Hayatın Matematiği
İnsan bazen yanılmalara doymuyor.
Hayat, yanlış insanları bir şekilde hayatımıza dahil ediyor.
Bu insanlar zamanla ya öğrenmeleri gerekeni öğreniyorlar ya da biz onlardan bir şeyler öğreniyoruz.
Ve bitiyor…
Bazı şeylere gereğinden fazla anlam yüklediğimizi düşünüyorum.
Hayat bu kadar anlamı da matematiği de kaldırmıyor.
Bazı şeylerin sonuna öyle çok takılıyoruz ki yürüdüğümüz, kat ettiğimiz yolun anlamını yitiriyoruz.
Anı yaşamayı beceremiyoruz.
Kahvaltı yaparken akşam yemeğini düşünüyoruz.
Kitap okurken biraz sonra izleyeceğimiz televizyonu…
Uyurken nasıl uyanacağımızı…
Zihnimiz, susmayan bir senfoni orkestrası gibi.
Müzik tiz, kulak sağır…
Sonra da yaşanmadan geçen yıllara itirazımız var diyoruz.
Oysa bazen durup bir nefes alsak ya…
Ama öyle içten, öyle derin; ciğerlerimize bayram ettirircesine…
Sadece nefes almanın tadına vararak.
Şu rüzgârın tenimize değip geçmesine izin versek…
Gidene “güle güle” demeyi, gelene kapıyı açabilmeyi öğrensek.
Her şeyi anlamlandırmaya, her şeyin sonunu hesaplamaya çalışmasak…
Bazı şeyleri sorgulamadan, açıklamadan, nedenini aramadan sadece yaşasak ya!
Belki de hayat, bizim ona yüklediğimiz bütün anlamlardan daha sade.
Belki de ihtiyacımız olan tek şey, biraz durmak…
Bir nefes almak…
Ve o anın içinde kalmak.

1 Comment