RAMAZAN YONTUCU:PARKTA KALAN HAYATLAR

PARKTA KALAN HAYATLAR
Her sabah bisikletimle neşeyle çıktığım evimden,
bir gün etrafı izleyerek gezmek istedim.
Telaş ile dükkânını açmaya çalışan esnafları,
“İşe geç kaldım,” diyen insanları,
parktaki çiçekleri, su değirmenlerini,
ağaca yuva yapmaya çalışan kuşları,
çiçeklerden bal çalan arıları,
rengârenk uçuşan kelebekleri izleyerek gezdim.
Hayat, doğa, yaşamak çok güzel.
Yumuşacık yatağımda huzur içinde uyudum.
Fakat zamanla yalnızca doğayı değil, insanları da izlemeye başladım.
Parkta oturan amcaları gördüm.
Mahallede toplanıp el işi yapan kadınları anımsattı.
Gülerek, el sallayarak yanlarından geçtim.
Buruk gülüşleri vardı.
Onlar da gençti bir zamanlar.
Onların da hayalleri vardı.
Sabah erken saatte yine aynı parktan geçtim.
O amcalar bank üzerinde yatıyordu.
Amcalardan biri sıcaktan bunalmış,
terini çeksin diye boynuna mendil koymuş,
yere dökülen yaprakları temizliyordu.
Gördüklerim karşısında yıkılmıştım.
Yanlarından geçen kimsenin fark etmediği
o yaşlı insanlar aklımdan çıkmıyordu.
O gece yatağımda huzursuzca kıvrandım.
Rengârenk hayatın içinde,
renklerini, gençliklerini kaybetmiş bir grup insan.

Bir zamanlar uçurtma uçuran o çocuklar, bugün sıcak bir tas çorbayı bile unutmuş yaşlılardı.

Bir gün yine aynı parktan geçtim.
Meraklı bir kalabalık, uzaktan izleyen,
elinde telefonla kayıt almaya çalışan insanlar vardı.
“Biri ölmüş,” diyorlardı.
Ve ölen kişinin adını kimse bilmiyordu.
“Bir yakını yok mu?” diye yükselen seslere,
“Kimsesizdi o,” diye sesi titreyerek seslendi
boynunda mendili olan amca.
Toplulukta en çok söylenen söz şuydu:
“Öldü, kurtuldu. Sokaklarda yaşıyormuş zaten.”
Bu söze çok ağladım.
Ve günlerce uyuyamadım.
Görmezden geldiğimiz insanların farkına vararak yaşarsak,
dünyada cenneti yaşarız.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir