RÖPORTAJ:AYDAN KUMRAL YÜMER

1)Eser sahibi kimdir? Sizi tanıyabilir miyiz?

Aydan KUMRAL YÜMER, İzmir’de doğup büyümüştür.  Girit mübadili bir ailenin 2.kuşağıdır. İlk, orta ve lise eğitimini İzmir Bornova’da tamamlamış olup, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Yerel Yönetimler Ön lisans ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi Lisans mezunudur. Aile ve Sosyal Yaşam Danışmanlığı ile Yaşam Koçluğu Sertifika programını bitirmiştir. 1991 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesinde başladığı Devlet Memurluğu hayatında; aynı kurumda yazı işleri, sosyal projeler, kadın ve çocuk çalışmaları ile sivil toplumla ilişkiler alanlarında yönetici pozisyonlarında görev almış olup, halen Bodrum Belediyesinde Nikah Memuru olarak görevine devam etmektedir. Evlidir.  Bir kız çocuğu ve bir kedi annesi ile iki yeğen teyzesidir.

2)Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?

3)Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?

 Bu iki sorunun cevabını bir arada vermek isterim;

Kitap yazma arzusu ilkokul çağlarımdan beri kalbimde yaşıyordu. İlkokul 1.sınıfta öğretmenimin beni Kitaplık Kolu Başkanı olarak görevlendirmesiyle beraber önce okumaya âşık oldum, İlkokul 4.sınıftayken yaşadığım şehirde bir kompozisyon yarışmasında okulumu temsil edip birinci olduktan sonra kendi kitabımı hayal ederek, el yazısı ile yazdığım yazılarımdan oluşan kağıtları elimle kesip kurdele ile ciltlemiş ve kendi kitabımı yaratmıştım. Sonra büyüdük, yıllar ve hayatın getirdikleri o hayali unutturdu veya ben öyle sanıyormuşum. Pek çok kişi gibi ben de pandemi döneminde kendi içime dönebilme fırsatı bulmuşken, 2021 Nisan ayında kız kardeşimi yakalandığı covid hastalığı nedeniyle 14 gün içinde kaybettik. Vefatından 2 ay önce kendisine başımdan geçen bir nikahın trajikomik hikayesini anlatmıştım o da bana bu hikâye film bile olur yazsana demişti. İşte ben sevgili ablamın yasını tuttuğum süreçte bir gün onun hatırasını onurlandırmak adına bilgisayarımın başına oturup yaşanmış o hikâyeyi roman olarak kurgulayıp yazmaya başladım. 2023 yılı Kasım ayında ilk kitabım olarak “Bir Bodrum Rüyası” ismiyle yayımlandı.

4)Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?

Okuduklarım ve okumaya devam ettiğim kitaplarda, aşırı süslü tasvirler veya uzun uzun betimlemelerin beni o eserden ve asıl konudan uzaklaştırdığını keşfettiğim için, kendi yazdıklarımda okuyucuya anlatmak istediklerimi sade bir anlatımla ve günlük dil kullanarak aktarmaya çalışıyorum.

5)Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?

Aslında spesifik olarak “şunu deneyimleyince karar verdim” diyemem. Zaten hayatımı idame ettirdiğim bir mesleğim var, yazarlık ise benim hayatın telaş ve koşturmalarına mola verip nefes alabildiğim alanım.

6)İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir, siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?

Bu soruya cevap vermekle haddimi aşmış hissederim zira ben “iyi bir yazar olmak” konusunda yorum yapabilecek mertebede değilim. Ancak izlediğim yol konusunda şunu diyebilirim, önce iyi bir okuyucu olmanın şart olduğuna inanıyorum.

7)Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?

İlk kitabim yukarıda da bahsi geçen, öykü-roman türündeki “Bir Bodrum Rüyası” isimli, yaşanmış gerçek bir hikâyeden kurgulanmış eserdir. 3 yıl önce yayımlanmış olup, okuyuculardan gelen geri bildirimler ışığında şu anda bu eserimi gözden geçirilmiş ve genişletilmiş hali ile yeniden basıma hazırlıyorum. (Kitaptaki kahramanların hikayelerini benim şahit olabildiğim süreler için aktarmıştım, kitabın bitiş yerinden sonra okuyucu özellikle ana karakterin akıbetini merak etti ve ona mutlu son yazmamı talep ettiler) Bunun dışında mesleğimle ilgili olarak Evlilik üzerine araştırma türünde bir kitabım tamamlanmak üzere son düzenlemeleri yapıyorum. Yine taslağı tamamlanmış halde bir fantastik / yarı kurgu romanımla ilgili tarihi araştırmalarıma devam ediyorum.

8)Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?

Konular hiç ummadığım bir zaman ve mekânda ama genellikle gece uyumaya hazırlandığımda bir anda aklıma düşüyor. Bazen de sosyal olaylar ve ülke veya dünya gündemi ya da toplumsal eğilimler o konuyla ilgili yazmaya itebiliyor.

9)Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?

Sadece karakterleri kurguluyorum, olayların akışına göre yazım sürecinde karakterler kendi yollarını çiziyor.

10)Size ilham veren şeyler nelerdir?

