Özgür Bırakabilmek
Bazı insanlar,
bazı vedalar,
bazı karşılaşmalar
tesadüf değildir.
Hayatımıza girerler,
kim olduğumuzu
ve ne uğruna yaşadığımızı
hatırlatmak için.
Görevleri bittiğinde,
ya da yolları
artık bizimkine akmadığında
sessizce giderler.
Canımızı yakan
çoğu zaman gidişleri değildir;
onlara yüklediğimiz anlamlar,
kurduğumuz hayaller
ve bırakamadığımız bağlardır.
Hâlâ “Neden bu kadar acı çekiyorum?”
diye soruyorsak,
belki hayat
aynı dersi
farklı yüzlerle anlatmaya devam ediyordur.
Kabullenmek önemlidir,
alışmak değerlidir…
Ama hepsinden önce gelen
bir erdem vardır:
Özgür bırakabilmek.
İnsanı…
Anıları…
Beklentileri…
Kırgınlıkları…
Ve en çok da
kendini.
Çünkü sevgi
sahip olmak değildir;
özgür bırakabilmektir.
Gerçek huzur
tutunmaktan değil,
gerektiğinde
zarafetle bırakabilmekten doğar.
Ve insan,
ancak özgür bırakabildiği kadar
özgürleşir.
