
1.Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Aylen Durmush.
Bulgaristan’da doğdum ama kendimi en çok kelimelerin arasında büyütmüş biri oldum.
Yazı benim için süslü bir ifade değil; nefes almak, hayatta kalmak ve kendimi bulmak için seçtiğim yoldu.
Aynı zamanda “Varoluşun Eşiğinde” adlı podcast kanalımda insanın kendine doğru yaptığı yolculuğu anlatıyorum.
2.Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
İnsanı yazıya en çok zorlayan şey, konuşamadığı duygulardır.
Benim de susarak tuttuğum şeyler vardı.
Göç etmek, yeniden başlamak, kendini hiçliğin içinde yeniden kurmak…
Bunlar beni yazıya yaklaştırdı. Çünkü insan en çok kendi karanlığında kelime arar.
3.Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi?
Evet.
“Kimin Hikâyesi Bu?” benim dünyaya attığım ilk adım, ilk cesaretim, ilk aynamdı.
4.Bu ilk adım size ne hissettirdi?
Uzun zamandır içimde taşıdığım bir yükün, kitap olarak elimde durduğunu görmek tuhaftı.
Sanki yıllardır konuşmayan bir yanım sonunda “Ben buradayım” dedi.
5.Eserinizde tekrar eden temalar var mı?
Yalnızlık, dönüşüm, insanın kendine doğru yürüyüşü…
Herkesin hayatında var olan ama çoğunun adını koyamadığı duygular.
6.Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
Bu kitap tamamen benim hikâyem olduğu için, saklamanın imkânı yok…
Kendimi hem satır aralarında hem susuşlarında buluyorum.
7.Kitabınızdan kısaca bahseder misiniz?
“Kimin Hikâyesi Bu?” bir kişisel gelişim kitabı gibi görünse de aslında bir yüzleşme hikâyesi.
Hem kendimle hem geçmişimle hem de sustuklarımla hesaplaşmam.
8.Bu kitabın sizin için anlamı nedir?
Bir kapı.
Kapatamadığım her şeyle vedalaştığım, başlayamadığım her şeye merhaba dediğim bir kapı.
9.Yazarken size ilham veren şey nedir?
Gerçek duygular.
Sahici acılar.
İnsanın kendine bile itiraf edemediği kırılmalar.
10.Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
Bir an gelir…
Kalbiniz bir şey söylemek ister, diliniz susar, kelimeler taşar.
İşte o an yazıyorum.
- Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
Zaman bana yön vermez.
Duygu verir.
Ne hissediyorsam, ne zaman hissediyorsam, orada başlarım.
12.Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
Bir fincan kahve, hafif loş ışık ve içimdeki sesin sakinleşmesi…
Gerisi kendiliğinden gelir.
13.Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?
Kendimi saklamamak.
Çünkü bir insanın çıplaklaşması her zaman kelimelerle olmaz…
Bazen gerçeği söylemek en acıtan şeydir.
14.Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
Elbette.
“Ben bunu gerçekten paylaşmalı mıyım?” diye çok düşündüm.
Ama sonra şunu fark ettim:
“Bir insan bile kendi hikâyesini benimkinde bulursa, bu kitap amacına ulaşmış olur.”
15.Kitabınızın temel mesajı nedir?
Herkesin hikâyesi kıymetlidir.
Ve kendi hikâyenin değerini fark ettiğin an, özgürleşirsin.
- Okuyucunun kitap sonunda ne hissetmesini istersiniz?
Kendine sarılmasını.
“Ben yalnız değilim” demesini.
- Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Çünkü bu kitap sahici.
Süslenmeden, filtresiz, gündelik hayatta bile söyleyemediğimiz duygularla yazıldı.
- Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
Hiçbir şeyi gizlememem.
Kendimi olduğum hâliyle anlatmam.
Düşüşlerimi, kırılmalarımı sansürlemeden yazmam.
- Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?
Cesur olun.
Kendinizi saklamayın.
Ve lütfen… kimsenin kaleminizin ucuna dokunmasına izin vermeyin.
- Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?
“Karanlıktan korkma; çünkü insan kendine en çok karanlığında rastlar.”


3 Comments