1📌Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Cahangir Hüseyinzade, 2005, 18 nisan doğumluyum. Bakü şehrinde yaşıyorum. Bakü Devlet Üniversitesi hukuk fakültesi mezunuyum. Eskiden şiirler yazmış olsam da, şimdi romanlar, hikayeler yazmak daha cazip geliyor. 4 kitabım var, 5. bu zamanlarda çıkacak.
2📌 Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
Aslında belirli bir dönüm noktasından ziyade uzun süreli olaylar örgüsünden dolayı yazarlığa başladım. 2020 yılında kazandığımız muhteşem Karabağ zaferinden sonra şehit ailelerinin feryadı ve özellikle savaş acısından muaf yaşıtlarım arasında, sınır ötesi operasyonlar düzenleme arzusunu görünce savaşın ne kadar zor, acı bir süreç olduğunu betimlemek için kitap yazımı çalışmalarına başladım. Bu kitabı yazma sürecinde hissettiğim duygular, aldığım zevk aslında sonraki kitaplarıma da başlangıç oldu.
3📌 Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?
İlk eserim ismi Jül Sezarın Roma seferine karşı tabirinden esinlendiğim “Atılmış Püşk” eseridir. Burada İkinci Dünya Savaşında savaşan alman gencinin savaş serüvenleri, acıları, karakter gelişimi konu alınmaktadır.
4📌 Bu ilk adım size ne hissettirdi?
Ben eseri yazarken gerçek hayatta yaşadığım tüm kaygı ve zorluklardan bir an bile olsun uzaklaştığımı, kendi kurgusal evrenimle baş-başa kalınca daha huzurlu olduğumu hiss ediyordum. Yazdıkça yaratıcılık konusunda yeni dorukları keşfediyor, hayal gücümün sınırlarına eriştiğimi ve daha da ötesine varmaya çalıştığımı düşünüyordum.
5📌 Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
Eserlerim çoğunlukla baş karakterin çelişkili dünyasının, kararlarının olmasıyla öne çıkıyor. Bunu karakterin diğer, daha sabit ruh haline, karaktere sahip yan karakterlerle temasta, iletişimde olduğunda, olaylar örgüsüne maruz kaldığında yaşadığı karakter gelişimi, karar verme becerilerinin sergilenmesi gibi yorumlaya biliriz. Sonuçta her birimiz diğerlerinden tam haberdar olmayan, kendi hayatımızın baş rölüyüz ve her olay bile bizim için ders ola bilir, fikirlerimizi değiştire bilir.
6📌 Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
Zaman zaman farklı karakterlerin belirli özelliklerini kendimle özleştirsem de, beni en çok yansıtan karakterim “Atılmış Püşk” eserimdeki Otto Krüger karakteridir. O karakter savaşa katılma timsalinde hayata atılmış bir genç gibi okurla buluşuyor. İçine atıldığı savaşla karakteri oluşuyor, her sağ çıktığı operasyonda bi yara, bi ders alıyor ve zannimce her kes gibi ben de hayatın belirli bi noktasında böyle durumlarla karşılaştığımız oluyor. Keza ben Otto karakterini yazarken bunalım noktasında olduğum için karakterle daha özel bağ kurarak iç dünyasını daha geniş betimleme şansı buldum.
7📌 Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
“Atılan Zar”(Atılmış Püşk) İkinci Dünya Savaşında bir alman gencinin savaş serüvenleri, hayatta kalma mücadelesi olarak okurla buluşuyor. “Göçmen Yerliler”(Köçkün Yerlilər) yirminci yüzyılın başlarında, Birinci Dünya Savaşı sonları Azerbaycanında yaşamış kurgusal bir soylu ailenin statü uğrunda sosyal, politik mücadelesini ele alır. “Kanlı Kravat” (Qanlı Qlastuk) sakin, insanlığa umutlu bir insanın yaşadığı kayıplar sonrasında sosyal adalete karşı umudunu yitirmesi sonucunda, intikam arzusuyla suçluları hedef alan azılı seri katile dönüşme öyküsüdür. Eserde sosyal konulara, adalet ve kanunla ilgili konular yer almaktadır, psikoloji-polisiye romanıdır. “Göçmen Yerliler: Dönüş” ilk kitabın devamıdır. Kitap daha farklı konularla, yeni karakter ve olay örgüsüyle daha geniş evrenle okurla buluşuyor.
8📌 Bu kitapların sizin için anlamı nedir?
Bu kitaplar benim fikirlerimi, iç dünyamı ve farklı konular hakkındaki farklı düşüncelerimi kendinde kapsar. Benim eserlerim benim kitaba dönüşmüş halimdir. Kendim hissetmediğim, bilmediğim duyguları kitaplarımda göremezsiniz. Her karakterim aslında benim içimde saklanan ve ya insanların gördüğü belirli taraflarım, fikirlerimdir.
9📌 Yazarken size ilham veren şey nedir?
Bu kısa cevaplanacak bi soru değil, ama kısa cevaplamak gerekirse, her şey: birinin dudaklarından dökülen kelime, izlediğim bir dizi, film, okuduğum bir kitap, beğendiğim bir görüş, gözlemlediğim bir sorun, yaşadığım bir keder ve ya mutluluk.
10📌 Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
Bu fikrin her kes tarafından anlaşılması, algılanması gerektiğinde o fikri yazıya dökmek zaman kaybı değil, aslında “ben insanlığa bir şey katıyorum” hissiyle vicdan rahatlığıdır. Mesela ablamla konuştuğumda bana “intikam karışık bir duygudur, insan öncelikle intikam aldığında mutlulukmu yoksa susturulmuş vicdan azabı duyacağını anlamalı” kelimelerini söylemişti. Bu da benim aklımda bazı soruları, olay örgüsünü tetikledi ve bunu bi kitaba dönüştürmeğe karar verdim.
11📌 Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
Stabil bir rutinim yok. Zamanım olduğunca, ilham geldiğince yazarım. Benim için kitabın ne zaman biteceğinin bir önemi yoktur. Beğendiğim zaman “bitti” derim. Bu bir kaç ay, hafta ve ya yıl ola bilir. Maksat okura güzel kitap sunmak olunca geçen zamanın ve ya ne aralıklarla yazmanın bir önemi olmadığını düşünüyorum.
12📌 Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
Sık sık bilgisayarla uğraşmam, ama yazmaya oturursam bir kaç saat durmadan yaza bilirim. Yeter ki, moralim yerinde olsun.
13📌 Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?
Olaylar örgüsünü tasarlarken geçen zaman ve paralel olarak diğer olaylara etkisini aynı anda göz önünde barındırmak bazen zor oluyor. Bu yakınlarda 780 sayfalık orta çağ konulu fantastik roman bitirdim. Geçmiş olayları referans almak, bunu karakterlerin yaşları ve paralel olarak geçen zamanı her birine mükemmel şekilde uygulamak neredeyse kabus gibiydi. Ama bitirdim sonuçta ve ben gayet memnunum.
14📌 Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
İlk eserimi yazarken belirli dönemlerde bıkarak ara verdiğim olmuştu. Gerek çevre baskısı, gerek üniversite sınavına hazırlık dönemi epey baskı yapıyordu. Bir kaç arkadaşıma kitap yazmakla ilgili uzun süredir sakladığım sırrı verdim he kesitler attığımda beğendiler, destek çıktılar. Daha sonra yazmaya devam ettim.
15📌 Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?
Temel mesajlar genellikle vatanseverlik, milli sorunlar, sosyal, adli konular ve problemler olur. Dürüst olmak gerekirse, benim yazacağım eser birini düşündürecekse, ben toz pembe bir dünya, milli alanda bizi ilgilendirmeyen konular sunamam.
16📌 Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
“Başröl haklıdır” ifadesini hiç sevmem. Eserin sonunda hep okurun baş rölü sorgulaması ve ya hangisinin baş röl olup olmamasını kendince karar vermesini isterim. Benim aklımda bir baş röl olur, ama ben onu genellikle ideal iyi, ve ya baş kötü adam şeklinde tasarlamam.
17📌 Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Bu soruya mütevazi cevap vermem gerekirse, yeni üslupta yazmaya çalışıyorum. Etrafımda görmediğim konuları ve ya yurt dışı edebiyatında, film-dizi sektöründe olan konuları milli düşünceye aktararak uygulamaya çalışıyorum. Farklılık ve geniş hacimli kitaplar sevenler benim kitaplarımdan hazz duya bilir.
18📌 Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
Betimleme odaklı değil de olay örgüsü odaklı yazarım. Uzun, iki-üç sayfalık tasvirler, yazarın dilinden anlatmak bana göre değildir. Olayları bizzat karakterlerin dialoq ve monologları kapsamında aktarırım. Mesela bir olay olmuşsa, bir savaş, bir husumet olacaksa biz bunu ilk önce karakterlerin dilinden öğreniriz.
19📌 Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?
Ne isterlerse, o konuda yazsınlar. Yazarlık özgürlüktür. Kimse kimise kısıtlayamaz. Beğenip beğenmemek zevk meselesidir, ama yazar kesinlikle bunlara tabi tutulmamalı. “İnsanlar bunu istiyor” diyerek yazmak seni yazar değil, tekrarcı yapar.
20📌 Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?
Yazmak istiyorsanız, yazın. Ülkenin doktor, avukat, mühendislere ihtiyacı varsa, yazarlara da ihtiyacı var. Siz yazarlıkla uğraşmayı vakit kaybı gibi düşündüren içgüdü yazarlık değil sistemdir ve yazarlık yaratıcılıktır.