Bazen bir şarkıda geçen sözlerden, bazen hayattan gözlemlediğim şahit olduğum insan hikayelerinden esinleniyorum.

11)En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz, yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?

Bu soruda biraz durup düşünme ihtiyacı hissettim, sanırım beni çok içine çeken bir eser okuduğum süreçte üretim konusunda daha aktif olabiliyorum. Motivasyon kaynağım ise, toplumda belki de “delilik” diye adlandırılabilecek, zihnimi sürekli meşgul eden sesler ve düşüncelerin hiç susmuyor olması. Biliyorum ki kafamı dinleyebilmek için o sesleri susturmak adına çantamda, ofisimde ve başucumda daima duran defterlerime ya da bilgisayarıma yazmam lazım.

12)Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Çünkü yaşanmışlık ve adanmışlık barındırıyor. Çünkü “bir kitap yazayım da çok satsın veya ünlü olayım” düşüncesi ile yazılmadı. Yazılması gerekiyordu yazıldı.

13)…………….

14)Yazar olmanın ve yazmanın sizin için en zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?

Öncelikle sadece ben değil, benim gibi piyasada ünlü ve popüler olmayan tüm yazarların en büyük sorunu yayınevlerinin bize yaklaşımı. Talep edilen fahiş basım fiyatları, önümüze konulan sözleşme koşulları hepimizin en ağır sınavı.

Bunun dışında bir hikâye ile durumumuzu özetleyeyim; “… Adamın biri cehennemi geziyormuş, her millet için ayrı bir kazan ve hepsinin başında birer bekçi varmış. Kaynayan kazandan çıkıp kaçmak isteyenleri bu bekçiler geri aşağıya itiyormuş. Ama sadece Türklerin kazanının başında bekçi yokmuş, adam dönüp sormuş burada niye bekçi yok diye? Gerek yok demiş görevli; onlarda zaten yukarı çıkmak isteyeni kendi yakınları aşağıya geri çekiyor.”

15)Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Konfor alanımı terk edip kısa veya uzun bir yolculuk yapmaya çalışıyorum. Bu süreç beni her bakımdan tazeliyor.

16)Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?

İlk kitabım için yaşadığım kentteki yerel organizasyonlara ve kitap fuarına katılmıştım. Kendi imkanlarımla düzenlediğim imza günlerim oldu, sosyal medyayı aktif kullanarak kendimi tanıtmaya ve duyurmaya çalışıyorum.

17)Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?

Kendi kitabımla Bodrum 1.Kitap Fuarına katılana kadar, tüm kitap fuarlarına sadece okuyucu sıfatı ile katılmıştım. Ancak yazar sıfatıyla yer almanın hazzı bir başkaymış. Kitabımı çok satan popüler yazarların kitapları ile yan yana görmek çok gurur verici bir deneyimdi. Çünkü tüm yazarlar bilir ki kitaplarımız bizim evlatlarımız gibidir. Bu etkinlikler, yazarı ve okuyucuyu sadece fiziksel olarak bir araya getirmiyor. Her iki tarafın da birbirine dokunarak varlıklarını gerçekten hissedebilmelerini sağladığını düşünüyorum. Okuyucu, satırlarını sevdiği ve etkilendiği yazarla bire bir sohbet ederek, yazar da yazdıklarını beğenip takdir eden okuyucularla yüz yüze tanışarak sürecin tüm parçalarını bir araya getirip tamamlamış oluyor.

18)Şu anda üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?

Evet, şu anda yarı fantastik öğeler içeren ama gerçek tarihsel olaylara da dayandırılan bir kurgu roman üzerinde çalışıyorum. Ayrıca tür olarak aslında çok yakın olmadığım ama yakın zamanda yazarı ile tanıştığım için alıp okuduğum polisiye/gerilim türü bir kitaptan dolayı bu türü de keşfetme isteğim oluşmadı değil.

19)Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?

İlk kitabım Bir Bodrum Rüyasının ana karakteri Ali’yi çok benimseyip adeta bağrına basanlar, sosyal medya aracılığı ile bana ulaşıp da Ali’ye daha sonra ne olduğunu merak ettiklerini belirttiklerinde ve onun için mutlu son yazmamı talep ettiklerinde hem çok şaşırmış hem de çok duygulanmıştım. Bunun dışında yakın zamanda kitabı deneyimli bir yazar ve editör gözüyle okuyan çok kıymetli Pınar Pars hanımefendinin kalemimim tadını ve hikâyeyi çok sevmesi, bir film veya dizi izler gibi okuduğunu ve büyük bir alçak gönüllülükle beni elimden tutup bütün yapımcılara götürmeyi istediğini söyleyecek kadar övmesi beni çok gururlandırmıştır. Kendi kitapları bu kadar çok satan bir başka yazardan bu sözleri duymak herkese nasip olmaz diye düşünüyorum.

20)Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Kendim de o yolculuğun başında olan bir yazar adayı olarak tavsiye değil sadece iyi dileklerde ve okuyucuları bol olsun temennilerinde bulunmak isterim.

            Son olarak; bu röportaj için bana ulaşan Aylin Altın hanımefendiye ve Varyasyon Kalemler Dergisi’nin tüm emekçilerine teşekkürlerimi sunarım.

            Sevgi ve saygılarımla…

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir