
Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Merhaba, ben Nilar GÖK. Uzman Biyolog olarak mezun oldum. Gıda Hijyeni ve Ar_Ge alanlarında uzun yıllar aktif olarak çalıştım. Şu an kendi işletmemizde İş güvenliği uzmanı olarak görev almaktayım. İki çocuk annesiyim, yazmayı, okumayı, resim yapmayı, ekip biçmeyi çok seviyorum. Okumayı öğrenmeden önce ilk hikayelerimi yaz(dır)maya başladım.
Her ne kadar fen alanında eğitim almış da olsam, okul yıllarım boyunca pek çok edebiyat yarışmasına katıldım ve çeşitli derecelerim oldu, 2022 yılı benim edebiyat kariyerimi profesyonel alana taşıma şansını yakaladığım yıl oldu. O dönemden günümüze yaklaşık yedi seçki kitapta ve çeşitli edebiyat dergilerinde öykülerim yer aldı. 2023 yılında ilk öykü kitabım Azgın Var! Ayrıkotu yayınlarından çıktı. 2025 yılında ise ilk romanım olan Pala Mustafa’yı yine Ayrıkotu yayınları bastı.
Çeşitli yazarların workshop ve yazarlık eğitimlerine katıldım. Son dönemlerde çocuk edebiyatı üzerine çalışmalar yapmaktayım. Hali hazırda basılmayı bekleyen bir çocuk romanım var.
Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
Ailemin çok küçük yaşlarımdan itibaren anlattığım her şeyi ilgi ile dinlemesi ve kitaplarla erken dönemlerde haşır neşir olabilme şansım benim yazarlık serüvenimde mihenk taşlarım olmuştur.
Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı? Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
Anadolu insanı ve deniz temasına öykülerimde yer vermeyi bilhassa seviyorum. Ancak takıntılı olduğum bir tema ya da karakter yok. İkinci sorunuza cevap verecek olursam, kendi karakterimi pek yazmayı tercih etmiyor da olsam zaman zaman yaratmaya çalıştığım bir karakter gözüyle olaylara bakıyor olduğumu yakaladığım anlar olmuyor değil.
Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
İlk öykü kitabım uzun içinde seneler yazdığım ve hayatımın çeşitli dönemlerinde tasarladığım öykülerden ibaretti. Çoğunlukla Anadolu ve Ege insanının acı, sevinç ve günlük yaşam öykülerini konu alan, şehir ve kasaba hayatını işleyen öykülerdi. Kitapta yer alan öykülerin çoğu çeşitli ödüller almıştı. Çok güzel geri dönüşler ve yorumlar ile yazdıklarım taçlandı.
İkinci kitabım Pala Mustafa ise Ege’de balıkçılık yapan bir tekne dolusu tayfanın yaşamından kesitler sunuyordu. İçinde polisiye bir olay, aşk ve dram saklı, sıradan gibi görünse de gizem öğeleriyle dolu bir Ege romanı. Sizi yazar Derya Erkenci yorumuyla baş başa bırakmak isterim.
Yazar Nilar Gök, Pala Mustafa adlı bu ilk romanında kıvrak kalemini, çileli balıkçıların sert dünyasında gezindiriyor. Okurun damağında denizin tuzunu hissettirirken ustaca kullandığı polisiye öğelerle heyecan dolu bir “erkek” hikâyesi kuruyor. Aşk, ayrılık, nefret, hasret, intikam, geçmişin hataları ve onarılamaz yaraları… Nilar Gök kendine has betimlemeleri, derin kavrama yeteneği ve karakterleri sahici kılan şefkatli üslubuyla roman sanatının uçsuz bucaksız evrenine görkemli bir merhaba diyor.”
Yazarken size ilham veren şey nedir?
Ankara’da doğmuş, İstanbul’da yaşayan bir İzmirliyim. Pek çok şehirle bağım oldu. Farklı kültürleri yakından tanıma fırsatı yakaladım, bu nedenle yazarken ister istemez bu birikimim bana rehberlik ediyor. İlhamımı insan, doğa ve olaylardan alıyorum. İyi bir gözlem yeteneğim olduğunu düşünüyorum.
Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
Aklıma gelen fikirleri, yazıya dönüşebilecek karakter ve olayları mutlaka not defterime kaydederim. Eğer hemen bir hikâye fikri gelişmişse aklıma geldiği şekliyle ham olarak onu yazarım. Daha sonraki kabul edilebilir forma dönüştürme aşamasında, bir mesai ciddiyetiyle her gün belirli bir vakit ayırarak onu güzelleştirmeye çalışırım. Bu arada konu ile ilgili bol bol okuma yapar ve bilimsel araştırma kısmını titizlikle yürütürüm. Bu belki de mesleğimin getirdiği bir alışkanlıktır. İçime sinen bir hale geldikten sonra edebi tarafına güvendiğim kişilere yazdıklarımı okuturum.
Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
Evden çalışan, aktif iş yaşamında yer alan ve çocukları olan bir anne olarak bir rutin oluşturmak zor olsa da kendimle baş başa kaldığım anları mutlaka yazmak konusunda değerlendiririm. Özellikle gece saatlerinde daha iyi yazabiliyorum.
Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
Hayır, yazmayı çok seviyorum. Bu hissi yaşamak istemem herhalde.
Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
Ben güzel bir kitap veya yazı okuduğum zaman belirli bir süre o dünyada yaşıyormuş gibi hissediyorum ve üzerinden zaman geçse dahi tekrar o dünyaya dönmeyi seviyorum. Benim okuyucum da yazdıklarımı okuduğu zaman böyle hissedebilsin isterim.
Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?
Çeşitli alanlarda kurgusal ya da kurgu dışı kitap okumaları insanın edebi anlamda eğitilmesi açısından çok önemli. Bilhassa Türk ve Dünya klasiklerini, günümüz edebiyatçılarını okumalarını öneririm. Bunun yanında bol bol yazmalarını salık verirdim. Yaratıcı yazarlık eğitimleri de yazma disiplini kazanmak açısından çok faydalı. Üretmenin yanında yazdıklarına eleştirel bir gözle bakabilmek de önemli. Yazdıklarını aylar sonra yeniden okumaları bu konuda faydalı olacaktır. Sesli okumalar da önemli. Dili iyi kullanmak, dilbilgisine hâkim olmak bence kendi üslubunu yerleştirme noktasında iyi bir rehber olacaktır. Son olarak da çevrelerinde bu konuda yetkin olduğunu düşündükleri kişilerden yardım almaktan da asla çekinmesinler.
Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?
Sen sabret ve üret, hasat zamanı çok yakında gelecek.

