkı sen.

  • İLKAY , 30 Ekim 2025 @ 19:55

    Çok güzel bir röportaj emeğinize sağlık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir