GÜLAY KEMALDAR:DUYGUSAL YÜKLERİN İNSAN HAYATINA ETKİSİ

DUYGUSAL YÜKLERİN İNSAN HAYATINA ETKİSİ
Neden duygusal yükler fiziksel yüklerden daha ağırdır?
İnsan hayatında birçok yük taşır, bunlar bazen bir eşya bazen bir çanta bazen bir bavuldur.
Ellerimizle veya bedenimizle taşıdığımız bu yükler geçicidir, bazen bir anlık bazen de bir
süreliğinedir. İnsanın duygu dünyasındaki taşıdığı ağır yükler üzüntü, pişmanlık, kaygı,
kırgınlık, kızgınlık daha ağırdır ve daha çok hasar bırakır. Fiziksel yüklerden yorulan insan
bedenini dinlendirir ve o yorgunluğunu üzerinden atar. Ancak duygusal yükleri insan haftalar,
aylar hatta yıllar boyunca kalbinde ve ruhunda taşır. Duygusal yükler geçmişte yaşadığımız
fakat cesaret edip kendimize bile itiraf edemediğimiz, kabul edemediğimiz, çözüme
kavuşturamadığımız bizi yoran duyguların içimizde birikip ağırlık yapmasıdır. Bazen bir
kırgınlık bazen söyleninememiş bir söz bazen de affedemediğimiz bir davranış duygu
dünyamızda sürekli ağırlık olarak taşıdığımız kamburumuzdur. İnsan bu yükün ağırlığını sık
sık hissetsede, ben güçlü olmak zorundayım güçlü görünmek zorundayım çaresizliği içinde bu
taşıdığı yükten kurtulamaz.
AĞIR YÜKLER OMUZLARDA DEĞİL KALPLERDE TAŞINANDIR
Fiziksel yüklerin hacmi büyüklüğü ölçülebilir ona göre önlemler alınabilir. Duygusal yükler
ise görünmez, yardım talep edilmezse kimse ona yardım edemez. Yüzleşilemeyen duygusal
ağırlıklar bulunduğu bedeni yönetmeye başlar. Kimse kusursuz değildir ve acı veren rahatsız
eden hiçbir duygu kalıcı değildir. İnsanın kendi duygularını tanıyamadığında içinde
bulunduğu duygusal ağırlıklarından da kurtulamaz. Düşünsenize elinizde iki poşet dolusu
ağırlıkla kaç saat veya kaç gün kalabilirsiniz? İnsan duygusal yüklerin altında bazen aylarca
bazen yıllarca ezilir, içinde bulunduğu durumu erteler ve bedenine hapseder. Bedene
hapsedilen bu olumsuz duygular insanın hayatını olumsuz yönde etkiler. Ne zaman kabullenir
duygusal yüklerinden hafiflemek isterse yolunu kendisi kolaylaştırmış olur. Kurtuluş insanın
kendi gerçeğini kabul etmesiyle başlar. İnkâr edilen veya görmezden gelinen her olumsuz
duygu, insanın iç dünyasında sessizce varlığını sürdürür. Kabullenmek var olan sıkıntıları
farkedebilmek, neden diye sorabilmek iyileşmenin özgürleşmenin ilk adımıdır. İnsan
kendinden kaçtığı sürece kendine yabancılaşır. İç dünyasındaki oluşan karanlık bir odada
yaşarken dış dünyada başka şeylerle huzur arar. Aslında gerçek huzur insanın aynaya bakıp
görebilmesi ve gerçeği kabullenmesi ile başlar. Gerçeği kabullenmek içinde bulunduğu
durumun esiri olmak değil, farkındalık geliştirmek ve dönüşümün kapısını aralamaktır.
İÇSEL DENGENİN KURULMASI İNSAN HAYATININ YENİDEN İNŞASI DEMEKTİR
İnsan içe dönük bir yolculuk yaptığında güçlü ve zayıf yönlerini keşfeder, korku ve endişe,
kırgınlık ve kızgınlık gibi yüklerini farkeder. Farkındalık yaşadığı kaosları çatışmaları
dizginleyip içsel denetimini yeniden kurmasının temelini oluşturur. Bastırılmış duyguların
kabulü ve sağlıklı bir şekilde ifade edilmesi kişinin kalbinde taşıdığı yüklerden hafiflemesini
sağlar, iç dünyasını yeniden inşa etmesinin temelini oluşturur. İnsan çoğu zaman dış dünyada
var olma çabasıyla kendi iç dengesinin ne durumda olduğunu unutur veya görmezden gelir.
İçsel dengeyi yeniden kurmak zaman alabilir. İlk adım olarak kişinin kendini tanıması duygu
ve düşüncelerini fark etmesi ile başlar. Hayatın içinde kendisi nerede ne ile meşgul bunları
fark edebilme ve düzenleyebilme kişiye bir istikrar kazandırır. Bastırılmış duyguları
yönetebilmek ve olumsuz olanlarını bertaraf edebilmek için bu duyguları çok iyi analiz
edebilmek ve tanımak gerekir. Ne hissediyorum neden bu kadar üzülüyorum? Bu duyguları
ayırt edebilmek çok önemlidir, insan içe dönük bir yolculuk yaptığında güçlü ve zayıf
yönlerini keşfeder. Korku ve endişelerini, kırgınlık ve kızgınlık gibi yüklerini farkeder.
Farkındalık, yaşadığı kaosları çatışmaları dizginleyip içsel denetimini yeniden kurmasının
temelini oluşturur. İnsan mükemmel değildir, mükemmel olmaya çalışmak yerine insan
olmanın doğasını benimsemek, iç çatışmalarını dizginleyip gelişime dönüşme odaklanmaktır.
Böyle bir bakış açısı geliştirebilmek insandaki kaygıyı ve aşırı beklentiyi azaltır, özgüveni
geliştirir ve kişinin yaşam kalitesini artırır. Kendisi ile barış ilan eden kişi başkalarını
suçlamayı ve beklentiler içinde olmayı bırakır. Empati yeteneğini geliştirir, yaşadığı
ilişkilerinde daha anlayışlı ve sevgi dolu bakar hayata. Aile hayatında ve sosyal hayatta daha
güvenilir ve sağlıklı ilişkiler içinde olur.
Sonuç
Bazen hayat bizi kırarak değil, kırıldığımız yerden uyandırarak değiştirir.! İnsan önce kendini
tanımalı ve tanımlamalıdır. Kendisiyle kurduğu iyi bir ilişki tüm diğer ilişkilerin temelini
oluşturur. Kendisi ile iyi ilişki kurabilen bireylerin hayata bakış açısı değişir. Kendini tanıma
ise bir son durak değildir sürekli keşif içinde olmaktır. Kendini geliştirip arındırmak, güzel
ahlakla insanlığa örnek olmak, geçici olan dünyaya maddi miras değil manevi miraslar
bırakmaktır. Maddi miras sürekli el değiştirir aslında hiç kimsenin değildir. Hayatta kalıcı iz
bırakmak, yalnızca büyük başarılar elde etmek veya adını tarihe yazdırmak değildir. İnsanın
arkasında bırakabileceği en güzel izler, dokunduğu hayatlara bıraktığı sevgi, güven, iyilik ve
umuttur. İnsan sahip olduklarından çok paylaştıklarıyla, söylediklerinden çok yaşattıklarıyla
hatırlanır. Kalıcı izler gösterişle değil, güzel ahlak sevgi ve merhametli oluşur. İnsanın geride
bıraktığı maddi miraslardan değil, insanların kalplerinde bıraktığı güzel duygularla yaşamaya
devam eder. Bazen içten bir gülümseme, bazen samimi bir destek veya umut veren bir söz bir
cümle insanın hayatında unutulmaz izler bırakır. İçsel dengeyi yakalayabilen insan, yalnızca
kendi hayatını değiştirmekle kalmaz, bulunduğu her ortama sevgi güven ve umut tohumları
eker. Bu dünyada geçici misafir olan insan dön ve kendine şunu sor, ben kimim ve neden
burdayım, yürüyüp geçtiğim bu dünyaya nasıl bir iz bırakmaktayım? Kendine sorduğun bu
soru en güçlü pusulan olacak ve çıktığın yolculukta önce kendi içindeki kendini bulacaksın.
Duygusal yüklerin sana yaşattığı ağırlıklardan kurtulacaksın. Kendini tanı, duygularını fark et,
nefsini gözetim altında tut, yaralarını inkâr etme ve kendinle barış. Çünkü insanın kendi ile
kurduğu ilişkiyi tüm dünyayla kurduğu ilişkinin temelidir. İnsan kendini tanımaya cesaret
ettiğinde, başkalarının yolunu yürümeyi bırakıp kendi rotasını oluşturur. Hadi kendini tanı ve
yola çık. Çünkü aradığın huzur da denge de mutluluk da güçte hepsi de senin içinde.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir