RÖPORTAJ: İBRAHİM YILDIRIM

1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

 Merhaba, ben İbrahim YILDIRIM. Çukurova Üni. Türkçe Öğret. bölümünden mezun oldum. 37 yaşındayım. Eğitimci-yazarım. Evliyim ve iki çocuk babasıyım. Kahramanmaraş ilinde devlet okulunda öğretmenlik yapıyorum. 15. yılımı çalışacağım inşallah. Aktif iş hayatımdan, çocuklarımdan arta kalan zamanlarda da yazmaya, üretmeye gayret ediyorum.  


2-Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?

 Ben insanları ikiye ayırırım: Çok konuşan ve az düşünenler, az konuşan ve çok düşünenler. Ben ikinci gruba giriyorum. Hatta ikinci grubun çok çok düşünen kategorisindeyim. İnsan sürekli kendi içinde bir konuşma halinde olunca bu konuşmalar zamanla edebi bir kimliğe bürünmeye başlıyor. Hele biraz da okuma alışkanlığınız varsa azıcık da yazmayı seviyorsanız eninde sonunda kendinizi kâğıdın ve kalemin esaretinde buluyorsunuz. Bir yazarın bence yazarlık serüveni doğduğunda başlar, kalemi ve kâğıdı eline aldığında doruk notasına ulaşır. Dolup taşma meselesi yani…  Sözün özü yazarlığa adım atmamdaki kırılma noktası kafamdakileri taşımakta zorlanmamdı belki de…  

3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?

Üniversite yıllarında bir önceki soruda bahsettiğim aşırı düşünme durumu artık baş edilemez noktaya gelmişti. Özellikle kimlik bunalımı yaşadığım bir dönemdi. Akıl uçurumunun kenarında dans ettiğim zamanlardı. O uçurumdan düşmemek için kağıt ve kalemin ellerine sarıldım. Yazma serüvenim somut şekilde o zaman başladı. Özel bir an mıydı, bir ses “Yazmalısın artık!” dedi mi hatırlamıyorum ama sonuçlarına bakınca özel olduğu kesin diyebilirim. 

4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?

Ben edebi derinliği olan okuduktan sonra bende bir cümlede olsa bir şeyler bırakan eserleri severim. Özellikle de şiirsel bir üslupla yazılmışsa o da üstüne bal kaymak olur. Bu tercihlerim elbette eserlerimin içeriğine ve üslubuna etki etti. Ben de elimden geldiğince şiirsel anlatımı tercih ederim. Ayrıca okurun kalbine, aklına, basiretine dokunacak bir şeyler çıkarmaya özen gösteririm.

5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?

Düşündüklerimi kâğıda dökebildiğimi fark ettiğim zaman bu çetin yola girdim. Düşünmek, yazmaktan çok daha kolay çünkü. Zaten böyle olmasaydı yazarlık diye bir alan olmazdı. Düşünmeyen insan yok ama düşündüklerini karşısındakine anlatabilen kişi az. Mevlana’nın dediği gibi “ Bildiklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır.” Ne kadar bilsek de ne kadar düşünsek de onu mürekkeple karıştırıp kağıda akıtma o kadar zor ki… Hani Orhan Veli diyor ya,

“Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.”

Yazarlık tam olarak anlatabilmekte…

6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?

İyi bir yazar olmanın ilk şartı hissedebilmektir. İkinci şartı ise ne hissettiğini fark edebilmektir. Örneğin bir film izledin, bir şarkı dinledin, bir manzarayı seyrettin ya, ne hissettin? Elbette bir şeyler hissettin ama ne hissettin? İşte bu hissiyatın adını koyup onu sözcüklere dökebiliyorsan sen bir yazarsın. Peki, iyi bir yazar mısın? Bunu asla kendin bilemezsin. Buna okur karar verir. Benim yönetim var mıydı? Yöntem değil de kişiliğim belki bana yöntem oldu. Ben çok duygusal bir insanım. Duyguları iyi yaşar, sözcüklere iyi dökerim. Bu yolda en büyük silahım da kelimelerle aramın iyi olmasıdır. Her zaman emrimdedirler. Aklımda bir cümleyle oturup bir kitap çıkarabilirim ki ikinci eserim olan “Yedi Kapı Bir Hakikat”i bir cümlenin bir düşüncenin kıvılcımıyla yazdım. Yöntem mi bilmem ama yazmak istiyorsak kelimelerle aramızı iyi tutacağız…

7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?

İlk kitabım okumaktan da çok keyif aldığım bir tür olan polisiye bir eser. “Bir Baba Bir Çocuk Bir Yüzük.” Bu eserin kurgusu için üzerinde yaklaşık bir yıl düşündüm. Eseri kafamda tamamen bitirdikten sonra masaya geçtim. Eserimin sonunda okurlarımıza da çok güzel bir mesaj bıraktım. Okurlarsa eminim o mesajı çok beğeneceklerdir. 2. Eserim “Yedi Kapı Bir Hakikat.” Bu eserim de yine çok sevdiğim bir tür olan dini tasavvufi içerikli bir eser. Bu eserimde de yine polisiye esintiler mevcut. Bu eserimin yeri bende ayrı. Sebebi ise bir önceki soruda da dedim ya bir cümlenin peşinden gelen bir eser bu. O cümle ne mi? Kitabın ilk cümlesi. 3. Ve şimdilik son eserim de “Kütüphanenin Sırrı.” Bu eserim de eğitimci kimliğimin bir sonucu oldu. Çocuk kitabı. Öğrencilerimden çok güzel dönütler aldım. İnşallah bütün çocuk ve yetişkin okurlarımdan da güzel dönütler almaya devam ederim.    

8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?

Kısa ve net bir cevap olacak belki ama “değer vermek” diyebilirim. Neye değer veriyorsam şu fani hayatta onlar üzerine düşünüyorum ve düşüncelerim de kitaba dönüşüyor doğal olarak.

9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?  

 Buna daha önceki sorularda cevap verdim aslında. Bu eserin içeriğine göre değişiyor. Eğer kitap ilk eserim gibi polisiye türde bir eserse önceden kurgularım. Yedi Kapı Bir Hakikat gibi duygu yoğunluğu, şiirsel yanı baskınsa biraz eserin rüzgârına bırakıyorum kendimi. Eser çocuk içinse eğer orada durup iki kere düşünmek gerekiyor. Malumunuz okur çocuk olunca çok dikkatli olmak kelimeleri özenle seçmek gerekiyor.

10-Size ilham veren şeyler nelerdir?

İlhamda sınırım yok diyebilirim. Yazmak için ilham da beklemem pek aslında. Yazmak için zaman bulmam yeterli. Yazarken ilhamdan çok zamana ihtiyacım var yani. Günümüz dünyasında da belki de en çok olan ama değerlendiremediğimiz şey zaman diyebilirim. Bir şekilde zamanımızı başta telefon yani sosyal medya olmak üzere kıymetsiz şeylerle heba ediyoruz. Kısacası ilham değil de zaman lazım bana zaman…

11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?

Üretken olduğum zamanlar, her zaman aslında. Motive etmek dersek eğer onda da yazdıklarımın birinin nazarında değer bulması diyebilirim. Bana göre okunmayan bir şey aslında hiç yazılmamıştır. Bu cümleme çoğu yazar karşı çıkacaktır ama acı olan gerçek maalesef bu…

12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Okunmaya değer şeyler yazıyorum çünkü… Bunu şöyle bir örnekle açıklayayım. Bir elma bahçesine girdiniz. Amacınız çok basit: elma yemek. Bahçede yüzlerce ağaç(yazar) binlerce elma(kitap) var. O ağaçlardan ve elmalardan biri bir şekilde sizi çekecektir. Rengi, şekli, kokusu, yeri, daha önce oradan elma yemiş biri-en çok da bu etkili olur.- bir şekilde sizi bir elmaya yönlendirecektir. İşte bende o bahçedeki elma ağaçlarından biriyim. Elma verebilmişim ki o bahçedeyim. Elma vermeye de devam edeceğim. Elmalarım da çok güzel. Tadıyla, kokusuyla, rengiyle bence eşsiz. Neden mi çünkü o bahçede benden bir tane daha yok. Karar sizin… 

13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

Hani şu yemek programında yarışmacılar şeflere diyor ya şu tadı almanızı istedim, şu kokuyu vermek istedim. Alttan şu tat gelsin, üstten şu orama vursun diye. Sonra şefler o yarışmacıyı eliyor. Yazarların da elbette mesajları olur. Hayata dair, inanca dair, maddi manevi tüm değerlere dair yani aslında ama onu ne kadar başardığını o yemeği yiyen karar verir. Demem o ki mesaj değil de mesajın nasıl verildiği daha da önemlisi alıcıya ulaşıp ulaşmadığı önemli. Yoksa her yazar güzel mesajlar vermeye gayret eder. Hangi yazar sizi hayata küstürmeye çalışır ki?..

14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?

İlki zaman, ikincisi kapitalist düzende okuyucuya ulaşma güçlüğü… İkisiyle de başa çıkamadım henüz ama çabalıyorum…

15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Bu soruya cevabım evet olsaydı devamını yazardım ama inanın tıkanıklık yaşayan bir yazar değilim çok şükür…

16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?

Okur-yazar buluşmaları, sosyal medya, tanıdık yardımları ve bunun gibi röportajlar.

17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?

Benim gibi yazarlık yolunun başında olan taze yazarlar için çok kıymetli görüyorum. Kapitalist sistemde okura ulaşmak çok zor. Bu tür etkinliklerde yer alabilmek-zor da olsa- okurla buluşabilmek, okurun sizin varlığınızdan haberdar olması çok önemli. Okur bu sayede suyun başını tutmuş birkaç yayınevi ve yazar dışında ne kadar da çok kıymet verecek yazar ve eser olduğunun farkına varıyor. Yazar yazma hevesini bu sayede canlı tutuyor.

18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?

Biri yayın aşamasında olan bir tane de kağıda dökülmeyi bekleyen zihnimde bir eserim var. İnşallah onu da bir gün kâğıtla buluşturacağım.

19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?

Eserimden ve benden beklemedikleri bir dünyayla, üslupla özellikle iyi bir kurguyla karşılaşıyorlar eserimi okuduklarında. Ön yargılarında ne kadar haksız olduklarını görüp şaşkınlıklarını ve beğenilerini dile getiriyorlar. O zamanki tepkileri bende doğru yolda olduğum düşüncesi oluşturuyor. Beğenileri, tebrik mesajları beni çok mutlu ediyor. 

20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Çok büyük olasılıkla hiçbir şey beklediğiniz gibi gitmeyecek ama şunu her zaman hatırlayın: Bütün işlerin sonucu Allah’a varır. O nasip ederse olur, nasip etmesi için de ısrarla istemek lazım. Kısacası yazmaya devam…

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir