ÇOCUKLARIMIZ İÇİN
Ben Nazmiye Yılmaz.
Ben yazarım.
Ve bazı şeyleri gördükçe kalemim susmuyor.
Ne yazık ki çocukların karıştığı şiddet olaylarını, insanların öldüğünü, ailelerin parçalandığını artık haberlerde, telefonlarımızda, videolarda görüyoruz.
İnsanlar izliyor.
Ağlıyor.
“Vah vah…” diyor.
Sonra görüntü kapanıyor ve hayat devam ediyor.
Ama o görüntünün içindeki aile için hayat devam etmiyor.
Bir annenin canı yanıyor.
Bir babanın canı yanıyor.
Bir kardeş eksiliyor.
Bir evin içi sessizliğe gömülüyor.
Ben bir anne olarak kendi çocuklarımı düşünüyorum.
İnsan kendi evladının başına böyle bir şey geldiğini düşünemiyor bile.
Her çocuğun büyüme hakkı var.
Her çocuğun yetişkin olma hakkı var.
Her çocuğun bir hayali, bir düşüncesi, bir geleceği var.
Çocuklarımız dünyaya sadece birkaç yıl yaşayıp gitmek için gelmiyor.
Onların okula gitmeye, arkadaşlarıyla gülmeye, eve dönmeye, büyümeye hakkı var.
Peki biz ne yapıyoruz?
Çocuklarımızı fark ediyor muyuz?
Onlara gerçekten “Neyin var?” diye soruyor muyuz?
“Bugün nasılsın?” diyor muyuz?
İçinde biriken öfkeyi, korkuyu, yalnızlığı fark ediyor muyuz?
Ne yazık ki bazen aileler kendi çocuklarının yanında olduğu hâlde onların iç dünyasını göremiyor.
Çocuk büyüyor.
Ama sorunları da onunla birlikte büyüyor.
Sonra bir gün çok geç olabiliyor.
Ben anne babalara sesleniyorum:
Çocuğunuzu fark edin.
Onunla konuşun.
Dinleyin.
Gerekiyorsa psikolojik destek alın.
Doktora götürün.
Uzmanlardan yardım isteyin.
Manevi eğitimden faydalanmasını istiyorsanız Kur’an kursuna gönderin, dinini ve güzel ahlakı öğrenmesine yardımcı olun.
Ama en önemlisi, çocuğunuzu yalnız bırakmayın.
Çünkü bazen bir çocuğun ihtiyacı olan şey, sadece karşısında oturan bir annenin ya da babanın onu gerçekten dinlemesidir.
Bir de silah meselesi var.
Ben kendi çocuklarımın eline oyuncak bile olsa silah vermedim.
Bir gün çocuğumu okula götürürken bir kadının çocuğuna silah aldığını gördüm.
“Niye alıyorsun, alma,” dedim.
“Evde oynuyor,” dedi.
Ben o an düşündüm:
Ben kendi çocuğumun eline oyuncak silah bile vermemişim.
Keşke çocukların silahlara ve şiddeti normalleştiren şeylere ulaşması konusunda çok daha güçlü önlemler alınsa.
Silahlar çocukların oyuncağı olmasın.
Okula bıçak girmesin.
Çocuklarımızın güvenliği için gerekli denetimler ve önlemler güçlendirilsin.
Çünkü okul dediğin yer çocuğun korkacağı yer değil.
Çocuklarımız okula huzurla gitmeli.
Bir annenin çocuğunu okul kapısında bırakırken içinden “Allah’ım bugün evladıma bir şey olmasın” diye korkması normalleşmemeli.
Biz artık olay olduktan sonra konuşmak istemiyoruz.
Bir çocuk öldükten sonra ağlamak istemiyoruz.
Bir aile dağıldıktan sonra “Keşke” demek istemiyoruz.
Olay olmadan önce önlem istiyoruz.
Ailelere ulaşılmasını, çocukların ihtiyaçlarının erken fark edilmesini, okullarda güvenliğin ve psikolojik desteğin güçlendirilmesini istiyoruz.
Ve adaletin yalnızca olaydan sonra değil, çocukları koruma noktasında da güçlü olmasını istiyoruz.
Çünkü bir çocuğu kaybettiğimizde sadece bir çocuk gitmiyor.
Bir annenin evladı gidiyor.
Bir babanın dünyası yıkılıyor.
Bir kardeş ömür boyu eksik kalıyor.
Bir evin ışığı sönüyor.
Sonra biz dışarıdan bakıp:
“Ne yazık…”
diyoruz.
Ama ben artık sadece “ne yazık” demek istemiyorum.
Bir şeyler yapılsın istiyorum.
Dur artık.
Dur…
Dur…
Dur…
Çocuklarımızın hayatı için dur.
Şiddet dursun.
Silahlar çocuklardan uzak dursun.
İhmal dursun.
Sessizlik dursun.
Ve artık keşkeler yerine önlemler konuşulsun.
Ben Nazmiye Yılmaz olarak söylüyorum:
Kalemler konuşsun, silahlar değil.
Çocuklar okula huzurla gitsin, korkuyla değil.
Çünkü her çocuğun büyümeye hakkı var.
Ve hiçbir anne, çocuğunun geleceğini korkuyla beklemek zorunda kalmamalı.
Siyah Kalem susmayacak.
— Nazmiye Yılmaz
