Zaman değişiyor, nesiller değişiyor, dünyanın ritmi her geçen gün hızlanıyor. Fakat bazı değerler vardır ki yüzyılların içinden süzülerek bugüne ulaşır. Türk dünyasının gençliği, işte bu değerlerin en güçlü taşıyıcısıdır. Onlar yalnızca geleceğin kurucuları değil, bin yıllık ortak hafızanın yarına uzanan nefesidir.
Gençlik sadece bir yaş dönemi değil, aynı zamanda bir bilinçtir. Bu bilinç, köklerinden beslendiği sürece zamanın rüzgârına yenilmez. Ana dile duyulan sevgi, söze gösterilen saygı, tarihe bağlılık ve kültüre sahip çıkma, Türk dünyasının gençlerini görünmeyen bağlarla birbirine yakınlaştıran en güçlü değerlerdir.
Bu yakınlığın en zarif ve en kalıcı dili ise edebiyattır. Çünkü edebiyat, insanı tanıtmadan önce ruhunu tanıtır. Azerbaycan’da yazılan bir şiirin Türkiye’de, KKTC’de Macaristan’da Özbekistan’da, Kazakistan’da, Kırgızistan’da ya da Türkmenistan’da aynı duyguyu uyandırabilmesi, ortak kültürümüzün en güzel göstergesidir. Edebî birlik, aynı cümleleri kurmak değil; aynı ruhu farklı seslerle yaşatmaktır.
Bugün genç kalemlerimiz yalnızca eser üretmiyor; aynı zamanda ortak bir kültürün geleceğini de yazıyorlar. Yazılan her şiir, her hikâye ve her deneme, Türk dünyasının gönül coğrafyasına kurulan yeni bir köprüdür. Çünkü edebiyat, sınırları değil, yürekleri birbirine yaklaştırır.
Türk dünyasının geleceği yalnızca bilimde, teknolojide ya da ekonomide değil; birbirini anlayan, birbirinin edebiyatını okuyan ve ortak kültürel mirasına sahip çıkan gençlerin omuzlarında yükselecektir.
Türk dünyasının gençliği aynı kitabın farklı sayfaları gibidir. Sayfalar ayrı görünse de kitap birdir. O kitabın adı ise ortak kültür, ortak hafıza ve sonsuza kadar yaşayacak edebiyattır.
