Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz? Öncelikle merhaba, 34 yaşında iki çocuk annesi ve hayata neşe ile bakan biriyim. Bu enerjik ve samimi kimliğimi korku-gerilim türünün o karanlık ve tekinsiz dünyası ile birleştirmeyi seviyorum. Gündelik hayatın sakinliği ile zihnin kuytu köşelerindeki gerilimi harmanlamak benim için eşsiz bir tutku. 2. Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu? Hayatım boyunca “acaba yapsaydım nasıl olurdu?” tereddüdüyle yaşamak ya da sonrasında “keşke o adımı atsaydım” pişmanlığını taşımak istemedim. İçimdeki potansiyeli ertelememek, keşkelerin ardına sığınmamak ve kendi hikayemin peşinden gitmek için o cesur adımı atmaya karar verdim; kırılma noktalarım tam olarak bu oldu. 3. Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı? Aslında geriye dönük düşündüğümde 15 yaşımdan itibaren yazdığımı fark ediyorum. Gözlemlerimin ve yaşadığım gerçekliğin bazen beni boğduğu anlarda kendi evrenimi kurabilme özgürlüğüne sığındım… Dış dünyadan kaçıp kendi sınırlarımı belirlediğim her an keşfedilmemiş kapıların birer birer açıldığını keşfettim. 4. Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu? Çocukluk ve gençlik yıllarımdaki okuma alışkanlığım, öncelikle konuşma dilimi ve kendimi ifade etme şeklimi olumlu yönde geliştirdi. Bugünkü yazma kabiliyetimi ve üslubumu tamamen o yıllarda kazandığım okuma disiplinine borçluyum. Doğru cümle yapıları kurabilmek, hislerimi ve zihnimdeki kurguyu okuyucuya en pürüzsüz şekilde aktarabilmek ancak iyi bir okur geçmişiyle mümkün olabiliyor. 5. Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz? Yazdıklarımı kendime saklayamayacak kadar çoğalttığımda ve bunu diğer okuyucularla da buluşturma isteği ağır bastığında bu kararı alma sürecim gerçekleşti. 6. İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir, siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz? Açıkçası “iyi” ya da “kötü” yazar tanımları beni çok etkilemiyor; çünkü benim tek yarışım kendimle. O kadar çok farklı bakış açısı ve kültür çeşitliliği var ki, herkesi aynı anda memnun etmek imkansız. A noktasını savunsanız, B noktasını incitebileceğiniz bir dünyadayız. Bu yüzden birileri tarafından onaylanmak ya da alkış almak amacıyla yazmıyorum. Yazmak benim için tamamen öznel bir yolculuk ve kendimi tatmin etme biçimi. Kendimi mutlu etmek, kendi sınırlarımla yarışmak her şeyden daha önemli. 7. Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir? Varoluş adlı romanım. 8. Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir? Bu da yine tamamen benimle ve zihnimle alakalı bir süreç. Çünkü yazdığım roman tamamen bir kurgu ve ben bu dünyayı gerilim türünde bir seri olarak tasarladım. Şu an serinin ikinci kitabı üzerine çalışıyorum. Dolayısıyla konuları, olayların gidişatını veya yönünü belirleyen tek şey tamamen benim hayal gücüm ve kendi isteğim. 9. Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu? Başlangıçta kafamda kurguyu detaylıca planlıyor, ana hatları kuruyorum. Ancak yazım sürecine girdiğimde işleyiş o kadar değişip farklı bir hal alıyor ki… Bir noktadan sonra hikaye ve karakterler kendi dinamiklerini oluşturuyor. Ben de onların gidişatına ve akışa teslim olup hikayeyi o anki doğal seyrine göre şekillendiriyorum. 10. Size ilham veren şeyler nelerdir? Eğer tekil veya serbest bir metin yazıyor olsaydım belki ilhamın gelmesini bekleyebilirdim. Fakat bir devam kitabı yazarken süreç sadece ilhamla ilerlemiyor; ciddi bir disiplin ve devamlılık gerektiriyor. Yine de hayatın akışı içinde karşılaştığım her şey bana dokunabiliyor. Dinlediğim bir müzik, izlediğim bir program veya o programın küçük bir detayı zihnimde yeni bir kıvılcım çakmaya yetebiliyor. 11. En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir? Odaklanabilmem ve zihnimi toplayabilmem için sessizlik gerçekten çok önemli. Beni asıl motive eden ve masanın başına oturtan şey ise zihnimin arka planında durmaksızın çalışan o çarklar… Olay örgüsü kafamda sürekli yeni şekiller alıyor ve zihnimde büyüyen o hikayeyi bir an önce kağıda aktarma isteği beni inanılmaz bir biçimde sürüklüyor. İşin en gerçekçi motivasyon kaynağı benim için bu üretme ve aktarma heyecanı. 12. Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı? Okuyucular kitabımı ellerine aldıkları an sıradan bir hikayeyle karşı karşıya olmadıklarını hemen hissedecekler. Anlatılanların her gün karşılaşılabilecek rutin durumlar olmadığını, kendilerini tekinsiz ve büyüleyici bir atmosferin içinde bulacaklarını görecekler. O büyülü seyre kapılacaklar. Eğer edebiyatla ve kitaplarla gerçekten güçlü bir bağı olan gerçek bir okurla buluşursa o roman, ellerinden bırakamayacakları bir serüvene dönüşecek. 13. Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir? Ben özgürlüğüne tutkun biriyim ve ister istemez karakterlerimi de bu özgürlük rotasında ilerletiyorum. Romanlarımdaki ana tema bir bakıma bu özgürlük arayışı etrafında şekilleniyor. Ancak bununla da kalmıyor; yaptığımız seçimlerin neticelerini ve hatta almaktan kaçındığımız, ertelediğimiz kararların bile günü geldiğinde önümüze nasıl dikilebileceğini gözler önüne seriyor. İnsan özgürleşmek isterken kendi kararlarının sorumluluğuyla da yüzleşmek zorunda kalıyor. 14. Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız? Bu soruyu hızlıca yayınevi arayışı ve editörlük kısmı diye yanıtlamak istiyorum. Özellikle kendi cümlelerimin değişime uğraması kabullenme adına zor bir süreçti. 15. Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz? Birçok kişinin aksine, yazar tıkanıklığı yaşadığımda ara vermek veya düşünmeyi durdurmak bana hiç iyi gelmiyor. Çünkü fark ettim ki yazmayı bıraktığım an o tıkanıklık süreci uzayıp gidiyor. Benim yöntemim biraz çalışmayan bir arabayı ittirmeye benziyor. Bazen o süreçte vazgeçmeden, küçük adımlarla zihnimi ve kalemimi zorlayarak ittiriyorum. Sonra bir an geliyor, o araba çalışıyor ve hikaye kendi kendine akıp gitmeye başlıyor. Tıkanıklığı durarak değil, ittirerek aşıyorum. 16. Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz? Yapay veya zorlama reklamlardan ziyade samimiyete inanıyorum. Dijital mecraları ve sosyal medyayı okurlarımla birebir, organik bağlar kurmak için kullanıyorum. Kitabımın dünyasını paylaştığım, okurların yorumlarını dinlediğim ve zihnimdeki kurguyu onlarla doğrudan tartıştığım samimi bir iletişim alanı yaratmaya çalışıyorum. 17. Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz? Masanın arkasından çıkıp okurun gözünün içine bakmak, kitabınızı tutan o ellerle sıkışmak paha biçilemez. Bir yazar için yalnız başına yazılan o saatlerin en somut ve büyülü karşılığı fuarlardır. Okurun yüzündeki heyecanı görmek bana muazzam bir yazma enerjisi verirken, okur için de arkasındaki zihinle tanışmak kitapla kurduğu bağı çok daha derinleştiriyor. 18. Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı? Şu an tüm odağım, gerilim serimin ikinci kitabını tamamlayarak hikayeyi derinleştirmekte. Kafamda bu dünyayı tam bir üçleme (triloji) olarak tasarladım; dolayısıyla bu kurguyu üçüncü kitapla birlikte güçlü bir finale taşıyıp tamamlayacağım. Gelecekteki hedefim ise bu üçlemeyi hak ettiği noktaya ulaştırdıktan sonra, zihnimde biriken yeni kurguları ve farklı olay örgülerini yine kendi üslubumdan taviz vermeden okuyucuyla buluşturmaya devam etmek. 19. Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir? Benim için bir kitabın başarısı kesinlikle satış rakamlarıyla değil, okuyucularımdan gelen o samimi ve derin dönüşlerle ölçülür. Bir okurun zihninde bir iz bırakabilmek ve “kitaplar değil, isimler satıyor” algısının ötesinde gerçek bir okur bağı kurabilmek benim için en büyük mutluluk. Kitabımın başarısı rakamlarda değil, okuyucunun ruhunda bıraktığı o yankıda gizli. 20. Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz? Asla “keşke” biriktirmesinler ve ertelemesinler. Kimseyi memnun etmek için değil, sadece kendi iç seslerini ve tatminlerini dinleyerek yazsınlar. İlhamın gelmesini beklemeden zihinlerini ve kalemlerini zorlamaktan korkmasınlar. En önemlisi de başkalarının başarı kıstaslarıyla değil, sadece kendi sınırlarıyla yarışsınlar.